Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
7 Ekim 2011 Pazar
MİSAFİR KALEM
Meltem Bilim / Ben Bir Kasabalıyım

Ben bir kasabalıyım, büyük şehirlerin hoyrat rüzgarlarında tutunmaya çalışan. Her geçen yıl doğduğu kasabayı daha bir özleyen, Karadeniz'de küçük bir sahil kasabasıdır doğduğum ve büyüdüğüm yer. Adı Ünye.

Çocukken şanssızlık olarak gördüğüm kasabalılığın şimdilerde ne büyük bir nimet olduğunun farkına varıyorum. Dört duvar arasına sıkışmış apartman çocuklarını gördükçe içim eziliyor, bilgisayar önüne kilitlenmiş küçücük bedenlere nelerden mahrum kaldıklarını anlatmak istiyorum, anlatamıyorum. Oysa nasıl da güzel yaşanır kasabada çocukluklar, düşe kalka öğrenilir hayatın ilk dersi.

Ben bir kasabalıyım, dizlerimdeki yaralar hiç eksik olmadı benim, bisiklete binmeyi evimin tam karşısındaki geniş çayırlarda öğrendim, her birimize bir ağaç düşerdi arkadaşlarımızla ve o ağaçlarda komşuculuk oynar, ağaçtan ağaca geçerken de bazen düşerdik ama hiç canımız acımazdı ya da bize öyle gelirdi oyunun heyecanından.

Yaz mevsimi mevsimlerin en güzeliydi biz deniz çocukları için, annelerimiz evde hummalı bir hazırlık yapar, yürüyüş mesafesindeki kumsala giderken ağır piknik sepetlerini babalar taşırlardı. Ailelerimiz deniz kenarındaki çayırlık alanda, ağaçların altında oturup hazırladıkları çörekleri, kahvaltılık kızartmaları, buz gibi karpuzları atıştırır bir taraftan da fazla açılmayalım diye bizi gözetlerlerdi. Ne güzeldi hem piknik yapıp hem denize girebilmek, şimdilerde hiçbir plaj sefası o günlerin tadını vermiyor bana.

Yaşadığımız kasabada herkes birbirini tanır, akşam sahil kenarı gezmelerini yaparken sürekli birileriyle selamlaşılırdı. Kazara birilerini görmez de selam vermeden geçerseniz havada kalan selamın acısı sonradan fena çıkardı.

Ben yeşille mavinin hep iç içe olmasına alışmıştım, ta ki başka şehirler görme arzusuna boyun bükene kadar. Ya hiç görmediğim kadar mavi bir deniz vardı yeşilsiz ya da bir avuç yeşile hasret kalmış sarı topraklar gezdiğim yerlerde, bazen de taş binalara yenik düşen yorgun şehirler.

Uzunca bir süre ben yüzme bilmiyorum diyen biriyle karşılaştığımda şaşkınlığımı gizleyemedim. Aklım bir türlü almıyordu nasıl olurdu da insan hiç denize girmeden bir kere bile yüzmeden büyürdü.

Şimdi şimdi biliyorum ne kadar şanslı bir çocuk olduğumu, ağaçtan meyve yemenin ne eşsiz bir tat olduğunu, evimizin bahçesinde domates yetiştirmenin mutluluğunu, kaçmaması için balkonda büyütmeye çalıştığım büyüyünce de başkalarına üzülerek verdiğim civcivlerimin bana kattığı sorumluluk duygusunu şimdi anlıyorum... 

 

 

 



Bu Haber 1821 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : meltem aferin sana Tarih : 7 Ekim 2011 / Pazar Üye Adı :cezmı kocatoros
banada çocuklugumu hatırlattın
Başlık : hislerime tercuman oldun Tarih : 7 Ekim 2011 / Pazar Üye Adı :cezmı kocatoros
gerçerten güzel ifade etmişsin kendini bence internet ortamından daha dogal günlerdi tanıdınmı
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI