21 Eylül 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Naftalin Kokulu Oda
yasar.karaduman@gmail.com

Halen var mı bilmiyorum,  evlerde misafir odası olurdu. Perdeleri hep çekili koltukların üstü örtülü olan naftalin kokan bu odaya ben  “Naftalinli Oda”  derdim. Oldum olası bu naftalin kokusunu sevmedim. Annem evde her şeye naftalin koyardı.  Oda misafir geldiği zaman açılır başka zamanlarda kullanılmazdı.

Annemin Veysel Kaptanlara gelin gelirken getirdiği otuzlu yılların mobilyası ile düzenlenmiş odada ahşaptan yayları oturanın poposuna batacak kadar sert dört beş adet koltuk üzeri beyaz bir örtü ile örtülü dururdu.

Büfe dedikleri içinde yalnız misafir gelince kullanılan bardak ve fincan takımları bulunan camlı bir dolap, duvarda asılı hiç açılmayan, arka sayfasına doğum tarihlerimiz yazılmış bir Kuranı Kerim yerde yine annemin çeyizi bir halı bulunurdu.

Ortada sehpanın üzerinde cam tabakta çeşitli sigaralar, kristal görünümlü kül tablası,  yanmayan bir çakmak da modernitenin görüntüsü gibiydi. Oda misafir gelene kadar kullanıma kapalı idi. En ilginci de evin en büyük odası olmasıydı. Ev ahalisi genelde yandaki iki çekyattan ibaret küçük odaya tıkılmış olarak geçirirdi hayatını. Odaya girmek yasaktı, bazen ders çalışmaya izin çıkardı. Sanırım bugün bile bu Türklere mahsus geleneği yaşatan çok kişi vardır.

Bu odada hiç yaşanmadı.

Evlendiğimde ilk evimiz Hannover’de bahçe içinde idi, bütün odalarda doya doya yaşadık ve kullandık.. Bu oda anılarımda soğuk, hissiz bir oda olarak kaldı.

 

Mum Çiçek ve Yemek

Nur içinde yatsın rahmetli bize çok iyi baktı.. Giyeceklerimize çok dikkat ederdi. Görgü kurallarını iyi bilirdi. Çok güzel yemek ve sofra kültürü vardı. Normal bir akşam yemeğinde bile masada çiçek ve mum olurdu. Ben de yalnız da olsam masada mumu ve çiçeği eksik etmem o gideli beri.

“Bir gün ben gidersem iki şeyden çok sıkıntı çekersin: Yemek ve temizlik… Yemek neyse de inşallah bitlenmezsin” derdi.. Neden öyle derdi halen merak ederim. Ben öyle çok dağınık ve pis biri de değildim. Ne zaman üstüm başım kirlense onun sözleri aklıma gelir ve giyeceklerimin temizliğine çok özen gösteririm.

Yemeğe gelince  haklı çıktı.. Yemek işlerinde çok becerikli olamadım, zaman içinde aç kalmayacak kadar öğrendim. Öyle baklava börekler açamadım ama, birkaç tava tencere yakarak bazı yemekleri yapmayı becerdim. Bazen de yemek yapmaktan keyif aldım.. Ama yalnız yenen yemeklerden hiçbir tat alamadım.

Ama hiçbir zaman annem gibi pilav yapamadım, hatta hiç pilav yapamadım. Ya lâpa oldu ya da tencere yanardı. Canım arada bir Karadeniz yemekleri isterdi, rahmetli bilmezdi, hamsili pilavı özlerdim, “Hamsiden de pilav mı olur?” derdi. Zürih’te iken işyerine staja grafik öğrencisi Karadenizli bir kız gelmişti adı Zeliha idi, Zeliha bana evde annesine yaptırır getirirdi.

Define yok..

Değerli okuyucular, Ünye gibi küçük şehirlerde köşe yazarı olmak, gazeteci olmak halen zor. Bu işi benim bir de  elli yıl önce Ünye’nin nüfusu yedi sekiz ve daha ortaokulda öğrenci iken yaptığımı düşünün..Yazılardan alınanlar, kırılanlar oluyor.  Çoğu tanıdık eş dost arkadaş.

Define işine gelince..

Benzer sorunu daha önce de yaşamıştım. Ne zaman define yazsam başlıyorlar Ünye’nin her tarafını kazmaya.. Bazı dostlarım bu hassa konuyu çok yazmamamı önerdiler, o nedenle define yazımı,  şehre zarar vermemek açısından başka bir zamana bırakıyor, en iyi define çalışarak kazanılan paradır, öyle yapıyorsanız zaten defineyi bulmuş sayılırsınız illaki istiyorsanız define aramak için resmi başvuru yapın diyorum.

 

Sistemi Ölmüş Deniz

İçme suyu projemizin temeli atıldı, hayırlı olsun.. Ünye elli yıllık su sorununu halletti. Arıtma tesislerimiz de hizmete girer çöp işimiz de hallolursa Ünye mavi bayrağa doğru gidiyor demektir

Ama… Bu seferde Akçay’daki Doğal Gaz Çevrim Santralinin deniz suyuna vereceği zarar başlıyor. Ünyeli balıkçılar santralin denizden alıp tekrar denize vereceği sudan deniz suyunun ısınacağını ve eko sistemin bozulacağını iddia ediyorlar. Bu da belediye başkanının dikmek istediği mavi bayrağa büyük engel, acaba haberi var mı? Sistemi ölmüş bir denize ne dikersen dik, bu suda denize girmek bile sakıncalı, kim bilir hangi deri ve cilt hastalıklarını ve daha ne gibi sorunları beraberinde getirecek?

 

Eşek Yolu Hikâyesi Bitti

Nihayet yola geldiler, nihayet park ve bahçeler müdürünün kafası bastı. Sert yorum ve tartışmalara neden olan, insanların çimenlere basarak yol yaptığı, belediyenin de taş döşeyerek meşrulaştırdığı “Eşek Yolu”nda mantık galip gelmiştir. Yapılanın hata olduğu kabul edilmiş, döşenen taşlar sökülerek yeniden çimlendirilmiş taş paraları, usta parası, çimen parası, emek ve zaman, boşa harcanmış uçup gitmiştir.? Ben olsam bütün masrafları müdürün aylığından keserim. Bütün bu tiyatroya ne gerek vardı? Daha bunun gibi inatla yapılan, paraların boşa harcandığı, onlarca çarpuk çurpuk acemice, bilgisizce yapılmış bir sürü iş var Ünye’de.

 

Meydandaki kuruyan ağaçları da kestiler

Bunların hepsini en az on defa yazdım. Şimdi kaldı güvercin pislikleri.. Bununda bir gün farkına varacaklar, henüz uyanmadılar. Hepsini yazarak dikkatlerini çektik. Biz yazdıktan altı ay sonra yapıyorlar,”Bak yazdılar da yaptılar” demesinler diye.

Güya uyanıklık yapıyorlar, halk sanki halk anlamıyor  halk salak ya..

Daha kelek yel değirmenlerini de kaldıracaklar kumsaldan, bir gün onun da ne kadar basit olduğunun farkına varılacak.

Kumsala koyulmasına izin verilen plastiklerin de, paslı deniz bisikletlerinin de hata olduğu, Yalı kumsalını o bölge oy vermedi diye bakımsız ve pis bırakmanın ve kin gütmenin hata olduğu da anlaşılacak.

Bu şehirde ne kadar tahtakale işi şey varsa bitgün hepsinin farkına varılacak. Hep ben yazdıktan altı ay sonra düzeltecekler “o yazdı da yaptılar” demesinler diye. Bunlar uyanık, biz aptalız ya..

 

Kaymakam Bey Hoş Geldiniz…

Herkes kendisini kapılara kadar uğurladı ama içlerinden de “çok şükür kurtulduk” diye de bayram ettiler giden kaymakam Osman Beyin ardından.. Ben uğurlamaya gitmedim, gözüm görmesin bu muhabbeti diye, o da bize veda ziyaretine gelmedi. Zaten basın olarak bizi sevmedi. Açıkçası biz de onu sevmedik. Yine de yeni görevinde başarılar dilerim Osman Bey’e

Yeni kaymakamımız geldi göreve başladı, kendisine hoş geldiniz diyor başarılar diliyorum. Güzel ve kaliteli insanların yaşadığı güzel bir şehre gelmiştir. Onu bir dost sıcaklığı ve muhabbeti ile kucaklıyorum. 

Eğer bu satırları yukardan beri okumuşsa merak edecektir “Nedir bu eşek yolu hikayesi?” diye.  Ünye çok renkli bir şehirdir, hikayesi bol bir şehirdir..  El ayak çekildikten sonra sıramız gelince biz de kendisine “hoş geldin” e gideceğiz, şimdi kalabalıktır ayakaltında dolaşmayalım. Yeni görevinde başarılar diliyorum kaymakamımıza..

 



Bu Haber 701 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : zirat koprusu Tarih : 22 Eylül 2011 / Pazar Üye Adı :Osman TASBASI
CENABI ALLAH KULLARINA YANLIZ NAMAZ HAC ZEKAT SORMAYACAK KULLARIM ICIN VE DUNYA ICIN NE YAPTIN SORACAK cevabini KARADUMAN ABEYIMIZ HEMEN VERECEKTIR SEN COK YASA EMME CIRAK YETISTIR TEMEELLERINE BINALAR DIKILSIN SITELER KURULSUN SEHIRLER BOLGELER ULKELER
Başlık : Oldu mu şimdi? Tarih : 21 Eylül 2011 / Pazar Üye Adı :bilgin hasdemir
Sayın Garaduman, Benim de bir define hikayem var.. Bi tarihte dayım hapise düştü... Yengem ve iki çocuğu köyde ... Tarlayı kazıp, ürün ekme zamanı geldi. Yengemin okuma yazması yok... Bana mektup yazdırdı ve dayıma tarlayı ne yapacağını sordu.. Mektubu gönderdik... Bir hafta sonra hapishaneden GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı bir zarf geldi.. Açtım yengeme okudum... Dayım tarlayı dokunmamasını, çünkü orada on bir küp içinde altın sakladığını yazmış. Mektubu okumayı daha bitirmemiştim ki hapishane yetkilileri gelip kazma-kürek tarlayı kazmaya başladı... Tam iki gün uğraştılar... Hiç bir şey bulamadılar, çekip gittiler. Yengem yine dayıma mektup yazarak durumu anlattı... Dayımdan gelen mektupta, artık tarlaya canının istediğini ekebileceğini söylüyordu..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI