Ünye Ticaret Odası, ticaret müzesi kuracakmış” Oda başkanı, kaybolan mesleklerde kullanılan aletlerin bu müzede sergileneceğini söyleyerek “ellerinde bu tür eşya bulunanların odaya hediye etmelerini istemiş ve “Bunları kimin hediye ettiğini yazarak onların adını yaşatacağız” demiş.
At martini Debreli Hasan dağlar inlesin..
Biri çıkıp ta: “Hasan Şimşek, Ticaret odası her şeye atlamak zorunda mı, bir müze zaten var, ikincisine ne gerek, her şeye gereksiz bulaşmayalım, her işimiz fiyasko” demiyor?
Hani, Ankara’da Ünyeliler Derneği kurulacaktı, sanki Ankara’daki Ünyeliler aptalmış gibi Ankara’ya dernek kurmaya gidildi, sonuç fiyasko, adamlar derneklerini kurdular senin esamen bile okunmuyor.
Ünye Fatsa buluşması ne oldu? İki şehir arasında sorun varmış gibi hedef gösterildi, belediye başkanları da bunun gazına geldiler, sonuç fiyasko.
Yemek kitabı basılacaktı, hani kitap? O da fiyasko.
Ünye tarihi ve anılarını toplayıp kitap yapacaktı, kimse tek satır yazmadı, o da fiyasko.. Madem döküman istiyorsun, ben on kitaplık anı ve tarih yazdım, al bastır tek kuruş istersem namerdim. Yazdıklarımı Ünyelilere anlatmak istedim benden 750 lira salon kirası istedin.
Sana bir sandık dolusu eski evrak teslim ettim, bunları iyi sakla içinde önemli belgeler var dedim. Buna bile sahip çıkamadın bir sandık tarihi belgeyi yok ettin, şimdi milletten anı ve tarih istiyorsun hangi akılla?
Geziler yapıldı Gürcistan başbakanı ağırlandı bir sürü tantata.. Gürcüstan’a veya başka bir yere Ünye’nin hangi ürününün bağlantısı yapıldı? O da fiyasko
Bugüne kadar yapılanların hepsi hepsi şov, hepsi fiyasko, hepsi hikaye.
Niyetin müze kuruyorum diye fenerin üzerine yatmaksa hiç heveslenme.. İdris Bey’in önünde söz verdin, ben İdris Bey’i tanırım.. Ama kuyu taşı benim meselem, unutma bir gün onu muhakkak alacağım..
Ayrıca şu tabela işinden halen ses gelmedi, borç dosyası kabarıkmış, ödendi ise kamuoyuna makbuzu göster..
Belediyeye tekrar soruyorum sokaklardaki tabelalarından bu adama ne kadar tabela parası tahakkuk ettirildi neden para tahsil edilmiyor? Ödemiyorsa icraya verin. Düşünün bu adam bir de ticaret odası başkanı
Bir de matbaa işi var..Matbaa işlerini ucuz diye Ünye dışına veriyorlar. Mademki tasarruf istiyorsunuz, bütün matbaa işlerinizi son verilen en ucuz teklifin yüzde 20 altına yapmayı teklim ediyorum, haydi bakalım, daha, kıvıracak tarafı kalmadı..
Ticaret müzesi açacakmış…
At martini Debreli Hasan dağlar inlesin…
Plastik üzerinde zıplayan sahil çocukları
Bir yazar arkadaş köşesinde Yalı’da kumsalı işgal etmiş plastikler üzerinde zıplamaya gelen kuru kalabalığı şehirde canlılık olarak nitelemiş.
Bu kumsal Sarp sınır kapısından Samsun’a kadar Karadeniz otoyolundan kurtulan şehir içindeki son kumsaldır. Ünye’den geçen tur otobüsleri burada durarak bu kumsalı anlatırlar. Biz ise bu plastik oyun araçları ile kumsalı kapatarak, denizle insanlar arasına duvar ördük. İnsanlar plastik yığınından denizi göremiyorlar.
Bunlara gelecek yıl izin verilmemelidir. Vatandaşın ekmek parasına da mani olmamak için hep kaldırmak yerine öbür kumsala taşınmasında fayda vardır. Bu kumsal Ünye’nin vitrinidir, kumsal olarak kalmalıdır.
Buralardan sorumlu Kemal Çöp umarım gelecek bu hatayı tekrarlamaz. Bu Ünye’yi biz yolda bulmadık, böyle ucuz işleri bırakalım artık.
Çocukları bu plastiklerin üzerinde zıplatmak canlılık değil bir curcunadır. Bunlar sahil çocuklarıdır, kuma bassınlar. Eminim ki o çocukların içinde daha ayağını denize sokmayanlar vardır. Bir deniz şehrinin kumsalını kapatmış plastikler üzerinde zıplayan çocukları ve kuru kalabalığı canlılık sayan değerli arkadaşımın bu yorumuna katılmıyorum. Birinci sınıf ilçelerde böyle şeyler olmaz bunlar panayırlarda olur. Müziğe gelince ses gayet normal, bunlar sahil tatil ve deniz şehirlerinin özelliğidir.
Doldurma Parka Betondan Restoran
Doldurma park yanlış hatalı gereksiz bir iştir.
Bu parayla bir otogar, bir kültür sarayı, bir yaşılar evi, çok sayıda park ve bahçe yapılabilirdi.
Buranın ve Cumhuriyet Meydanı’nın tasarımını, kızağa alınmış, şimdi emekli peyzaj mühendisi biri yapmıştı, fakat adamın projesi çöpe atıldı. Meydanda da bir sürü hatalar vardır. Yürüyüş yolları, araç yolu, yeşil alanlar, oturma grupları işlevleri açısından yanlış yerlerdedir.. Ağaçlar kurumuştur, kesmeye korkuyorlar, tabanda yağmurda üç santim su birikmektedir.
Doldurma parka gelince proje çöpe atıldıktan sonra, belediye başkan vekili Kemal Çöp yanında bir kameraman İstanbul’da ve Türkiye’nin başka yerlerinde parkları gezerek ve oralarda çekim yaparak gördüklerini buraya uygulamayı düşünmüşler, gidilmiş gelinmiş, yenilmiş içilmiş, gezilmiş, paralar uçmuş ama sonuç alınamamıştır. Dolmapark halen kelaynak kuşu gibi durmaktadır.
Şu anda parkın orta yerine kalın beton direklerle restoran yapılmaktadır. Bu betonun üzerine yirmi katlı apartman dikilir. Gidin, Eyüp Piyerloti tepesindeki İstanbul Belediyesinin yaptığı eski İstanbul evlerine bakın. Ünye’ye ne güzel yakışırdı.
Zaten buraya kimse gitmiyor.. İki liraya pide satacaklarmış, iflas eden şehir içindeki pidecileri de buraya hamurcu alırlar herhalde.
İyi Bayramlar
Aslında bugün size define yazacaktım. Rumlar 1924 yılında Ünye’den giderlerken altınlarını yolda çalınır diyerek on üç yere sakladılar. Neden on üç, sonra yazacağım.. Bunlardan dördü tesadüfen bulundu. Dördünü Yunanistan’ dan gelerek aldılar. Beş tanesi halen duruyor.. Bunları yazıp defineciler bayramda Ünye’nin altını üstünü kazmasınlar diye sonraya bıraktım.
Sizlere sevgi ve barış dolu mutlu bayramlar diliyor herkesi kucaklıyorum. Ben bayramı çocuklarla birlikte Ayvalık’ta annemin yanında geçireceğim.
Annem dün telefon etti, “Nerdesin, ne zaman geliiiin? Ünye’de isen gelüken biraz melevcenle iki kilo da tirmit al, melevcenler nezük olsun, süt çökeleği bulusan iki kiloda çökelek al. Bazarda çökelekçi Kel Hasan var, ona git, seni gandururlar, hadi tez gel. Gelüken Ortaçarsı’dan telefoncu gızcazlardan gontür de al bana, unların gontürü bereketlü oliiii, selamımı söyle, Hacıanne selam ediii de..
Ben İstanbul’dayın anne, aha buraya yazdım gızcazların okurlar da selamını alırlar..