Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
15 Ekim 2011 Pazar
MİSAFİR KALEM
Çağın Vebasının İlacı Sevgi

Aile ortamı, bireyin dünyaya geldiği andan itibaren içerisinde yer aldığı, yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli bakım ve desteğin ona sunulduğu sosyal bir ortamdır.(1)

Bireylerin olumlu davranış özelliklerini kazandığı ve geliştirdiği bir ortam olarak değerlendirilen aile ortamı, zaman zaman olumsuz bazı yaşantıların örseleyici sonuçlarının da ortaya çıktığı bir ortama dönüşebilir. Aile içinde ortaya çıkan öfke ve saldırganlık yaşantılarını, bireye zarar verici ve örseleyici yaşantılar içerisinde değerlendirebiliriz. (2)

Aile, duygularımızın oluştuğu ilk sosyal ortamdır. Kendimiz ve diğerleri hakkında ne gibi duygusal tepkiler vereceğimizi, bu duygularla ilgili düşüncelerimizi ve nasıl ortaya koyacağımızı aile içerisinde öğreniriz. Duyguların öğrenildiği bu ilk sosyal ortam olan ailede, çocuklara duygularını nasıl ifade edecekleri, nasıl düşünecekleri ve nasıl davranacakları doğrudan öğretilmez. Daha çok eşler arasındaki duygusal alışveriş bunun için model oluşturur. Yetişkinlerin çocuklarına gösterdikleri duygular, davranışlar, çocukların duygusal yaşamlarının bir çerçevesini oluşturur. (3)

Aile içi şiddetin günümüzde varlığını tartışmıyor ve olduğunu kabul ediyoruz. En geri dediğimiz ülkelerden, en modern dediğimiz ülkelere kadar hapsinde aile içi şiddet büyük ölçüde görülmekte ve kayda değer bir hızla da artmaktadır.

Bizim ülkemizin de en büyük sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Aile içi şiddetin en önemli bir kısmı kadın ve çocuklara uygulanan şiddettir. Bunu sadece şiddetle de sınırlamak yanlış olur, bireye uygulanan her türlü psikolojik baskıda bir nevi şiddet (Psikolojik şiddet) sayılır.

Bizim ülkemiz gibi çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir ülkede böyle bir sorunun ortaya çıkması anlaşılır bir durum değildir. (Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) (4) Böyle bir anlayışa sahip dine mensup olan insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede ve toplumu oluşturan en önemli organın böyle olumsuz davranışlar sergiliyor olması gerçekten düşündürücü bir durumdur.

Sorunu ve nelerin yaşanmış olduğunu zaten hepimiz bir yerlerden öğreniyoruz (tv, internet, gazete vb.) Çözüm yolu üzerinde durmak isterim ve çok kolay bir çözümü vardır. İnsanın yaradılışında olan ve hava gibi, su gibi ihtiyacı olan sevgidir. Bir de iletişimin güçlü olması çözümü sağlayıcı ikilidir.

Her şeyin bakıma, ilgiye ve izlenmeye ihtiyacı vardır. Özellikle hayatımızdaki en hassas  ilişkiler ve evlilikte bir istisna değildir. Evlilik farklı davranılacak ya da taciz edilecek  veya basitçe kendi başına bırakılacak bir şey değildir. İhmal edilen bir şey olduğu gibi kalmaz, mutlaka bozulur. (5)

İşte geçirdiğiniz zaman evde geçirdiğiniz zamandan fazlaysa ya da eğlenceye ailenizden çok iş arkadaşlarınızla gidiyorsanız, eşinizle konuşuyor ama dinlemiyorsanız, ailenizle olmaktan sevinç duymayıp yalnız olaylara katılıyorsanız ve bedeniniz evde aklınız başya yerdeyse, eve gelmenin farkında olmak kalbinizi sevgiyle doldurmaya yetmez. (6)  

Zaten günlük yaşantımızda dinimiz sevgi dinidir, biribirmize iyi davranalım gibi kelimeleri hepimiz çok fazla kullanırız ama ailemize geldiğinde şiddet ve saldırgan oluyorsak, ya dışarıda yalan konuşuyoruz veya maske takarak dolaşıyoruz. Aslında sevgi insanın doğasında olan bir duygudur. Ama bizler öfke kontrolümüzü yapamadığımızdan ani tepkiler vererek karşımızdakini anlamaya çalışmayarak, en kolay yaptığımız saldırganlık davranışına başvuruyoruzç ama sonuçlarını düşünmüyoruz.

Yanlış sözler ve hareketlere anında tepki göstermek gerginlikten başka işe yaramaz. Hatta eşiniz kendini korumak amacıyla yanlışını daha çok savunacaktır. (7)  

Ev ve ailenin barınak, güven ve koruma hissi verecek en birincil ortam olması gerekirken, insanın öz evinde, en yakını bildiği tarafından saldırıya, şiddete  maruz kalması, ruhunda ve yüreğinde onarılamaz yaralar açar.Kişiye yaşam umutsuzluğu, eziklik ve utanç yaşatır. (8)  

 

   EĞER KONTROLÜNÜZÜ KAYBEDECEĞİNİZİ HİSSEDİYORSANIZ:

Ø                      Hemen durun ve içinizden 10’a kadar sayın. Bunu yaparken bir kaç kez derin nefes alın ve yavaş yavaş verin.

Ø                      Karşınızdakine çok öfkeli olduğunuzu ve sakinleşene kadar bu konuyu konuşmak istemediğinizi söyleyin.

Ø                      Kendi kendinize ‘sakin ol’ deyin.

Ø                      Kendinize sevdiğiniz bir yiyecek ya da içecek hazırlayın.

Ø                      Telefonla bir arkadaşınızı ya da akrabanızı arayın ve başka konulardan konuşun.

Ø                      Sizi sakinleştirebilecek bir etkinlikle uğraşın.

Ø                      Sinirlendiğiniz bireyin yanından uzaklaşın; mümkünse odanıza gidin ve sakinleşene kadar orada kalın. Hâlâ sakinleşemediyseniz gidin bir yastığı yumruklayın.

Ø                      Sakinleşince yanına dönün ve sorun davranışa çözüm bulmaya çalışın.

Ø                      Unutmayın tüm bunları yapmakla, bir yandan onları ve kendinizi incitmekten kaçınırken diğer yandan da onlara öfkenin nasıl kontrol edilebileceğini öğretmiş olursunuz.

 

Bir gülfidanı nasıl suya, havaya, ışığa ve toprağa muhtaç ise; çocuk ta sevginin şefkatin, karşılıklı saygının olduğu mutlu bir aile toprağına muhtaçtır.

Ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmemeleri, aile içinde yaşanan huzursuzluklar çocuğun zekâsını olumsuz yönde etkileyerek, geçici bir süre de olsa zekâya işlerliğini kaybettirebilir. (9)  

 En olgun imana sahip mümin huyu güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkâr olanıdır. (10)  

Hanımını döven, Allah’a ve Resulüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum. (11)  

Bu hadislere dikkat ederek insanlığın yaradılış gayesi olan ve doğuştan bize lütfedilen özelliklerden olan sevgiyi daha ön plana çıkararak insan gelişiminde ve özellikle geleceğimiz olan çocuklarımızın yetiştirildiği aile ortamlarında şiddetten uzak duralım.

  Psikolojik Danışman      Mustafa MIDIKOĞLU

 

Kaynakça:

1-                      Suna KAYMAK ÖZMEN

2-                      Suna KAYMAK ÖZMEN

3-                      Goleman, 1996

4-                      Hadis-i Şerif

5-                      Richard L. EVANS

6-                      Zig ZIGLAR

7-                      Zig ZIGLAR

8-                      Leyla NAVARO

9-                      Doç. Dr. İhsan KASATURA

10-                 Hadis-i Şerif

11-                 Hadis-i Şerif



Bu Haber 1683 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : çok teşekkür ederiz Tarih : 17 Ekim 2011 / Pazar Üye Adı :nagehan aksu
günümüzün en büyük sıkıntılarından birtanesi iletişimsizlik.. beraberinde hoşgörü ve sevgi yoksunluğu geliyor.bunları çok güzel bir dille anlaşılır bir şekilde kaleme aldığınız için teşekkür ediyorum.yazılarınızın devamını bekliyoruz...başarılar
Başlık : Harika olmuş Tarih : 17 Ekim 2011 / Pazar Üye Adı :Osman Cüreklisapur
Uzun zamandır okuduğum yazılar arasında en bilgilendirici ve öğretici olanı olmuş elinize sağlık Mustafa bey yazılarınızın devamını dört gözle bekliyoruz...
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI