Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
19 Kasım 2011 Pazar
MİSAFİR KALEM
Esra Alkan / (Ezber Bozan Kentler) Ünye-Fatsa
esraalkan34@gmail.com

Mizah, Ünye ve Fatsa insanının yaşam kaynağı olmuş. Coğrafyasından gelen bu özelliği, misafirine ışık tutan bir meşaleye dönüştürmüş. Nereden mi biliyorum? Belgesel filmimizin çekimleri Ünye’de ve Fatsa’da yapıldı da ondan...

Mutluluk, seyahat ederek kazanılan bir şeydir, yargısı bende egemendir: Siz de öyle düşünüyorsanız atlayın uçağa, tam bir saat sonra Çarşamba’dasınız; diğer adıyla Samsun Havaalanı’nda.

Çarşamba, aynı zamanda aynı adlı ovanın adıdır: Yeşilırmak’ın denize döküldüğü yeri kucaklayan ova mümbit, alabildiğine yeşil. Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerde, benzer özelliklere sahip bir diğer ovamız daha var, adı Bafra. Biz şimdi, her iki ovayı da başka bir yazının konusu yapalım, ilk niyetimize doğru; Çarşamba’dan Ünye’ye sahil boyunca yola koyulalım. Ben sizin yerinizde olup karar veremeyeceğime göre kendi yerimden bakıp araba kiraladım. Öyle ya, onca yolu tek bir saatte uçakla katetmiştim. Artık önümde, birbirine çok yakın, güzel mi güzel Karadeniz’in sahil kentleri vardı. Çok sık geçen otobüslerle de pekâlâ gezilebilir. Ancak bu kez, atladım 3 gün için benim olan kiralık arabama, ver elini Ünye... Oradan Fatsa’ya, Ordu’ya geçecektim. Ancak yazı yerimin darlığı nedeniyle bu hafta Ünye’ye değineceğim. Fatsa, Ordu, başlı başına ayrı bir haftanın konusudur.

 

Şimdi gelin, yaklaşık 2 gece, 3 günlük bir zamanı birlikte yutalım. Birlikte konuk olalım bu hafta Ünye’ye, haftaya ise Fatsa’ya... Hatta orada karşılaşacağımız insanların gönüllerine...

Gün olur, okuduğunuz satırlardan uçurup götürürseniz bedeninizi oralara, üreteceğiniz anıları bu kez de siz bana yazarsınız kim bilir?!.

Ünye ve Fatsa’da hem tarih hem de olaylar yaşanıyor farkına varmadan... Karadeniz’in turizmi, bölge insanıyla buluşturuyor kalkıp gideni. Karadeniz insanının yaşadığı ‘an’ı ve geleceği farklı görmesinden midir? Yoksa Ünyeli ve Fatsalının birbirleri için kurguladığı mizahı içselleştirip gelene sunmalarından mıdır?, bilinmez: Anahtar kelime Ünyeliye ‘Fatsa’, Fatsalıya ‘Ünye’ muhabbeti açmaktır. Şaka değil, karşılaştığınız insanın dili çözülmüştür artık.

Samsun (Çarşamba) Havalimanı’ndan 70 km. sonra Ünye’ye varıyorsunuz. Rahat, sakin bir sahil kasabasındasınız şimdi. İncecik kuma sahip plajlarıyla, ulu çınarların kapladığı çamlık mevkiiyle deniz ve güneş sizinledir. Bol oksijeni başınızı döndürse de alışırsınız, gülümseyin.

Ankara’da Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde Ünye’nin milattan önceki tarihini görmek mümkün. Müzelerde bilgilenmek başka şey, gidip yerinde görmekse bambaşka bir şeydir.

Hayatın içinde çözümleme yapacaklarımın her birini mümkün olduğu ve gerektiğince bölümlere ayırmaya alışmışım bir kere!.. Bu, gezilerim için de böyledir... Gezip göreceğim yerleri havasının durumuna, olan zamanımın kısalığı ya da bolluğuna göre ayırırım. Ünye ve Fatsa için de tıpkı böyle yaptım. Planlamam herkesin zevkine uygun gelmeyebilir, ancak okuduklarınız gitmeye özendiriyorsa ne mutlu!..

Öncelikle sahilden dolaşmak, keşfimin en can alıcı kararıydı. Ünyelilerin ‘köprü!’dedikleri bildiğimiz iskeleye gittim. Turistik bir yat ilişti gözüme ki denizci Yaşar Argan’ın teknesiymiş. Yaşar Argan’ın Ünye’nin turizmine ve işine duyduğu  saygı hemen anlaşılıyor. Ünye ile kurduğum ilk köprü, Argan’ın balık adamlar teknesi oldu..Yazın telefonunu bir kenara: 0452- 324 91 31 Gün olur lazım olur!..

Ünye’yi önce sahilden dolaşıp tanımayı seçmiştim. Sahil boyunca Yasar Argan ve oğlu profesyonel rehberler olarak Ünye’nin tarihi ve coğrafyası hakkında ilk bilgileri veriyorlar... Tekneyle dolaşırken sahil boyunca alacağınız bilgilerle karaya ayak basar basmaz soluğu Ünye Kalesi’nde almak geliyor içinizden.

Ünye İskelesi’nden Samsun istikametine, yani Ayanikola’ya doğru yol alırken ucunda kırmızı bir top göreceğiniz beyaz direk karsısında biraz kalın... Burası, Topyanı’ndaki henüz tamamlanmamış Türk-Japon dostluk anıtıdır ve tamamlanmayı bekliyor sessizce....Daha dikkatli bakın, siz de ‘’Oşima Kayalıkları’’na benzetecek, taaa 1889 yılının Temmuz ayında bulacaksınız kendinizi...

1888’de Japon İmparatoru Mikado’nun amcası İstanbul’a gelir... Sultan 2.Abdülhamit, Japon amca ile o kadar ilgilenir ki bu misafirperverlikten pek etkilenen İmparator Mikado, Osmanlı Sultanı’na bir teşekkür nisanı gönderir... Altta kalmak istemeyen bizim Sultan, Albay Osman Bey komutasında Ertuğrul Fırkateyni’ni yola çıkarır, Japon İmparatoru’na imtiyaz nişanını taşımaktadır gemi.. İçinde imam, doktor, kâtip, fotoğrafçı dâhil 569 mürettebatı taşıyan gemide, o yıl mezun olan genç bahriyeliler de vardır. Gemi gider emanetini teslim eder, Japonya’nın tayfun ayı olan Eylül gelmeden yola çıkmak ister... Ancak kolera salgını başlamış ve Ertuğrul Fırkateyni de karantina bölgesinde kalmıştır.. Karantina kalktığında ise artık tayfun ayıdır.  Japon bahriyesi, Kumano Denizi’ndeki olası tayfunu biliyordur. Osmanlı Fırkateyni’nin dönüsünün bir kaç hafta ertelenmesini ister. Ancak İstanbul’dan gelen “dön” emri ile 1889 Eylülünün 15’inde Yokohama Limanı’ndan demir alan Ertuğrul, 1 gün sonra fırtınaya tutulur, direkleri ve dümeni kırılır. Geminin kayalıklara çarpması sonucu kazan dairesi patlar ve Hoşhima açıkları 500 kişiye mezar olur... Kurtulan 69 kişinin biri Ünyelidir... İşte karsısında durduğunuz  anıt bittiğinde Hoşhima Adası’nda yapılan “Ertuğrul Deniz Şehitleri Anıtı” gibi koynunda Ünyeli bahriyelileri ve onların ailelerini avutacak.!!!

Anıta ön ayak olan Ünyeli güzide insan Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu’nun çalışmalarına çok şükür, Ordu Valiliği destek veriyor. Ancak bu desteğin artması gerek ki sizler baharda Ünye’yi gezmeye gittiğinizde anıtın bitmiş halini görün. Sait Hoca’nın TIP-YATRO denemelerini ve çizdiği karikatürlerini ayrıca okuyucuyla buluşturmak boynumuzun borcu olsun, diyerek sahil boyunca Argan Teknesi’yle dolaşmaya devam ediyoruz.

Karaya çıkınca ilk işimiz Ünye Kalesi olacak: Atlıyoruz kiraladığımız arabamıza, Niksar yolu üzerindeki kartal yuvasını andıran görkemli kaleye tam 7 km sonra varıyoruz. Kale yalçın kayalıkları ile kaya mezarıyla dokunsan kendini anlatacak gibi duruyor. Kuzey ve kuzeybatı yamaçları çok sarp olsa da yıkılmış surların arasından geçip tırmanmak mümkün. 2. Mitridat’a selam verip 2012 de Kültür ve Turizm Bakanlığının yol düzenleme-restorasyon çalışmalarının hız almasını diliyoruz..

İstikamet kaleden inip Tozkopran Kaya Mezarlarını görmek ve artık dünden bugüne kalanlarla Ünye kent merkezinde tanışmak.

Milattan önce 7000’lerden gelen mağaraları görmek aldı götürdü beni. Burada daha fazla kalmak istediysem de zamanı dikkatli harcamam gerektiği aklıma düşünce “artık kenti yasamanın zamanıdır”, diyerek soluğu Sebile Hanım Konağı’nda alıyorum. 200 yıl geriye gidiyorum sessizce. Odalarda bulunan taş ocaklara bakarken Ermeni ve Rum ustaların taş işlemelerine hayran kalıyorum. Konağın 1927 yılında Klasik Türk Müziği bestecisi Ulvi Cemal Erkin’in amcası Arapzade Bahiddin Efendi’nin olduğunu öğreniyorum. Şimdiki sahibi

Ünye Ticaret Odası Başkanı Hasan Şimşek: 2004 yılından beri konağı aslına uygun restore ettirip Ünye turizmine açmış. Osmanlı mimarisinin iyi bir örneği olan konakta uyumak, Karadeniz’e has ballarla, yöresel kahvaltılıklarla güne başlamak ‘işte hayat budur’ dedirtiyor insana.

Şehri dolaşmaya Kadılar Yokuşu’ndan başlayacağım. Burası orijinal taş döşemeli yoluyla gösterişli tarihi konaklarıyla tam bir müze sokak. Ağır ağır çıkın yukarılara doğru. Osmanlının pek çok ünlü kadılarını yetiştiren Ünye, çoğunlukla kadıların yaptırıp oturduğu bu evler bölgesine “Kadılar Mahallesi”, yokuşuna da ‘Kadılar Yokuşu’ demiş. Son kadı torunu Hilmi Bey ve eşine de rastlarsanız kapı önünde, değmeyin keyfinize... Sohbetlerine doyamayacaksınız.

Ünye küçücük şirin bir kasaba: Kime sorsanız gösterir ‘El Sanatları Ustaları’nın hayat verdiği çarşıyı. Gidin; bakırcısıyla, demircisiyle, yorgancısıyla, kalaycısıyla konuşun. Hem birer hatıra alırsınız dostlarınıza, hem de Ünyeli sanatçıların ne büyük özverilerle yaşattıkları sanatlarının inceliklerine tanık olursunuz. Oradan yaşayan hamamlarına... Bu topraklarda hamam kültürü ayrı bir tören olmuş, sevinçle yaşanmış. Aylarca denizde eşlerinden uzak kalan denizciler limana yaklaşırken top sesleriyle duyurulurmuş; bu büyük kavuşma.. Yemekler yapılır, hamamlar hazırlanır, denizcileri karşılarlarmış çoluk çocuk. Uzun hamam sefalarından sonra fener alayıyla evlerine uğurlanan denizcileri, sevinç içindeki Ünye’yi düşünerek adımlayın bir de mahalleleri!.. 

Ünye Meydanı’ndan özellikle bahsetmek isterim size. TRT için yaptığım seyahat programlarında gezdiğim ilçeler içinde belki de en büyüğü. Öyle ki bu büyük alan toplanma duygusu veriyor. Nitekim yapılan festivallere ve etkinliklere civar ilçelerin de katılımı olsa bile kimse sıkışıklık hissi yaşamıyor. Ünye’de herkese yer var. Haydi buyurun Çakır tepe’ye. Buradan Ünye inanılmaz güzel görünüyor. Manzaraya doyamayıp bir de Kent Ormanı’na gittim. Kömürde demlenen çayı içip, bol oksijeniyle havasını soludum. Gözüm ve ciğerlerimin teşekkürünü duydum. Sonra, Ünye’yi sindire sindire ‘Kent Müzesi’nin yolunu tuttum.

Kent Müzesi’nin hikayesini öğrenirken Tarihçi Aynur Tan, Ahmet Kabayel ve Ahmet Varilci isimleri sıkça kulağıma çalındı. Anlaşılan Ünye’nin tarihine ve arkeolojisine sahip çıkan insanlarını da tanımalıydım.

Ünye’ye vardığınızda keşfinize başlamadan önce iki yol önerebilirim size. Birincisi çat kapı belediyeye gidin; gerçek turizm gönüllüsü Ahmet Arpacıoğlu Başkan’la ve halkla ilişkileriyle tanışın, turizm kitapçıklarını alın ve kendi keşfinizi yaşayın...

Diğer bir yol, direk, Orta Çarşı Camisi’nin Avlusu’na gidin, orada göreceğiniz masanın kenarına ilişin ve etrafa bakıp gülümseyin. Bir çift göz muhakkak soran bakışlarınızı yakalayacaktır. İşte o her kimse, hiç çekinmeden, Ahmet Kabayel’ i sorun, Yaşar Karaduman’ı sorun. Onlar sizi doğru insanlara yönlendirecektir. Bir kenti, kendi tarihçi ve yazarlarından dinlemek ne bahşedilmiş mutluluktur?!.

Yerel gazetelere uğrayın... Ünye âşığı gazeteciler ve gazete sahipleriyle karşılaşacaksınız. Tatile gittiğiniz yer, bir Bodrum, Marmaris değilse, alışılmışın dışında diğer kasabalara gitmişseniz eğer, oralı insanlarla merakınızı paylaşmak gezinizi taçlandırır... Gerisi size kalmış… Her insan kendi anısını biriktirir. Bana da yazmayı unutmayın .

Baskı ders çalışmayı sürdürebilme ve iyi meslek seçimi için ailelerin izlemesi gereken tutumlar hakkında ki yazı....

 



Bu Haber 1884 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI