Son bir yılda seyrettiğim güzel filmlerden biri “Dedemin İnsanları”
Ben biraz sulu gözlüyümdür, ayrılığa, hasrete dayanamam. Hele iki sevgilinin vedasına, hiç dayamam. Hatırlamaya da çok dayamam, bazen yaşadıkları ağır gelir insana. Geçmiş mazi değildir ama ben geçmişe baktığımda çok uzaklarda geçen gençlik yıllarıma hüzünlenirim.
Norveç’te kışın deniz donardı. Pencereden görünen fenerin iki kısa bir uzun çakışı bana Ünye’de ki feneri hatırlatırdı. Çocukluğumda mahallemizde fenere bakan bir aile vardı, her akşam gider feneri yakardı. Biz de onunla birlikte gider fener yandıktan sonra çakışını seyrederdik Sonra o çocuk dünyamdan çıkar Norveç’in donan denizinin buz soğuğunda Ünye’deki sıcak anılarımla ısınırdım.
Bu yıl seyrettiğim filmlerden beni en çok etkileyen filmlerden ilki “Aşk tesadüfleri sever” adlı bir filmdi. Zaman zaman gözlerin buğulandı bu filmi seyrederken. Ben anlatmayayım en iyisi siz bir VCD sini alın izleyin. Film sizi günün katı gerçeğinden bir müddet uzaklaştıracak içinizi sıcak bir sevgi ile dolduracaktır.
İkinci film ise Türkiye’de yeni vizyona giren
“Dedemin İnsanları”
Film bizi 1924 yıllarında yaşanmış mübadelede Ege’nin küçük bir kasabasına götürüyor. Mübadelenin her iki tarafta da insanların ruhunda ne derin yaralar açtığını anlatıyor. Gelenler ve gidenler anavatanlarında yabancı, sayıldılar.. Film Girit’ten geldiği için dedesine “Gavur” denilen bir çocuğun olayları çözememesi üzerine kurulmuş mübadele hem seyirciye hem çocuğa anlatılmaya çalışılmıştır. Dede’nin geride bıraktıklarına özleminin anlatılış tarzı ise muhteşemdir..
Bu filmde anlatılanlarla Ünye’nin de ortak bir yanı vardır.
Mübalede, Yunanistan’la Türkiye arasında yapılmış insan değişiminin adıdır. Savaş sonrası bir anlaşma gereği Yunanistan’dan beşyüz bine yakın Türk Türkiye’ye Türkiye’den de bir milyon ikiyüzelli bin kadar Rum da Yunanistan’a gönderilmişlerdir. Ünye’den de üç bine yakın Rum1924 yılında soğuk bir kış günü bindirildikleri Gülcemal vapuru ile Yunanistan’a gitmişlerdir. Gidişleri acı olmuş, gönülleri burada kalmış, gittikleri yerde Ünye diye bir kasaba kurmuşlar ve zaman zaman Ünye’yi ziyaret etmişlerdir.
Filmde Anlatılanlar
Ünye’de de Yaşandı
Filmin ana öyküsünün anlattıkları Ünye’de de geçmiştir. Bir sahne var ki 1924 yılında bire bir Ünye’de de yaşanmıştır. Filmde Girit’teki Türkleri İzmire taşıyan “Gülcemal Vapuru” iki defa da Ünye’ye geldi. Buradan iskelenin başında birikmiş iki gündür vapuru bekleyen Rumları aldı, gelirken Selanik’ten Türk göçmenleri getirdi, gelenler gidenlerin evlerine yerleştiler. Bu sahne aynen bire bir filimde gösterilmiştir. Sadece bu sahneyi görmek için bu filme gidin.
Filmin öyküsü, anlatımı, eski sokaklar, dedenin dükkanı her şey yerli yerinde, sizi alıp götürüyor sanki sizde orada yaşıyormuşsunuz gibi oluyorsunuz. Ben çok beğendim, kesinlikle ilk fırsatta görün siz de beğeneceksiniz. Hatta çocuklarınızı da götürün.
Oyunculara, kurguya öyküye rejisöre, hayran oldum, çekimlere renklere o küçük Ege kasabasının sokaklarına hayran oldum. Biraz eski Ünye’yi buldum filimde biraz çocukluğumu.
Mübadele sonrası Rumlar gittiklerinde Ünye’de büyük bir boşluk yaşandı. Ticareti ve el sanatlarını ellerinde bulunduruyorlardı, yerli halk bunların hiçbirini bilmiyordu. Gelenler ise çiftçiydiler. Gelenlere “mübadil” veya muhacir veya göçmen denildi kendilerini çoğu zaman sakladılar, sonra unutuldular.
Film Ünye’de yaşanmış benzer olayları da anlatması bakımından önemlidir. Çocuklarınızı bunun için filme götürün.
Yarın: Kaldırımı yazıyoruz.