23 Kasım 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Atatürk'ün Oğlu
yasar.karaduman@gmail.com

Atatürk’ün 73 cü ölüm yıldönümü nedeni ile televizyonlardaki tarih programlarında  “Teyzem Latife” adlı kitapta Atatürk’le ilgili birçok bilinmeyenin açıklanması birden bire bir Atatürk tartışmasını da beraberinde getirdi. Kitabın yazarı Latife Hanım’ın kardeşinin torunu araştırmacı Kemal Öke, Atatürk’ün bir oğlu olduğu iddiasını ortaya attı.

Yıllardır saklanan bu bilgileri dinlerken ben de hayretler içinde kaldım, ben ki kendimi Atatürk konusunda geniş bilgiye sahip biri sanırdım. Konu yazar Mete Akyol ve Can Dündar tarafından araştırılmıştı.  Bugün burada sizlerle Atatürk’ün oğlu bilgilerini paylaşacağım, sizin de ilginizi çekeceğini umuyorum..

 

Gerçek Oğlu mu?

Yapılan araştırmalarda bugüne kadar ellinin üzerinde kişi Atatürk’ün oğlu veya kızı olduğunu iddia etmiştir. Bunların çoğu Atatürk’ün  evlat edindiği manevi  çocuklarıdır.. Bunlardan biri de Ünye’de benim Fransızca hocamdı. Adı İsa Manas’tı.

Bana bir gün İstanbul yaşlılar bakımevi olan Dar-ül Aceze’de Atatürk’ün kardeşi olduğunu iddia eden biri olduğunu söylediler. O zaman bir İstanbul gazetesinin Pazar ekine tarih yazıyordum.

Bahsedilen kişiyi görmeye gittim. Bire bir Atatürk’e benziyordu. “Ben amcasının oğluyum” dedi. Bana bu benzerliği kullanıyor gibi geldi ve çok ilgimi çekmedi.

Atatürk’ün gerçek oğlu olduğu iddia edilen kişilerden en önemlisi Abdurrahim Tunçak adında biridir.  Abdurrahim Tunçak 1996 yılında doksan yaşında vefat etti. Tunçak ile yalnız Gazeteci Mete Akyol ve Can Dündar görüşebilmiştir..

Abdurrahim Tunçak, Atatürk’ün üvey babası Ragıp Bey tarafından akrabası olan

ve Çankaya’da kalan Fikriye Hanım’dan olan oğlu dur. Fikriye Hanım Atatürk’ün Latife Hanımla evlenmesi üzerine Çankaya’da köşkü önünde silahla intihar etmişti.

 

Nasıl Ortaya Çıktı

 Mete Akyol, Tunçak ile seksenli yılların başında bir röportaj yapmış, röportaj Milliyet gazetesinde yayınlanmıştı. Tunçak kendini bildiği andan itibaren hep Atatürk’le ve  “annem” dediği Zübeyde Hanım ile birlikte olmuştu. Atatürk’ün evinde sünnet edilmişti.  Atatürk onu annesine emanet etmişti. Abdurrahim, Almanya’ya eğitim için gitmesi dışında Atatürk’ün yanından hiç ayrılmadı.

Atatürk’ün yakın çevresi Abdurrahim’i çok iyi tanıyordu. Zübeyde Hanım’ın bütün özel eşyaları; seccadesi, Kur’an-ı Kerim’i, ölümünden sonra Abdurrahim’e kalmıştı. Atatürk’ün yakın çevresine göre Abdurrahim Atatürk’ün öz oğluydu. Abdurrahim Tunçak’a Atatürk’ün ailesinden kalanlar Başkent Üniversitesi’ndeki “Abdurrahim Tunçak Atatürk Müzesi”nde sergilenmektedir..

 

Atatürkün Oğlu’nun

Kızının  açıklamaları

Can Dündar   “Mustafa” adlı belgeselinde, Abdurrrahim’i Atatürk’ün 1916’da Doğu’da görevliyken 8 yaşında evlat edindiğini anlatılıyor ve Halep’te ikisinin birlikte çekildiği fotoğrafa yer veriyordu. Ancak, Abdurrahim Tunçak’ın kızı Nuray Çulha, Vatan gazetesi muhabirine yaptığı açıklamada bu bilgilerin yanlış olduğu iddiasında bulundu. 62 yaşındaki Nuray Çulha: “Babam 3 aylıktan itibaren Atatürk’ün evindeydi, babam 1908 doğumlu. Atatürk’ün annesinin Kuran’ında yazıyor. Zübeyde Hanım, babamın doğum tarihini Kuran’a kaydetmiş. ”Abdurrahim 1908“ diye yazıyor. Bir de kızı Naciye’nin ölüm tarihini yazmış. Atatürk’ün Naciye isminde bir kızkardeşi ölüyor veremden. Onun ölümünden sonra Akaretler’deki eve geliyorlar.

Vatan Gazetesi: Babanız ne zaman evlat edinilmiş?

Nuray Çulha: Evlat edinilmiş diye bir şey yok. Babamın Akaretler’deki evde sünneti yaptırılıyor. 5 yaşındayken sünnet yatağında çekilmiş resmi var.

Vatan Gazetesi: Yani kendi oğlu mu?

Nuray Çulha: Ben böyle bir şeyi söylemeye söz sahibi değilim.

Vatan Gazetesi: Atatürk ile oğlu arasında benzerlikler nelerdi?

Nuray Çulha: Sesi aynı. Hal ve tavırlar, siluet olarak aynı Atatürk’tü.

Vatan Gazetesi: Sizce annesi kimdi?

Nuray Çulha: Bütün olay Fikriye Hanım üzerinde toplanıyor. Babamın Albümünde gazetelerden kesilmiş Fikriye Hanım’ın resimleri hep öndeydi.  Babam:”Kızım bu yaşta Atatürk’ün oğluyum desem adama bak delirmiş derler. Gözümü açtığımda 3.5 yaşında Akaretler’deki evdeydim. Hayattaki şerefim, biyolojik oğlu olmak bir tarafa onun yetiştirildiği evde ve onu yetiştiren bir anne tarafından yetiştirilmiş olmamdır“ derdi.

Vatan Gazetesi: Fikriye Hanım ile ilgili başka ne anlatmıştı?

Nuray Çulha: O zaman babam Abdürrahim Tuncak, Muzaffer Bozok ile okula gidiyor. Bir akşam Atatürk Fikriye Hanım’a ”Abdürrahim’in notları yüksek geliyor Fikriye, bizim çocuğumuz olduğu için iltimas mı geçiyorlar? git bir kontrol et“ diyor. Ertesi akşam Fikriye Hanım ”Gittim konuştum hocasıyla, hak ettiği notlarmış dedi“ diye anlatıyor.

 

Annesi Fikriye Hanım mıydı?

Tuncak, 90 yıllık yaşamı boyunca ilk ve son kez gazeteci Mete Akyol’a konuşmuştu. Türkiye, Atatürk’ün manevi oğlu ile Akyol’un yaptığı röportaj sayesinde tanıştı. 24 Mayıs 1981’de Milliyet Gazetesi’nde “Atatürk’ün varlığı bugüne değin açıklanmayan manevi çocuğunu bulduk!” başlığı ile yayınlanan anılarıyla Atatürk’ün yakınları dışında pek kimsenin tanımadığı Abdurrahim Tuncak’ın fotoğraflarını görenler şaşkınlığını gizleyemedi. Özellikle kaş ve burun yapısı ise Atatürk’e tıpatıp benzemesi hep aynı soruyu gündeme getirdi. Bu soruya Tunçak: “Bazı sırlar benimle mezara gidecek” diyerek  Atatürk’ün öz oğlu olduğunu ima etmiş oluyordu. Peki ya annesi kimdi? Mete Akyol’un edindiği izlenime göre annesi  Fikriye’ydi.

 

 

Atatürk'ün bir oğlu daha vardı.

Öke kitabında yer vermediği bir iddiayı ise Sabah gazetesine açıkladı: "Atatürk'ün bir oğlu daha vardı ama çocuk, bir arkadaşının adına nüfusa geçirildiği ve hiç anılmadığı için kitabımda yazmadım, ismini de asla söylemem.” dedi

Kitaba koymaktan vazgeçtiği pek çok anı olduğunu anlatan Öke,  Atatürk'ün diğer oğluyla ilgili şu bilgileri verdi: "Askeri okuldan bir arkadaşının eşi bir hanım var, arkadaşı evliliğinin 6'ncı ayında şehit olduktan sonra Atatürk’ün ve bu hanımla tanışıyor ve  bir çocuğu oluyor. Kendisi ve etrafındaki herkes onun Paşa'nın çocuğu olduğunu biliyordu ama ölünceye dek kabul etmedi. Bu sırrı Abdürrahim Bey gibi mezara götürdü. (Takvim Gazetesi)

 

Ağladılar

 Abdurrahim Tunçak fiziki olarak Atatürk’e o kadar çok benziyordu, görenlerin anlattıklarına göre Atatürk’ün neredeyse birebir kopyasıydı. Onu ziyaret eden eski genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanları bu benzerlik karşısında ağlayarak ellerine sarılmışlardır..

Latife Hanım; Atatürk’le yaşadığı olayları, yazdığı notları, bütün evrakları ve daha birçok şeyi saklamış. Bunların hepsi ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu’na bağışlanmış. O belgeler şu an açıklanamıyor. Çünkü aile, toplumun henüz hazır olmadığını düşündüğünden, AİHM kararınca bu belgelerin 2074 yılına kadar açılmasını engellemiş,

 

Kaynaklar: Can Dündar, Mustafa Belgeseli,  Mete Akyol, Milliyet 1981, Reha Muhtar Tuncay Opçin/ Liberalses- Sanem Altan-Vatan, Takvim Gazetesi, Vatan Gazetesi

 

 

 



Bu Haber 567 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI