16 Kasım 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
"Atatürk'ün Neyi Rahatsız Ediyor?"
yasar.karaduman@gmail.com

Uzun Kurban Bayramı tatili sona erdi ve tekrar işlerinizin başına döndük. Ben Çarşamba günleri yazdığım için ve geçen Çarşamba’nın bayrama rastlaması nedeni ile gazete çıkmadı, ancak bugün buluşabildik.

Umarım bayramınız mutlu ve huzurlu geçmiştir. Eğer Kurban kesti iseniz Tanrı ibadetinizi kabul etsin.  Dinimizin bazı mezhepleri Kurban’ı vacip (yapılması gerekli) kabul ediyor bazıları etmiyor. Ben, kurbanla, kanla, kesmekle Tanrı’nın ve dinin bir bağlantısını kuramadığım için kesmedim. Sizinkiler inşallah kabul olur. Eski âdetimizdir etlerin yarısını dolaba koyup, diğer yarısını da kavurma yapıp, işkembe, kelle, ciğer ve eşeleğini de fukaraya et diye vermek. Umarım siz öyle yapmadınız, difriz (derin dondurucu) için et Allah için kurban kesmediniz. 

 

Bizi Bağışla Miyazaki

Defterime yazılacak diye yirmi kadar konu not almışım. Tüm bunları bugün yazmam mümkün olmayacak, sıkılırsınız. Bugün Van depreminde hayatını kaybeden Japon Dr. Miyazaki ile başlıyalım.

Ben Japonlara özel bir ilgi duyarım, geçen yıllarda dizilerin birinde oynayan zayıf Japon kız Matçiko İstanbul’da apartmanda kapı komşumuzdu. Japonlar dünyanın en saygılı ve en dürüst milletidir. Bundan yüz yıl önce Japonya’da batan ve 500 denizcimizin boğularak şehit olduğu Ertuğrul Fırkateyni (savaş gemisi) faciasında Türkler’e büyük yardımları olmuştu. Bu kazada on kişi de Ünyeli vardı, dokuzu boğulmuş biri geri dönmüştü. Bunları araştırıp buldum ve konuda yazdığım “Ertuğrul Fırkateyni Faciasında Ünyeliler” adlı araştırmam ile bir de ödül aldım. İşte Ünye’nin Japonya ile böyle dolaylı bir ilgisi de vardır.

Dr. Miyazaki Japonya’daki son depremde Türklerin yakın ilgisi ve kendileri yardıma muhtaç oldukları halde, Japonya’ya yardım için çırpınan milletleri görünce duygulanmış ilk felaket nerede olursa gideceğim demiş ve üç arkadaşı ile Van’a gelmişti. Ama son sarsıntıda otel enkazı altında hayatını kaybetti.

Van Bayram oteli enkazında can veren Japon yardımsever Miyazaki’yi Vana getiren tek şey vefaydı. “Bize depremde el uzatanları yardıma muhtaç görünce, zorda kalan insanlara yardım etme arzum güçlendi” diye yazmıştı günlük defterine.

Atsuşi Miyazaki bize ve dünyaya bir insanlık dersi verdi.

5,6 lık ikinci deprem sonrası enkaz altından beş saat sonra çıkarıldı fakat hayata tutunamadı, bizi kurtarmaya çalışırken can verdi.

Miyazaki bayramda diğer iki arkadaşı ile kurban kestirmiş ve etlerini çadırda yaşayan  insanlara  dağıtmıştı. Deprem çocuklarının üşümüş avuçlarına torbasında taşıdığı şekerleri koymuştu. Pazar günü tabutu Japon Bayrağına sarılı olarak memleketine gönderildi.  Japonya’da annesi gelen tabutun başında: İnsanlara yardım ederken öldüğü için acımız biraz hafifliyor” demiş.

Ünye Belediyesine, insanımıza yardım için gelen ve hayatını kaybeden bu insanın diğer belediyelerin yaptığı gibi bir sokağa adının verilmesini öneriyorum. Bu felaket bizim başımıza da gelebilirdi. Ayrıca Japonya’da Ertuğrul Faciasında hayatını kaybetmiş dokuz Ünyeli yatıyor.

Bunu anneme de anlattım, doksan dört yaşındaki annem yaşmağının ucu ile gözyaşını sildi ve dediki: “Oğlum, Allah ona Japonya’dan gelip insanları kurtarırken Müslümanların arasında ölmek gibi yüce bir mertebeyi nasip etmiş, adeta çağırmış, o da kurbanını kesmiş, bayram şekerini dağıtmış ve gitmiş o şehittir” dedi.

Mekanın cennet olsun Dr. Atsuşi Miyazaki

 

Atatürk’ün neyi rahatsız ediyor?

Geçtiğimiz Çarşamba Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73 cü yılı idi. Onu özlemle bir kez daha andık ve ona her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu gördük. Onu sevenler mojolesine koştular.

Milliyet gazetesinde Fikret Bila’nın bir yazısı vardı, özetleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum, tamamı oldukça uzun.

İleri görüşlülüğü, askeri dehası ve başarılarını yok saymaya çalışanlar, siz Atatürk’ün neyinden rahatsız oluyorsunuz?

Mazlum uluslara örnek olacak bir Kurtuluş Savaşı yaparak bu ülkede bize hür yaşama hakkı sağladığı için mi, ne yapsaydı bağımsız bir devlet kurmak yerine Amerika’nın İngiltere’nin boyunduruğu altına girip “Sevr Anlaşması”na imza mı atsaydı,  saraya sığınarak İngiltere’ye mi kaçsaydı?

Laik cumhuriyet kurması mı sizi rahatsız ediyor, İran gibi Arabistan, Afganistan gibi din devleti mi kursaydı, üniversite yerine medrese mi açsaydı?

 

Çarşafta mı bıraksaydı?

Atatürk’ün neyi rahatsız ediyor? Türk kadınını çarşaftan çıkarması mı?  Türk kadınının da öğretmen, bilim kadını, doktor, mühendis, iş kadını, avukat hakim, milletvekili, bakan ve  başbakan olabileceğini kanıtlaması mı?

Ne yapsaydı? Türk kadınını Türk kızlarını çarşafta mı bıraksaydı, erkeğin üç adım arkasında yürümesine, bir erkeğin dört tane almasına izin mi verseydi?

Vatanı kurtardı ve halkın kendi kendini yönettiği bir devlet kurdu. Ne yapsaydı, saltanat mı ilan etseydi? Devletle din işlerini ayırmasaydı da ülkeyi şeriat kanunlarına göre mi yönetseydi?

Anayasa, kanun, hukuk yerine kadıları mı koysaydı? Üniversiteler, bilim enstitüleri, şeker fabrikaları, dokuma fabrikaları, Etibanklar, Sümerbank’ lar, Demir Çelik fabrikaları kurmayıp ta, Dil tarih kurumunu, opera ve baleyi, devlet tiyatrolarını, sanatı resmi sinemayı, müziği heykeli, fotoğrafı günah sayıp kaldırsa mıydı?

Bu demokrasi mi olacaktı?

Rahatsızlık veren bunlar mıdır?

Atatürk’ün neyi sizi rahatsız ediyor?

 Yıl 1923

Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekillerinin maaşları konuşulurken Mustafa Kemal’e soruyorlar “vekil maaşları nasıl olsun?” Mustafa Kemal şöyle diyor:

“Öğretmen maaşlarını geçmesin”. Çünkü gelecekte Türkiye’yi medeni ülkeler seviyesine çıkaracak insanları bu öğretmenler yetiştirecekti.

Çok değerli öğretmenlerimin ellerinden ve çok değerli öğretmenlerin gözlerinden öpüyorum. Binlerce genç öğretmen yıllardır atama bekliyor.

Atatürk ne yapsaydı?

 

“Sarfoş Dürzü”

Bayramda anneme gittim, annemin keyfi yerinde. Baktım kolunda mavi boncuklardan yapılmış bilezik gibi bir şey var

-Bu ne anne? dedim.

-Doksan dört yaşındayım deyince, komşu taktı  “Hacıanne sakın kimseye söyleme sana nazar değer” dedi boncukları taktı koluma.

O ara bir sürü insan anneme Kurban eti getirdi. Anneme dedim ki:

-Bunları sakın yeme hem sana et yasak söyle bir fakire versinler,

-Oooolum, biliiiiim, biliiiiim, ben dul gadunum diye getüriiilar, dullara vermek sevapmış, vermeyin diyemiiim,  ben onları sonra  Yazgülü’nün annesine veriyorum, kızcağız bir sürü işimi göriiii..  Birazını da Kel Cevriye’nin gelinine vercem, gaduncağızın elinde avucunda yok, gocası olacak adam, sabah akşam sarfoş, zıkkımın kökünü içesice, eve gelince de döviiimuş gaduncağızı, içip de bir yerde gebermiii sarfoş dürzü.

 

Değerli okuyucular konulardan bugün ancak üç tanesini yazabildim.  Eğer sizi sıkmazsam biraz da Cuma günü de yazarım.  Cuma’ya görüşmek üzere.. Ünye’de havalar soğudu, sıkı giyinin hasta olmayın..

yasar.karaduman@gmail.com

 

 

 

 



Bu Haber 382 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : SÖZDE ATATÜRKÇÜLER ÇOK RAHATSIZ OLDU!... Tarih : 16 Kasım 2011 / Pazar Üye Adı :Neşet Naim Öner
Sayın Karaduman; Bugün Atatürk’ü yok saymaya kalkanlar sözde Atatürkçü olduğunu iddia eden,Atatürk’ün arkasına sığınarak süfli şahsi çıkarları için,tüyü bitmemiş yetimin hakkını gasp eden, rantiyeci çıkar çevreleridir.30 yıldır laiklik edebiyatıyla inançlı halk üzerinde baskı rejimi uygulayarak, halkı devletten soğutup devlete karşı hayali tehdit unsurları yaratıp,meşru hükümetleri ayak oyunlarıyla,darbe teşebbüsleriyle ortadan kaldırmaya çalışıp, öte tarafta ülkeyi bölmeye çalışan vatan hainleriyle dirsek teması halinde bulunan çete artıkları bütün bunları sözde Atatürkçülük adına yapmadılar mı?Dün Cumhuriyet mitingleri yaparak kahrolsun şeriat yaşasın laiklik diye bağıranların dilini bıçak açmıyor!..Neden?... tabi millet yemedi bu kirli oyunu.Rahmetli Uğur Mumcuyu katledenler de aynı oyunun tezgahçılarıydı!...Atatürk’ün kurduğu Demokrasi ve Cumhuriyetten RAHATSIZ OLANLAR, şimdi yargı önünde olan zevatlar ve onların yerli ve yabancı işbirlikçileri mi, yoksa yüzde elli demokratik oyla iradesini akıldan,bilimden ve gerçek laiklikten yana koyan Türk halkı mı?Siz neyi tersine çevirmeye çalışıyorsunuz ?Güneş balçıkla sıvanmaz!...Herkes aklını başına devşirsin!...Bu gün laik devletten en çok rahatsız olanlar sözde Atatürkçülerdir.Çarşaf edebiyatıyla demogoji yapmayın!..Müslüman hanımlar çarşaf giymek zorunda değildir.Çarşaf Müslüman hanımların tek dini kıyafeti de değildir.Müslüman hanımlar çarşaf giymeden de fevkalade tesettür yapabiliyorlar.İnançlı insanları rahatsız eden ne çarşaf ne de tek evliliktir.Mütedeyyin insanları rahatsız eden Müslüman hanımlara karşı uygulanan anti laik uygulamalardır.Vatandaş laik olmaz,devlet laik olur.Devletler her inanç grubuna eşit mesafede olmalıdır.Tesettürlü doktor da,tesettürlü öğretmende,baş örtüsüyle çalışabiliyorsa işte bu devletin laik olduğunun göstergesidir.Atatürk başörtüsüne asla karşı olmadı.Bir yasaklama da getirmedi.Bizim sözde laikler Müslüman hanımlara reva gördükleri kamusal alanda! baş örtüsü yasağını sözde Atatürkçülük ve laiklik adına yapmaktadırlar.Sayın Bila ve Sayın Karaduman, şunu açık samimiyetimle söylüyorum:Neyin günah neyin mübah olduğu İslam dininin kaynaklarında(Kuran ve sünnet)bellidir!...Ayrıca akıl ve bilim ışığında devlet yönetmeye karşı olan bir tek aklı başında Müslüman gösteremezsiniz!...gene demogoji yapıyorsunuz.Lütfen İslam’ı iyi öğrenin!..İslamda önemli olan adaletin sağlanmasıdır.Üstelik hukuk,kanun ve anayasa, ne modern hukukta ne de islam hukukunda asla hakim ya da kadıyı temsil etmez.Bu nasıl bir anlayıştır,nasıl bir çelişkidir ve nasıl bir garabettir sayın BİLA!!!..Yüzse doksandokuzu Müslüman olan Türkiyede hiçbir müslüman’ın DEMOKRASI ve CUMHURİYETTEN rahatsız olduğunu düşümüyorum.Gelin bir yuvarlak masa yapalım;herkes eteklerindeki taşları döksün.Aklın,bilimin ışığında yeni anayasayı oluşturalım.Milli iradeye saygılı olalım;halkın vekillerinin dediği olsun.Seçilmişlerle atanmışları karıştırmayalım.Hukukun üstünlüğüne İNANALIM ve kabul edelim.Hukuk dışı yolları gayrı meşru kabul edip,hukukun üstünlüğünden taviz vermeyelim.Ne dersiniz?Atatürk’ün hedeflerini gerçekleştirmeye var mısınız?Atatürk’ün mozolesine koşmakla Atatürkçü olunmuyor sayın Bila,Sayın Karaduman!...Varmısınız Türkiye’yi çağdaş medeniyetin en ön safına geçirmeye?.Var mısınız Atatürk’ün hedeflerini gerçekleştirmeye?...Varsanız:Hep birlikte devlete ve Cumhuriyete,bayrağa ve ezana;milli ve manevi değerlerimize sahip çıkalım.Yobazlara,din istismarcılarına meydan vermeyelim.Aklı ve bilimi kendimize rehber yapalım.Üniversitelerde bilim üretelim.Genç kızlarımızın baş örtüleriyle değil beyinleriyle ilgilenelim.Onları isdihdam edip üretime ve hizmete kazandıralım.ne dersiniz? VARMISINIZ? YOKMUSUNUZ? HODRİ MEYDAN
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI