Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Eylül 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
İçimizdeki Yahudiler...
musakiroglu@mynet.com

12 Eylül 1980 darbesi sırasında gözaltında bulunduğum Trabzon Askeri Gözetimevi’nde aramızda “Yehova Şahidi” ileri gelenlerinden Mario İzolabella adında birisi vardı.

İstanbul’da düğme tüccarlığı yaptığını söyleyen bu kişi koğuşta bir ara beni tekleyip; “Sizin adınızdaki Musa’yı kim verdi. Aileniz mi?” dedi.

Cevap vermeden; “Hayrola böyle bir soru nerden icap etti ki?” dedim.

“Yanlış anlama biz Yehova Şahitleri Yahudi değiliz. Merakım bu yüzden değil ama sizin adınız Musa olunca ailenizde Yahudilik var mı, yok mu diye merak ettim” dedi.

Ben fırsatı kaçırmadım, biraz konuşturmak için yüzümde hafif bir tebessüm yaratıp yüzüne baktım. Onun da yüzünde sanki güller açtı, beni Yahudi belledi.

Ben “Tamam, numaramı yedi” diye geçirdim içimden.

Adam aramızda bulunduğu üç gün içinde neler anlatmadı bana…

Örneğin; Trabzon’daki Yahudi ailelerin kimler olduğunu söyledi.

Bunlardan birisini çok iyi tanıyordum. Kızları bizim okuldaydı. Dindar bir aileydi. Hatta bir de cami yaptırmıştı bu aile.

Ama Yehova Şahidi Mairo’nun dediğine bakılırsa Yahudi bir aileymiş. Şartlar gerektirdiği için İslam’dan görünüyorlarmış.

Sonraki yıllarımda bu aileyi her fırsatta sordum soruşturdum. 1995 yılında ulaştığım bir bilgi ile ailenin “dönme” olduğunu öğrendim.

Sonra halkaları birbirine ekledim. Ailenin kızı okuldayken bana sürekli yakınlık gösteriyor, sık sık evlerine davet ediyordu. Ben de zaman zaman gidip misafirleri olurdum. Bu ziyaretlerim sırasında bana ailemle ilgili sorular sorarlardı.

Ben, sordukları soruları, “Kızları için beni uygun buluyorlar da ailemi soruyorlar” diye yorumlardım.

Ama ailenin Yahudi dönmesi olduğunu öğrenince adımın Musa olmasından dolayı bana yakınlık gösterdiğini yıllar sonra anladım.

Benzeri bir olayı da İstanbul’da yaşadım. Toptan-Kantariye ticareti yaptığım yıllarda bazen İstanbul Rami’deki toptancılara gider, mal bağlantısı yapardım.

Orada tanıştığım, adı İshak olan bir toptancıyla birlikte bir keresinde Cuma namazına gittik. Namaz çıkışı bana döndü; “Benim adım İshak, bu nedenle namaz sonrasında İshak Peygambere dua ettim. Senin de adın Musa,  sende Musa Peygambere dua ettin mi?” dedi.

O anda anladım ki bu vatandaş ta “dönme”. Beni sınamak için “zarf” atıyor, kendilerinden olup olmadığımı öğrenmeye çalışıyor...

Bu iki olay beni “İçimizdeki Yahudiler”le ilgili bayağı bir bilgi sahibi yaptı.

Bu ara Türkiye ile İsrail arasında serin rüzgarlar esiyor. Hükümet, İsrail’in Mavi Marmara Gemisi’ne saldırısını ve Gazze’de yürüttüğü insanlık dışı uygulamalarına karşı her alanda yoğun bir mücadele sürdürüyor.

Tabi bu mücadele insanlarımız tarafından da muazzam bir destek görüyor, alkış alıyor. Destek verenlerin yanında yer alan basın; “İsrail bunların bedelini ödeyecek” diyor.

Ama bir grup basın var ki ne diyor biliyor musunuz; “Bunun bedelini öderiz”

Kim bunu söyleyenler? İçimizdeki Yahudiler. Puslu, puşt yuvalarından sinsi sinsi “Yapmayalım, İsrail’e kaşı çıkmayalım, yoksa bunun bedelini ödemek zorunda kalırız” diye alçaklık örneği uyarılarda bulunuyorlar.

Ama bir avuçlar… Asıl biz onları uyarıyoruz; akıllı olsunlar, yoksa yeri geldiğinde bu milletin tükürükleri bile onları boğmaya yeter.

Akıllı olan, İsrail’in yaptıklarını onaylamayan Yahudi yok mudur? Vardır tabi. Ama alınmasınlar sözüm katiyetle onlara değil, saldırgan İsrail’den yana olanlaradır. 

 



Bu Haber 2438 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI