Zeynep gazetemizin en genç köşe yazarıdır. Bir yıla yakın bir zamandır aramızdadır. Ben her hafta acaba Zeynep bu hafta ne yazacak diye beklerken Zeynep birkaç haftadır ara verdi yazılarına. Derken geçen hafta Ünyelilere sitem dolu bir yazıyla tekrar döndü köşesine..
Zeynep İstanbul’dan yazıyor, Ünyelilere biraz gücenmiş “kırk üç yazı yazdım birkaç kişi yorum yazdı, bu ilgisizlik hevesimi kırdı, gücendim, kırıldım” diyor. Zeynep biraz haklı, biraz haksız. Bir büyüğü olarak söyleyeceklerime alınmaz umarım.
Henüz çok erken bu iş o kadar kolay değil, sabır göstermeli, yorum yazmıyorlar diye yazmaktan vazgeçersen baştan sahaya 1-0 mağlup çıkarsın.
Babanın da bu konuda uzun yıllar uğraşları vardır. Ben de elli yıldır yazıyorum elli kitap dolduracak kadar anı, şiir, hikâye, araştırma, aşk hikâyesi, aşk mektubu, köşe yazısı, piyes, senaryo ne varsa yazdım bir Allahın kulu da: “sen yapıyorsun kardeşim?” demedi. Ulusal düzeydeki yazıları İstanbul dergi ve gazeteleri aldılar yayınladılar da Ünyeliler altına tek kelime yorum yapmadılar. Kötü yazıyorsun bile demediler. Ne zamanki birinin ayağına bastığım zaman kıyameti kopardılar. Ama ben kırılmadım, gücenmedim devam ettim, bu yazının altına da yorum yapmayacaklar biliyorum. Ben yorum yazsınlar diye de yazmıyorum, sen de onun için yazma.. Bir tek Ünye Rotary Kulübü’nden başka kimse bana bir kurşun kalem bile vermedi. Bir daha yazılamayacak kadar önemli, kimsenin bilmediği çalışmalarımı Ünyelilerle paylaşmak ve anlatmak için Ünye Ticaret Odası Başkanı benden 750 TL salon kirası istedi. Bir okul arkadaşım parayı ben vereceğim konuş dedi kabul etmedim.. Benim konuşmaya ihtiyacım yok ama Ünyelilerin benim anlatacaklarımı bilmeye ihtiyacı vardı. Kimse çıkıp ta bu adama: “sen ne yapıyorsun , kafayı mı yedin? demedi. Bu şehirden ben fazla bir şey beklemiyorum sen de bekleme. Bu şehir ancak kumsala koyulmuş üç adet kelek yel değirmenine layık.
Daha yirmibeş kuruş verip gazete bile almıyorlar bu gazeteden bir sürü insan geçimini sağlıyor. Yazdıklarımızı okumamak Ünyeliler için bir kayıptır biz zaten biliyoruz, yazsalar da olur yazmasalar da. “ Şair Neyzen Tevfik’in demesi gibi, “Kimseden fatiha beklemiyorum, yeter ki çalmasınlar mezar taşımı” Maalesef şairin mezartaşı çalınmıştır.
Sen kırılma, bir gün gelecek yazacaklar. Birkaç tane yazmışlar bile.. Sen kırk yazı yazdın üç tana yorum yazdılar, ben elli yıldır yazıyorum bana yazdıkları yorum da senden bir fazladır. Sen yine başarılı sayılırsın.
En iyisi sen bunu bir de babana sor.
Müftü Mustafa Bey İyi Bir İnsandı
Ünye Belediye Meclisi Ünye’den Ödemiş’e atanan Müftü Mustafa Bilgiç’e Ünye’ye yaptığı hizmetlerden dolayı “Fahri Hemşehrilik Beratı” vermiş. Çok iyi de yapmış. Mustafa Bey rastladığım ender insanlardan biriydi. Buradaki çalışmaları başarılı kabul edilmiş halk tarafından sevilmişti. Benim de modern yorumları ile değer verdiğim bir dostumdu. Güler yüzünü ve alçakgönüllülüğünü unutmayacağım. Bir gün yolum Ödemiş taraflarına düşerde onu ziyaret edeceğim.
Birgün sohbetimizde ona “Daha önce bir şekilde Ünye ile ilgin oldu mu, Ünye’de görev yapmak nasıl dı?” diye sordum. “Ünye her konuda kaliteli insanların yaşadığı kaliteli bir şehir burada görev yapmak hem kolay hem zordu hiç sorun yaşamadım, gelince Ünye ile daha önce olan ilgime.. Konya’da İlahiyat Fakültesinde iken, Ünyeli arkadaşlarım vardı, bayramlarda onlara Ünye’den kartpostal gelirdi, kartpostallara bakar “ne güzel yer derdim, hayalim birgün bu şehirde müftülük yapmaktı, Allah bana nasip etti.” demişti.
Mustafa Bey’e yeni görevinde başarılar diliyorum.
Alinka
Yurtdışından yeni dönmüştük, Berkhan daha küçüktü eşim matbaada grafiğe yardım ettiği için evde ona bakmak için biri gerekti, gazeteye ilan verdik Alinka geldi. Alinka Demirchi.. Alinka Rus aksanı ile Türkçe konuşuyordu, Rus sandık, oysa Alinka Türktü soyadının Demirci olmasına şaşırmıştık Moldavya Gagauz (Gökoğuz) özerk Cumhuriyetinden geliyordu, Hristiyan Gagauz Türklerindendi, bilmiyorduk.
“Sen Rus musun?” dedik, bize çok kızdı Rus aksanlı Türkçesi ile “R” lerin üzerine basarak: “Siz ne konuşuyorrrrrsunuz ben asıl Türküm. Göktürküm, Gökoğuzum, bana neden Rus diyorsunuz diye çıkışması bizi çok şaşırtmıştı.
Alinka’yı işe aldık, yatılı kalıyordu, yalnız bir sorun vardı, Alinka sarışın çok gösterişliydi, mini etekli kıyafetleri ile yetmişli yılların Türk filimlerinden fırlamışa benziyordu dışarıda sorun yaşıyorduk. Eşimn gitti Alinka’ya bazı yeni kıyafetler aldı, saçını siyaha boyatıp Türk kızına benzettik.
Türkçe konuşması bizi gülmekten öldürüyordu, Rus aksanı ve bizde unutulmuş bir sürü kelime ile konuşuyordu, yatak yerine döşek, havlu yerine peşgir, kanepe yerine, kerevet, giyeceklere partal, belki yerine eerlem, niçin yerine neçinki gibi.
Berkhan bir akşam okuldan geldi
-“Biz Rus muyuz baba?” dedi,
-Yok oğlum neden sordun dedik,
-Bana okulda öğretmenler sen Rus musun? diyorlar
Berkhan farkında olmadan Alinka gibi Rus aksanı ile konuşmaya başlamıştı. Alinka’ya “Sen televizyonda konuşmaları dikkatle takip et, çocuklarla çok az konuş ve Türkçeni düzeltmeye çalış dedik.
Savaşırım, dedi, çalışırım anlamında. Savaştı ve Alinka çok kısa zamanda düzgün Türkçe konuşmaya başladı.
Arada bir bize kızıp Türkçeyi siz bozmuşsunuz asıl Türkçe bizim konuştuğumuz diyordu.
Güle Güle Mustafa
Mustafa Çalık, değerli bir arkadaşımızdı dost ve insan canlısı adam gibi adamdı. İstanbul Ünyeli İşadamları Derneği Yön. Kurulu Üyesi genç bir işadamımızdı. Ünye’de Çağrı gazetesinde çalışmış eski bir meslektaşımız ve iyi bir gurmeydi.
Pazar günü geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Ani vefatı hepimiz şok etti.
Mekanı Cennet Olsun.
Kanlı Kuyu
Canik Dergisisin gelecek sayısında Ortayılmazlar Mahallesinde Kanlı Kuyu Sokakta bir zamanlar var olmuş “Kanlı Kuyu” hakkında hazırladığımız bir çalışma için okuyucularımızın yardımlarına ihtiyacımız oldu. Bu kuyu ve hikayesi hakkında bilgileri olanlar bizimle paylaşırlarsa mutlu oluruz. Canik Dergisi Tel-Fax 0452.3235506 e.posta: yasar.karaduman@gmail.com.