Bu hafta tam de “ne olacak bu çamlığın hali?” diyerek çamlığı yazacaktım ki, Ticaret Odası’ndaki tartışmalı “Ünye sorunlarına çözüm toplantısı”nda, belediye başkanı, çamlığa da değindi.
Çamlık, çok bakımsız, falezler pis, çöplük, tinercilerin bali torbaları ve tüpleri, pet şişeler, plastik torbalar, kağıt, gazete, don, atlet, ne ararsan var, yazdım kimse ilgilenmedi.
Belediye başkanının konuşması biraz propaganda içerse de faydalı oldu, ancak zamanı fazla kullanınca, Orhun Güven, “Burada bir saattir propaganda yapılıyor, biz propaganda dinlemeye gelmedik” diyerek tepki gösterdi.
Kaymakam, işi gereği gidip, belediye başkanı da biraz sonra kalkınca Fiyaskoya dönüşen toplantıyı ticaret odası başkanı kontrol etmekte zorlandı ve salondakileri daha da gerdi, Orhun Güven aynı tepkiyi ona da gösterdi. Daha sonra gündeme gelen fakülte yeri için Dekan Prof. Dr. Nuri Yılmaz, yaptığı arsa teklifine bin pişman oldu.
Önceki günkü köşe yazısında arkadaşım Musa Kıroğlu olayı biraz belediye ve ticaret odası tarafına yontup, onlara arka çıkıp tam bir kıyak geçmişse de toplantı tam bir fiyasko olmuştur. Bu işten reklamını yaparak bir tek belediye başkanı kazançlı çıkmış, fakat sıra sorulara gelince o da salondan ayrılmıştır. Şeffaf yönetimlerde konuşup gitmek yok, kalıp soruları göğüsleyeceksin.
Çamlığa artık otel yapılmayacak
İşte bu sorunlu toplantıda, çöplüğün kaldırılacağı, saray hamamı, Kadılar yokuşundaki restore edilecek onüç evden dördüne başlandığı bilgisini veren belediye başkanı çamlığa da değinerek:
“Ünye’ye beş yıldızlı bir otel kazandırmak en büyük hayalimdi, Ünyelilere anlatamadım, oysa çamlık elden gitmeyecekti, tek bir ağaç kesilmeyecekti (Ağaçlar kesilmeden nasıl otel sığacaktı buraya anlayamadım, yoksa ağaçların tepesine mi yapacaktı oteli Antalya Olimpos’taki ağaçların üzerine yapılmış evler gibi?) başka yer mi yok idi, ama siz olsanız kar getirmeyecek bir yere otel yapar mısınız? Bu nedenle çamlığa otel yapma işi artık bitti. Burayı 2012 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi ile ortaklaşa bir proje yaparak Ünyelilerin istediği şekilde düzenleyip hizmete açacağız, bu nedenle gördüğünüz gibi şimdiden toprak yığmaya başladık” dedi.
Bedava Kömüre Cevap Gelmedi
Ancak bir dinleyicinin sorduğu “Bedava kömür dumanından zehirleniyoruz” sorusuna ne belediye başkanı ne de ticaret odası başkanı cevap verebildi, sessiz kaldılar, soru arada kaynatıldı.
Çamlığa otel hikâyesinin sona ermesi ve çamlığın yeniden düzenlemesi kararı çok akıllıca bir iştir.. Bu iş başkana bugüne kadar yaptığı tüm işlerden fazla puan ve prestij kazandıracaktır. Ama prestijin yarısı daha şimdiden gitti. Ünyeliler yarısını kötü kaldırım için geri alacaktır. Umarım projede çamlıktaki motel denen gecekonduların yıkımı da vardır.
***
Kayıp Ünye Hikayeleri
Bugünlerde sinemalarda gösterimde bir film var, Ünye’de de oynuyor. Adı: “Dedemin İnsanları”
Bu filme muhakkak gidin ve çocuklarınızı da götürün, çünkü filmin anlattığı hikâyenin bir benzeri de Ünye’de de yaşanmıştır. Film, Lozan anlaşması sonucu 1924 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan adı “Mübadele olan insan değişimini anlatıyor.. Anlaşma gereğince Yunanistan’dan altı yüz bin Türk Türkiye’ye, Türkiye’den de bir buçuk milyon Rum Yunanistan’a göç ettirilmişti.
1924’ler de Ünye’de üç binin üzerinde Rum yaşıyordu. Yalıkahvesi ve üst sokaklarda oturuyorlardı, buranın adı “Rum Mahallesi” idi. Bin yıldır burada idiler. Anlaşma gereği gönderildiler, yerlerine Yunanistan’ın Drama vilayetinden Türkler geldi, acı hikâyeler yaşandı, işte film bu acı hikâyelerden birini anlatıyor.
Ünye bunları bilmiyor
Bugün Ünye’de bu olayı bilen çok az kişi vardır. Bunları on yıldır araştırıyorum, onlarca anı, hikâye, araştırma yazdım, bu çalışmalar Ünye’de, İstanbul’da ve Türkiye’nin ilgili gazetelerinde, dergilerde, internet sitelerinde yayınlandı, ödüller aldı, bunları tezlerinde kullanan çocuklarımız üniversite bitirdiler, yüksek lisans yaptılar, bir doçentimiz tezine kaynak olarak kullandı.
Ama Ünyelinin bunlardan hiç haberi olmadı. Kimse bana gel şunları bize de anlat demedi. Atatürkçü Düşünce Derneğinin bu çalışmaları anlatmam için yaptığı ricayı severek kabul ettim. Konuşmayı yapacağım ticaret odası’nın salonu için oda başkanı Atatürkçü Düşünce Derneğinden 750 lira kira istedi. Derneğin parası yoktu.. Konferans verilemedi ve Ünyelilerin de bu bilgilerden haberi olmadı.
Sonra bu adamlar, çıktılar Ünye, münye, kültür mültür diye mangalda kül bırakmadılar. Gün geldi bu hikâyeleri anlatan bir film yapıldı.
Çocuklarınızla gidin görün.
***
Ordu’lu Vekil
“Kurtuluş Savaşı Uydurma” dedi.
Kanımız dondu
Ordu AKP Milletvekili İhsan Şener “Yunan Ordusu Egede savaşmadı bunların uydurma ve Ankara’daki hükümetin meşruluğunu göstermek için yapıldı Türk şehitlikleri de düzmece” demiş.
Bu Kurtuluş Savaşını, Dumlupınar’ı, Sakarya’yı, Otuz Ağustosu inkar etmek demektir. Demek on binlerce şehit de düzmece.
Helal olsun sana ve seni seçip meclise gönderenlere.
Bu milletvekili Vahdettin için de “İzine gitmişti ” derse şaşmam.
Bu zafer, bu komutanlar, Kazım Karabekir Ali Fuat Cebesoy, İnönü, Fevzi Çakmak Mustafa Kemal hepsi yalan mıydı?
Bütün bunlar Atatürk’ü ve Cumhuriyeti yıpratma planlarıdır. Dersim de öyledir. Bunlar Türkiye’yi parçalamak isteyen güçlerin yazdığı ve ellerine verip okumalarını istedikleri bir senaryodur. Atatürk sağ olsaydı bunların canına okurdu ya.
haberin linkleri
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=59783
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19386906.asp
***
“Atlar Hıyar Salatası Yemez”
Çok ilginç bir bilgi…
Geçende bir yazımda telefonlarda söylediğimiz “ALO” kelimesinin nereden geldiğini yazmıştım. Başlıktaki “Atlar Hıyar Salatası Yemez” cümlesi de telefonda söylenilen ilk cümle olarak tarihe geçmiştir.
Tarihe geçen bu tuhaf cümle, 150 yıl önce 1861 de Frankfurt'ta İnsanlığın teknolojik ve kültürel macerasında derin izler bırakan telefonun tanıtımı sırasında söylenmiştir. Alman mucit Johann Philipp Frankfurt Fizik Cemiyeti'nde, geliştirdiği cihazla karşı tarafa bu cümleyi gönderiyordu ve bu sözler telefonda söylenmiş ilk cümle olarak tarihe geçti. (Deutsche Welle-Almanya’nın Sesi radyosu)