28 Aralık 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
"Ünye de Fatsa Arası" Belgeseli
yasar.karaduman@gmail.com

            Ünye’den çıktım başım selamet,

    İstanbul’a geldim koptu kıyamet”

 

Taksim anıtının önünde Ünye yerel sokak oyunlarından Tentürük “Topaç” çeviriyorlardı.

Arkamdan biri “kim bunlar dedi

“Ünyeliler” dedi, arkadaşı “İçişleri Bakanı’nın köylüleriymiş.”

“Köylü yok” dedim, “şehirlisiyiz.’

Toplu halde yürüyerek, salona gittik salonda izdiham vardı.

Birazdan belgesel bir yalanla başladı.

Biz Ünye tarihini yalanlardan temizlemeye çalışırken bu belgeli yalana şaşırdık. Belgeseli kızım ve oğlumla seyrettim. Gönlüm isterdi ki şu anda güzel şeyler yazayım.

 

Belgeselde Ünye Yoktu

Belgeselde Ünye yoktu. Gönlüm Ünye’den en azından bir iki kare görmek isterdi. Kale, Çakırtepe, Fokfok, Feneraltı, Ayanikola ve şehirden bir iki görüntü.

Yapılanlara saygı duyuyorum. Ben de içindeydim. Hem yazdık hem oynadık, herkes seferber oldu. Ünyeliler Esra Hanım’a İstanbul’da da büyük yardımlarda bulundular.

Çekimler iyi değildi, sahnelerde derinlik, açı, uzaktan yakından, sağdan, soldan, yukardan aşağıdan, ileri geri kamera oyunları yoktu.

Bu verilen emeğin tam karşılığı değildi.

Video sanatları öğretim üyesi ve bu işlerden biraz anlayan kızım “Baba, omurgası, senaryosu, olmayan bu gibi şeyleri oturtmak en zor sinema sanatıdır, ilk yirmi dakikadan sonra ipler koptu. Bu rekabeti önce mizahi bir dille yazıp, yazılmış metin oynatılmalıydı.” dedi. Film ilk onbeş dakika iyi gitmiş ondan sonra kopmuştur.

Oysa o kadar çok malzeme çekilmişti ki çekim esnasında arkadaşlara “Bundan yüz tane belgesel çıkar Esra Hanım neden her şeyi çekiyor” demiştim.

Ünye’de Esrara Hanım’a çok büyük destek ve katkı verildi. Yerel tarihçiler, yazarlar, belediye, halk, esnaf, yerel basın, herkes büyük destek vermiş Ortaçarşı esnafı günlerce süren çekim curcunasına sabırla dayanmıştır.

Ancak Esra Hanım, gönlünün zenginliğinden olacak, herkese mavi boncuk dağıtınca ortaya maalesef beğenemediğim bir yapıt ortaya çıkmıştır.

Bence Esra Hanım çektiklerini sıralamada yanlışlık yaptı. Kimim kim olduğunu bilmeden birilerinin tesirinde kalarak ne kadar yanlış, rüya, masal, hikâye varsa ayırmadan filme doldurdu.

Oysa bunları birinin ayıklaması gerekti. Neden anlatılanları tekrar doğrulatmak gereğini duymadı bilmiyorum. Filmde hiç beklenmeyen kişilere yer verilmesi de büyük şaşkınlık uyandırdı. Birileri Esra Hanım’ı yanlış yönlendirmişti.

 

Ana Metinde Ne Yazıyor?

Ben belgeselin Ünye bölümünü bu haliyle kabul edemeyeceğim. İleride tarih, bir tarih yazarı olarak beni yargılar ve suçlar. Biz geleceğe objektif bilgi bırakmak zorundayız. Fatsa tarafı için bir yorum getiremem ama içinde Ünye olmayan bir belgesel yapılmıştır.

Eserin yazarı İsmail Canbulat’ın yazdığı ana metin arada kaybolmuştur. Bu ana metin nasıldı İsmail Canbulat ne anlatıyordu bilemiyoruz. Sevgili İsmail’den bu ana metni bir şekilde bize ulaştırmasını rica ediyorum çünkü çok merak içindeyim. Sevgili İsmail deneyimli usta bir yazardır, ondan böyle karmaşık bir şey çıkacağını sanmıyorum. Hatta yıllar önce bu konuda Ünye için senaryo yazıp kültür bakanlığına sunmayı çok konuşmuştuk. Benim bir hikâyemden yapacağımız “Muz Kokulu Gazoz” projemiz bile vardı. Bize Ünye de Fatsa arası belgeseline temel olan ana metni gönderir veya bilgi verirse mutlu oluruz.

 

 

Bir Alman atasözü var derki:

Zu viele Köche verderben die Suppe’’  Çok karışan olursa çorba ziyan olurmuş. Belgesel biraz buna benzemiştir.

Ancak, bir emek verilmiştir, ekip gece gündüz çalışmıştır, ellerinden geleni yapmışlardır,  uykusuz yorgun geceleri olmuştur. Ben en azından cesareti, emeği, iyi niyeti takdir ediyor, teşekkür ediyor, eserleri önünde eğiliyorum fakat beğenemiyorum.

Yanlış taşlara ve yanlış kişilere oynanılmış eş dost hatır gönül ön plana çıkartılmış ama ortaya belgesel çıkarılamamıştır. Belgeselin kopyalarını piyasaya sürmeden ve arşive kaldırmadan önce tekrar bir düzenleme yapılmasını öneriyorum. Bir takım yalan ve gereksiz bilgi ve sahneler atılarak tekrar gözden geçirilmelidir. Bu haliyle Ünye’ye zararı olur, çünkü birçok yanlış bilgi vardır.

 

Belediye Başkanının Sitemi

Biz Ünye’yi yalan  ve gerçek olmayan bilgilerden temizlemek için yıllarca uğraş verirken Esra Hanım’ın doğruluğunu hiç araştırmadan bir takım  bilgilere  belgeselde yer vermesi ben de dahil bazılarını incitmiştir..

Ben burada en çok Belediye Başkanı Ahmet Arpacıoğlu adına üzüldüm, gerçekten özveri ile Ünye için her şeyi yaptı ama onun gereksiz yemek tariflerinden beş saniye kesip bir görüntüsüne bile yer vermediler. Başkan daha sonra yaptığı açıklama da sitemini şu cümlelerle dile getirmiştir.

“Ünye ile ilgili bir film projesini haber alınca, tüm imkânlarımızla bu yapımın içinde yer aldık. Tüm kurum ve kuruluşlarla, Ünyeli hemşerilerimizle birlikte yüreğimizi koyduk. Projeye elle tutulur bir katkısı olmayanların ağırlıkta olduğu bir yapım ortaya çıkmış. Oysa biz başından itibaren, galasına kadar bu yapıma özel bir önem verdik. Ancak aynı özeni bulamadık.”

 

Biz Onları çoktan sildik

Ünye bizimdir, seyredenlerin aklında yalan ve yanlış bir Ünye imajı oluşmasını istemeyiz. Sonradan bu yalanları temizlemek çok zor oluyor. Belgeselin, son düzenlemesi Ünye’yi ve geçmişini çok iyi bilen birinden yardım alınarak yapılmalıydı.

Belgesel, adı üzerinde bir “Belge” dir. Belgede yalan ve yanlış olmaz. Olursa katmerli hata olur. Oysa bu yapımda yalan ve yanlışlar,  filmin başında anlatılan aslı astarı olmayan şeylerle adeta  belgelenmiştir..

Esra Hanım isimlerinden medet umduğu bazı sanatçılara belgeselde zorla Ünyeliyim ve Fatsalıyım dedirtmeye çalışmış, Kadir İnanır ve bazı sanatçılar verdikleri cevaplarla adeta Ünyeyi azarlamışlardır. Bu kişiler ben Ünyeliyim dese ne olur, demese ne olur? Demesinler istemiyoruz. Biz onları çoktan sildik.

Son Olarak

Belgeselin en iyi tarafı afişidir. anım bir yaka yakın bi zamanda ne bulduysaAfişi çizen arkadaşa karakterlerin kimseye benzememesi için talimat vermiştir. Bir de sen benzedin ben benzemedim derdi çıkmasın diye. Franfurt’a gidilen afiş ise başkadır.

Son olarak verilen emeğe, yapılan çalışmalara ve çalışanlara, ortaya çıkardıkları esere saygı duyuyorum. Daha iyi olabilirdi. Filme eleştirmenler tarafından 5.5 verilmiştir.

 

 



Bu Haber 556 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Yorum Tarih : 31 Aralık 2011 / Pazar Üye Adı :osman bay
Yapılan belgeseller ve yazı yazan yazarların yaptıkları eserlerle ilgili eleştiri yapılır hatta eleştirmen yazarlar vardır.Ben de galaya katıldım gerçekten zevk aldım, belgeselin ilk 20 dakikası muhteşemdi.Eleştirilecek çok bölümler var, bana göre Belediye Başkanımızı bu kadar revize etme hakkınız yok, bu belgeselin hazırlanmasında oluşan komiteden bir komisyon oluşturarak belgeseli hazırlanabilirdi.Tarihçi araştırmaçının yemek tarifi yapması bana çok tuhaf geldi.Söylendiğine göre malzeme varken çoğu malzemeler kullanılmamış.Eleştiri eksikleri tamamlar düşünüyorum, çalışmalarınızda başarılar esra hanım
Başlık : Acil şifalar Tarih : 30 Aralık 2011 / Pazar Üye Adı :iSMAİLYILDIZ
Sayın Karadumana Allah acil şifalar versin. yeniden aramızda olacak ve inşallah yazılarına devam edecektir.
Başlık : ilahi yaşar karaduman Tarih : 28 Aralık 2011 / Pazar Üye Adı :esra alkan
ilahi yaşar karaduman,siz çok yaşayın emi!... yazınızı şimdi tesadüfen okudum ve güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.latife bir yana öncelikle bu sabah yine tesadüfen ali öztürk'ten hastanede olduğunuzu öğrendim ve çok fena oldum. hiç düşünmeden, hemen ünyeye gelip sizi görme kararı aldım,ali bey'e de söyledim, uçakla gelip sizi görüp döneceğim.biletim cebimde. yarın trt de canlı yayındayız,yazılanlara bir bakayım dedim ki sizin yazınızla karşılaştım.allah acil şifalar versin.ahmet kabayel iyiye gittiğinizi söyledi ama ben kendim gelip göreceğim.çok üzüldüm. ilahi yaşar karaduman.bu bir mizah belgesel.tarih turizm arkeoloji belgeseli değil ki! düşündüklerinizi sadece ünye sadece fatsa için yaparız...söz:)) bu işimiz ise insan yapısını,aklın kurguladığı mizahı ele alıyor ve sizin toprakların yetiştirdiği sanatçıların ve politikacılarının gücünün mizahınızla nasıl beslendiğini hatta onların vizyonundan dönüp baktıklarında,bugün sizlerin arasında yaşanan bu mizahi çekişmeyi nasıl algıladıklarını karşılaştırmalı olarak anlatıyoruz.klasik belgeselciler bile yeni bir tarz olan,dünyada da yeni yeni başlayan bu türe sempatiyle yaklaştılar,sektör başkanları arayıp anlaşılması,kabul edilmesi zor olan bu çalışmaya cesaret ettiğimden ve ön açtığımızdan bahsettiler.evet klasik beklentilerin çok uzağındadır.alışılagelen gibi klasik arkeolojı tarih ve turistik alanlar yoktur olamaz çünkü "ünye de fatsa arası "iki ilçe halkının aynı olayları farklı algılamasını mizahi bir uslupla veren bir çalışmadır. evet çok uzun çektim çünkü öyle kıymetli tarihçileriniz öyle değerli bilgileri ilk ağızdan verdiler ki; yaş ortalamasının yüksek olduğunu da düşünüp anı-kayıt kalsın istedim,mavi boncuk dağıtmak değil:)! örn. fatsa da kullanmayacağımı bile bile çektiğim adalet ve hürriyetin anneleri artık aramızda yok maalesef. küçük yerlerde bu tip çekimler biliyorsunuz seyrek oluyor...hazır böyle bir fırsat varken üşenmedim, "3 gün önce bitirip gidersem maddi-manevi kardayım" da demedim,sizler anlattınız ben kesmeden çektim.şayet sizin beklentinizi karşılayacak bir alışılmış belgesel yaparsak, elimizde malzememiz hazırdır;fena mı ettim? filmimize medyanın ilgisi yeni bir şey söylediğimiz için büyük oldu. sektör şimdi kendini tartışıyor.klasikciler zorlanabilirler biliyorum ancak birileri bazen yeni bir şey söylüyor hayatta. size çok üzüldüm,neşe dolu muzip haliniz gözümün önünden gitmiyor, sakın pes etmeyin,geliyorum ziyaretinize;bu kez istediğiniz gibi bir belgesel çekeriz inanın o çok kolay,yeter ki siz bir an önce iyileşin.ünyede görüşmek üzere, sevgi ve saygıyla kucaklarım. esra alkan
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI