Kim olduğu bilinmeyen “Hüseyin Gazi” adlı birinin adı verilen Ünye Aile Sağlığı Merkezi’nden bu ad kaldırılarak “Ünye 1Nolu Aile Sağlığı Merkezi” yapıldı. Ünyeliler için anlamı olmayan bu ismin yerine üç isim önermiştim: Ünye’nin ilk tıp doktoru Dr. Fahrettin Gökşin, Dr. İsmet Ereren ve Prof. Dr. Sait Kapıcıolu idi.
Dr. Fahrettin Gökşin’in kızı Necla Gökşin Sipahioğlu telefon ederek, onay verdi ve bu düşüncemden dolayı teşekkür etti.
Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu ise gönderdiği nazik mesajında “ İsim konusundaki çalışmalarınızı takdirle karşılıyor, teşekkür ediyorum. Eğer benim oyum varsa İsmet Ereren olmasını isterim, diyerek Dr. İsmet Ereren adının verilmesini önerdi. Ordu İl sağlık Müdürlüğü isteğimizi dikkate alırsa buraya kalan iki isimden biri verilecektir. Bunu da Ünyeliler belirleyeceklerdir.
Cumhuriyetin Suçu Ne?
“Cumhur” “Halk” demektir.
Deprem ve terör kurbanları nedeniyle Cumhuriyet Bayramının okullardaki tören kısmı iptal edildi.. Ama “Cumhur” yani “Halk bayramına sahip çıktı, iptal halkın sokaklara dökülerek Cumhuriyet’i kutlamalarını engelleyemedi.
Tüm Türkiye’de müzik, eğlence, düğün, dernek, televizyonlarda cıvıklık gırla giderken bayram iptal etmenin neye faydası oldu? Bayramı iptal edenler ise o gece üç düğüne birden gittiler.
Cumhuriyetin suçu neydi? Depremi Cumhuriyet mi yaptı? PKK terörünü Cumhuriyet mi yarattı? Bu kaçıncı ülke de hiçbir ilerleme olmamış, sağlık ocakları doktorların başına, okullar öğretmenlerin üstüne çökmüş,
Bayram kutlanmadı bunlar çözülecek mi?
On Kasım geliyor Atatürk’ü ama törenleri de iptal edilecek mi?
Noyan Özkan adlı bir avukat, bayramını yasaklayan genelgenin iptali için verdiği dilekçede şöyle yazmış:
“Van ve Erciş’te insanları, deprem değil Cumhuriyetin “Panlı Kentleşme” ilkesinin yozlaştırılması ve denetimsiz binalar öldürmüştür. Cezalandırılması gereken Cumhuriyet değil Cumhuriyetin ruhuna aykırı iş yapanlardır.”
Dördüncü Yıl
Ünye Kent Gazetesi dün dördüncü yılını geride bıraktı. Dört yıl her gün dolu dolu bir yerel gazete. Hafife almayın bir gazeteyi her gün çıkarmak ve okunur tutmak, güncel tutmak aranılır yapmak çok kolay iş değildir. Gencecik pırıl pırıl stajyer ve asil kız ve erkek muhabirleri, bir haber müdürü, bir yazıişleri müdürü, iki genel yayın yönetmeni ve sahibi ile her gün nefes nefese koşturuyorlar. Bu gazete yazan ulusal değerde, bir Hürriyet’te bir Milliyet’te bir Cumhuriyet’te yazacak donanımda, bilgide, deneyimde yazarlar var.
Bu gazete ellibir yıldır yayın hayatına devam eden ana gazete Şirin Ünye Gazetesinin içinden çıkmıştır, bu gazetede ellibir yıldır yazan yazarlar vardır bunlar: Büyüğümüz Yüksel Şen, Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu ve ben Yaşar Karaduman
Dördüncü yılımız kutlu olsun..
Sır Saklamak
Bilim adamları bir araştırma sonucuna göre kadınların kendilerine verilen bir sırrı 47 saat 15 dakikadan fazla tutamayacaklarını bulmuşlar. Kadınların sırları ilk söyledikleri arasında, erkek arkadaş, koca, en iyi arkadaş ve anne yer alıyormuş. 18-65 yaş arası kadınların onda dördü kişisel ve çok gizli olsa bile sır tutamadıklarını bulmuşlar. Satın alınan şeylerin gerçek fiatı, aş yaşamı ve cinsellik sırların en başında yer alıyormuş.
Teşekkürler Maçiko
Biz de onların depreminde ve tsunamide destek olmuş, başsağlığı dilemiş acılarını paylaşmıştık. Van’daki depremden sonra Japonlar da bize büyük ilgi gösterdiler. Japonya’da elçilik binamızın posta kutularına ve önüne yardım için mesajlar bıraktılar. “Siz bizi yalnız bırakmadınız bizde sizin bu acılı gününüzde başsağlığı diliyor ve acınızı paylaşıyoruz” diye. Bizim insanlık görevimizdi Maçiko.. Çok teşekkürler
Ünye’nin Kardeş köyü var mı?
Deprem bölgesinde her belediye bir köye yardımı üstlendi. İstanbul’daki belediyelerin başlattığı bu kampanyada, her belediye deprem bölgesinde depremden zarar görmüş bir köyü kardeş köy ilan ederek o köyün çadır, yiyecek su ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamayı taahhüt etmiş. Ünye belediyesi, İstanbul belediyeleri dışında bir belediyenin uygulamadığı böyle bir uygulama ve bir kardeş köye yardımı üstlenmeyi düşünüyor mu? Van da bir kardeş köyümüz olsun..
Köylüler bugün karanlıktalar
Haydi gözümüz aydın...
Bu akşam köylü pazarı karanlıkta. Saat beşte (17.00) hava kararacak. Gidin lütfen bakın, tam Afrika’da bir pazara benziyor, karanlıkta el yordamı ile toplanmaya çalışan köylüler, etrafa saçılmış sebze ve meyveler, bunların içinde bir şeyler toplayan insanlar, çamur, soğuk ve karanlık.
Neden mi?
Köylü pazarında aydınlatma yok. Neden mi yok? Bilmiyorum, söylemiyorlar.
İstanbul’dan bir gazeteci doldurma parkta tam 300 ün üzerinde ışık saymış.. Doldurma parkta 300 ışık, köylü pazarı karanlık, helal olsun size..
Köylülerin yerinde ben olsam gelecek hafta pazarı doldurma parkta kurarım.
Yeni bir köylü pazarı bu sene de hayal.. İkinci dönemin bitmesine iki sene kaldı,
vakit daralıyor, yıllar sonra itfaiyeden işe başladılar, sırada otogar var, kültür merkezi var, yaşlılar evi var, belediye binası var, kalan zamana bunların sığdırılması zor. Şu anda biri başlanan işler, geç kalmış ve yerleri hatalı seçilmiş projeler. Vakit yetecek mi,yoksa, bir üçüncü dönem gerekecek mi?.
Çöp
Ünye’ye gelen birinin dikkatini çekenlerin en başında çöp geliyor. Meydanda ve kaldırımda çekirdek çöpleri, sokaklardaki molozlar, inşat artıkları, yola dökülmüş kum, taş, çakıl, şehir içinde ve şehir dışındaki kumsalların pisliği, kumsallara akan lağımlar, çamlıktaki kayalıkların çöp içindeki hali sahipsiz başıboş bir kasaba izlenimi uyandırıyor ilk gelende. Çamlıktaki falezlerde ki çöpler aynen duruyor. Ünye’de buraları temizleyecek bir makam yok mu? Varsa neden temizlemiyor?
Yalıdaki sokakların hepsi bakımsız, sokakların merdivenleri kırılmış, parçalanmış ve çöp içinde. Bu sokaklara temizlik işçilerinin girdiğini bir defa bile görmedim.
Kanlı Kuyu
“Kanlı Kuyu” Ortayılmazlar mahallesinde adını daha önce var olmuş bir kuyudan alan bir sokak adı. Burada bir olay gelmiş, araştırmayı Canik Dergisi’nin Aralık sayısına yetiştirmeye çalışıyorum. Kuyu hakkında ilginç bilgiler var.
“Kanlı Kuyu”yu anneme de sordum.
Okuyucular bu Kanlı Kuyu’nun nerede olduğunu bilmezler ama çoğu bu sokaktan en az bir kere geçmiştir.
-Anne, sen bu kuyu hakkında ne biliyorsun? Dedim, annem:
-Bu kuyu uğurlu bir kuyu idi, başına gidip dua edip, dileğini eğilerek kuyuya bağırırsan, ve aşağıdan ses gelirse dileğin kabul olurmuş, dedi.
-Neden kanlı kuyu demişler, hiç dileği kabul olan var mı?
Annem o hikayeyi de anlattı ama biraz araştırmam lazım, annem galiba biraz senaryo yazdı. Gerçi doksan iki yaşında olmasına rağmen aklı çok berrak ama “ilaç yutunca biraz garuşduriiiim” diyor. Hikaye çok acıklı, annem:
-Herkesin ki kabul oliiiidu.
-Ne dilerlerdi, kimler gelirdi?
-Evlenmek isteyenler gelirdi, halen burası için insanlar geliiii mahalleye.
Annemin dediğine göre bu hikayenin kahramanı da bir gelindi.
-Anne, dedim, “ben guyunun yerini biliiiiim, acaba dua etsem faydası olur mu?”
-Sen niye dua ediiin ki?
-Yavv şey için işte, biliiiin da..
-Senin tiren gaçtı, Yaşar gaptan, gısmet ayağına gelmişti, pamuk gibi Portakal Şükran’ı gaçudun. Bak gine soğuklar geldi, portakala sarulup sıcacık yatiiiidun.. Şindi gıçıyan gar yağsında aklın başıyan gelsin, sana artuk guyu muyu fayda etmez, başımdan git fışgıyın garuşdama..