Değerli okuyucular, Ünye Belediyesi Çamlıktan Tabakhane Deresi’ne kadar deniz tarafındaki kaldırımları yeniliyor, kısmen genişletiyor ve düzenliyor. Gerçekten de geç kalınmış bir işti. Ruhsuz kilit taşından yapılan eski kaldırım Ünye’ye hiç yakışmıyordu, hele ön görünüm bölgeleri olan buralara hiç yakışmıyordu.
Yalnız yapılan işte bir eksiklik vardı, onlarca güzel örnekler dururken yeni kaldırım eskisinden çok farklı olmuyor. Geçen Cuma günkü köşe yazımda noksanlıkları, hataları, dökülen betona ağaç deseni verirken çukurlar oluştuğunu, su biriktiğini, üzerinde rahat yürünmediğini yazdım, örnekler verdim, gelin burada bir yürüyelim dedim, bu kaldırım Ünye’ye yakışmadı dedim. Çok daha güzel, modern, gelecek yirmi otuz yıla hitap edecek bir kaldırım yapılsın ve görenlere bravo helal olsun Ünye’ye, dedirtecek, bir iş olsun istedim.
İstedim ama maalesef, olmadı.
Bu kaldırımlar bizim karizmamızı çizer. Adama derler ki yapa yapa bunu mu yaptınız, sizin çevre mühendisiniz, şehir planlamacınız falan yok mu?
Yapılan işe bakılırsa gerçekten de bunların hiçbiri yok. Aklı başında bir şehir planlamacısı bu işin karşısında isyan eder, saçını başını yolardı. Kaldırımı yapanlar kusura bakmasınlar hiçbir şeyden anlamıyorlar. Ünye’nin elimizde kalan son güzel yeri de bu kötü çalışmayla yok ediliyor. Ve hiçbir kurum ve kuruluş buna tepki vermiyor.
Kurbağa Hikâyesi
Geçmiş haftalarda bir kurbağa hikâyesi anlatmıştım. Kaçıranlar için kısaca tekrar yazayım: Bir kurbağayı kaynayan suyun içine atarsanız can havliyle geri sıçrar. Fakat onu ılık suya koyar suyu yavaşa yavaş kaynatırsanız, kurbağa bunun farkına varmaz haşlanır. Bunun bilimsel adı “Öğrenilmiş çaresizlik” halk dilindeki adı da “uyutulmuş toplum” veya “toplumsal sağırlıktır” tır.
Öğrenilmiş çaresizlik elinizden bir şey gelmeyeceğini bilme, kabullenme ve kendinizi pasivize etme durumudur. Kontrol edemediği çevre ve olaylarla durmaksızın muhatap olan insanlar, durumu değiştireceklerine olan inançlarını yitirir ve özgüvenlerini kaybetmeye başlarlar. Özgüvenin yitirilmesi, isteseler değiştirebilecekleri çevre ve olaylar karşısında umutsuzluk ve kabullenmeyi getirir.
İşte bu hikaye tam da Ünye’yi anlatmaktadır. Ünye yapılan hiçbir işe tepki vermiyor, boyun büküp kabul ediyor, kaldırım konusunda da öyle. Yavaş yavaş haşlanıyoruz, bize çaktırılmadan Ünye’nin en güzel yerleri yok ediliyor, şimdi de kaldırımları ziyan edilmektedir.
Herkes başına kuma gömmüş, sessiz ve hissiz., Sivil toplum kuruluşları başkanları, oda ve borsa başkanları, esnaf odaları başkanları, ilçe parti başkanları, muhalif belediye meclisi üyeleri, şoförler odası başkanı, vatandaşlar, Ünyeliler, buraya hiç gidip baktınız mı, siz bu kaldırımı kullanmayacak mısınız, çocuklarınız burada hiç mi yürümeyecek? Size ne oldu, üzerinize ölü toprağımı serpildi? Uyanın, hiç mi söyleyecek bir şeyiniz yok?
Gelin birlikte şu kaldırım üzerinde bir yürüyelim.
Dilinizi mi kestiler?
Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra telefonlara sarılıp: “Bu ne biçim yazı, bizi kurbağaya benzetmişsin diyeceksiniz? Estağfurullah, ben onu tepkisiz kalanlar, Ünye’yi yıksalar aldırmayanlar için söyledim, siz öyle değilsiniz, eminim buna bir çare bulmaya çalışacaksınız.. Bir de, lütfen bana sormayın, ben garip bir köşe yazarıyım, kaldırımı ben yapmıyorum, cesaretiniz varsa kaldırımı yapanlara telefon edin.
Tekrar ediyorum, her taşın altından çıkan bir oda başkanı, Atatürkçü Derneği başkan ve üyeleri, emekli öğretmenler, avukatlar, mimar ve mühendisler odası başkanı, eski belediye başkanları, belediye meclisindeki muhalif parti üyeleri ve o partinin çevre plânlamacısı genç mühendis arkadaşım, il genel meclis üyeleri, siz Ünye’de yaşamıyor musunuz? Biriniz çıkında iki kelime edin, dilinizi mi kestiler?
Son yıllarda Ünye’de belediye hizmeti adı altında birçok değer yok edildi. Ünye’nin simgesi sayılan yerler şu veya bu isim altında tahrip edildi, Ünye’nin silüeti yaralandı. Park diye deniz dolduruldu, Fener civarı ve çamlık perişan, falezler tinercilerin bali tüpleri ve pislik içinde, Yalıkahvesi’nin ara sokakları içler acısı halde, (Değil diyenler bana gelsin göstereyim) her taraf kilit taşı, kilit taşı, kilit taşı.. Bu kilit taşını satan kimse kesin köşe olmuştur.
Bu Karizmatik insanların işi değil
Bu kaldırımı durdurun, yapılanı da kırın. Yerine dolma parka döşediğiniz yeşil beyaz kare taşları döşetin. Yapılan gerçekten beşinci sınıf iştir. Bunu akıl eden kimse bu arkadaşla bir sohbet etmek isterdim, bunu çok mu aramış?
Ünye dışındaki Ünyeliler, dernek başkanları, iş adamları, her seferinde Ünye’ye gelip ahkâm kesip, şikâyet edip, ağlayıp sızlamayın, bulunduğunuz yerlerden e. posta, fax, telefonla veya başka araçlarla demokratik tepkinizi gösterin.
Son olarak, kaldırımı yapan değerli arkadaşlarıma, tekrar düşünmelerini öneriyorum. Yapılan iş Ünye’ye yakışmamıştır. Yarın, tarihin sizi mahkûm etmemesini ve bu koltuklardan ayrıldığınızda da bu şehrin size sevgi ve saygı göstermesini istiyorsanız bir çare bulun, derim. Bu iş karizmatik insanların işi değil.
Bu vasat bir iş.
Daha iyisi yapılabilir..
Bu konu sürecektir.