Nasrettin Hoca masalı veya Aziz Nesin’in “ Ne Yaşar, Ne Yaşamaz” hikâyesi gibi sonunda bizim de başımıza geldi. Ünye’de stadyumun karşısında bulunan “Aile Sağlığı Merkezi”ne hiç yaşamamış birinin adını vermişler ve merkezin adını “Sağlık Bakanlığı Hüseyin Gazi Aile Sağlığı Merkezi” yapmışlar. Bu binada Verem Şavaş, Sağlık Grup Başkanlığı, Ana Çocuk Sağlığı gibi birçok kurum ve daha çok aile hekimleri, bulunmaktadır.
Peki Hüseyin Gazi Kimdir?
Bu binaya adı verilen Hüseyin Gazi Kimdir? Nerede ne zaman yaşamıştır, Ünye’ye hangi hizmetlerinden dolayı bu kuruma adı verilmiştir? Yaptığım araştırmalar sonunda hiçbir iz bulamadım ve şaşırdım.
Buraya bu adın kim tarafından hangi amaçla ne zaman verildiğini bir dilekçe ile İlçe Sağlık Grup Başkanlığına sordum.
Cevap Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nden geldi, cevapta benim sorduğum sorular atlanmış yuvarlak bir cevapla böyle birinin yaşamadığı tespit edilmiş ve kurumun adının “Ünye 1 nolu Aile Sağlığı Merkezi” olarak değiştirilmesi için valiliğinde olur vermesi üzerine bakanlığa sunulmuştur” denilmiştir.
Alın size bir komedi daha.
Ben size kurumun adını değiştirin mi dedim?
“Bu Hüseyin Gazi kim?” diye sordum, neden bu isim buraya verildi diye sordum.
Sorumu tekrarlıyorum: Hüseyin Gazi Kimdir, neden bu isim buraya verilmiştir, hiç yaşamamış birinin adını neden buraya verdiniz. Bu Ünye’yi hafife almaktır. Buna sebep olanların bulunmasını ve Ordu İl sağlık Müdürlüğü’nden resmi açıklama ve özür ve sayın valimizin ilgilerini bekliyorum.
Ayrıca dilekçemden sonra neden yangından mal kaçırır gibi kurumun adını değiştiriyorsunuz, bu iş bu kadar basit olmamalı? Buraya Ünye’ye tıp dalında hizmetleri geçmiş birilerinin adının verilmesini öneriyorum.
Bu kişilerden biri, Ünye’nin ilk tıp doktoru Dr. Fahrettin Gökşin, biri, atmış yıl Ünye’ye hizmet etmiş Ünye’nin tek doktor kardeşlerden biri olan Dr. İsmet Ereren,diğeri ise Atatürk’ün sirozdan ölmediğini ilk açıklayan Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu, tabi kendileri ve hayatta olmayanların varisleri uygun gördüğü takdirde.
Daha Çok Yanlış isim Var
Ünye’de bunun gibi daha birçok yalan, yanlış hatalı bir sürü kurum, kuruluş sokak, cadde mezar, türbe ve evliya isimleri var. Bunları düzeltecek bir kurum da yok Ünye’de. Belediyenin ve Kültür Müdürlüğü’nün astığı kendi tabelaları bile hatalı ve yanlış. Mesela “Belediye Konservatuarı” gibi Ünye’de bir konservatuar mı var? Var da bizim neden haberimiz olmadı? (Bu konservatuar işine gelecek haftalarda geleceğim). Sokak isimleri de hatalı yazılmış, yollarda bir sürü yalan tabela dolu. Ünyeliler çok sevdikleri Yunus Emre’nin bile tabelasını yalan yazmışlar. Her gün bir yerde yanlış ve uydurulmuş isim hikaye ve tarihle karşılaşıyoruz. Bunları gelecek haftalarda ayrı bir konu olarak işleyeceğim.
100 yıllık Ünye Feneri
100 yıllık Ünye Feneri fener burnunda gelip geçen gemilere ve denizcilere hizmet verdikten sonra 2004 yılında yenisi ile değiştirildi. Asetilen gazı ile çalışan eski fener depoya kaldırıldı. İstanbul’da yaşayan İnşaat Mühendisi Eren Tokgöz yıllarca bu fenerin izini sürdü ve her seferinde bana: (Abi bu feneri bulalım ve alalım bir gün Ünye’ye bir müze yapılırsa oraya koyarız) derdi. Ve feneri buldu istemiş, bir gün geldi: (Abi feneri şahıslara vermiyorlarmış, bir kurumun istemesi gerekmiş, belediyeye iki defa söyledim ilgilenmediler, Ticaret Odası’ndan rica ettim, bir yazı ile isteyin dedim) dedi. Ticaret Odası istedi ve fener Ünye’ye geldi. Bunu ben de İstanbul’da Kadıköy Ünyeliler Derneği Başkanı olarak ister ve alabilirdim, ama Ünye’den biri alsın istedik.
İşte asıl tiyatro ondan sonra başladı. Ticaret Odası başkanı kerameti kendinden bilerek fenerin üstüne yattı.
“Feneri ver, zaten sana emanet verildi müze de yapıldı müzeye konulacak” dedik.
“Vermem fener benim” dedi ve bana kin besledi.
Bir şekilde bu fener işi İçişleri Bakanımız İdris Bey’e söylendi. İdris Bey olmasaydı bu şahısla işimiz zordu.
Geçende feneri tıpış tıpış teslim etti. Feneri teslim ederken de şov yapmayı ihmal etmedi “Fener oraya yakışır” demiş, biz de aynı şeyi demiştik. Sıkıysa vermeseydi.
Bir de fenerin başına toplanmışlar basının karşısında devir teslim töreni yapmışlar, teslim törenine ne demek, kimin malını kime veriyor kendi kendinize gelin güveyi oluyorsunuz, biraz ayıp olmuyor mu? Bu tür ucuz şovları bırakın artık.
Belediye adına feneri teslim alan Kültür Müdürü Sevdal Toprak yürek sızlatan yağ dolu bir de konuşma yapmış ve duygularını şu sözlerle ifade etmiş diye yazdı basın: “Bu nadide eseri bizlere vermekle çok büyük bir onur, şeref bahşetmiş bulunuyorsunuz, biz de Ünye Belediyesi olarak sorumluluğumuzu yerine getirerek teslim alıyoruz” demiş
Vay anasını…
Ne konuşma ne konuşma…
Gözlerim doldu…
Sayın müdür, bu fener zamanında alın diye belediyenize başvurulduğu zaman nerdeydiniz, sorumluluğunuzu yeni mi fark ettiniz, şimdi bu acıklı konuşmayı yaparak yüreklerimizi sızlatıyorsunuz.
Basını Dışarı Çıkartın
Geçende kaymakama hoş geldin ziyaretine giden Ticaret Odası Başkanı Hasan Şimşek, konuşmanın bir yerinde Kaymakam Mustafa Bey’e “Kaymakam Bey, basını dışarı çıkartalım” demiş.
Geçmiş yıllarda gazetecilik yapmış basının ve gazeteciliğin kahrını çekmiş Kaymakam Mustafa Bey: “Gazetecilerden, basından ne istiyorsunuz, bırakın kalsınlar, onlar bizim gözümüz kulağımız, ben de bir zamanlar onlar gibi bu mesleğin kahrını çektim” demiş.
Acaba bu kişinin, basından gizli kaymakamla konuşacağı şey neydi? Basınla ne derdi vardı? Neden ve hangi konuyu basının duymasını istemiyordu?
Biz bir gün gelir bunu duyarız.