Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
5 Ocak 2012 Pazar
MİSAFİR KALEM
Arslan Yıldız / Size baba diyebilir miyim?/"YAZI DİZİSİ/BİRİNCİ BÖLÜM

Soğuk bir kış gecesiydi. Saat sanırım gece yarısını iki saat kadar geçmiş ve kar gecenin karanlığında sönük bir fener misali geceyi aydınlatırcasına beyaz, beyaz yağmaktaydı.

Görebildiğim tek şey biraz uzaklarda bir evin çatısından çıkan dumandı. Belli ki soba yanmaktaydı ve içerisi sıcaktı. O an için bilmediğim bir eve doğru yürürken kapıyı kimin açacağını hesaplamamış hatta umursamamıştım bile… Üşüyordum ve içerisinin sadece sıcak olmasıyla ilgileniyordum.

Ürkek, heyecanlı ve biraz buruk bir şekilde eve doğru yaklaşırken çatının üzerinden çıkan dumanı net bir şekilde görmeye ve daha da heyecanlanmaya başlamıştım. Sanki ellerim ısınıyor, buz kesen ayaklarım yavaş, yavaş çözülüyordu. Buz kesmesi normaldi. Zaten bir ayakkabım olsaydı ayaklarım üşürdü fakat bu kadar acı vermezdi. Bir taraftan da düşünüyordum o kısa ama uzun gibi gelen mesafede bilmediğim eve doğru yaklaşırken… Kapıyı kim açacaktı? Bu soruyu kendine sorup durdu. Ciddi, ciddi düşünmeye hatta kendi, kendine konuşmaya başladı.

 

-            Güzel bir genç kız, yanakları kırmızı bir elma gibi ve yüzünde tebessüm…

 

Kendide bu hayale güldü.

 

-            Sanırım 85 yaşlarında, beyaz saçlı aksi bir ihtiyardan başkası açamazdı. Zaten bu dağ başında böyle bir havada ve kimsenin olmadığı bir yerde yaşamak için biraz deli ve birazda aksi olmak gerekirdi.

 

Kendi, kendine gülerek yürümeye devam etti. Yeterince üşümüş ve soğuktan donmak üzereydi. Hatta bu saatten sonra kapının kimin açacağının bile önemi yoktu. Yeter ki kapı açılsın ve içeriye girip sıcak sobanın yanında oturabilsin.

Kapıya son birkaç adım kaldı. Adımlarını yavaşlattı ve kendisini son bir defa kontrol etti. Küçük pencereden gelen ışık ona bir anda güzel bir duygu verdi. Korkak bir şekilde pencereden kendisini belli etmeden içeriye baktı. Büyük bir soba üzerinde kaynayan bir çaydanlık ve yanında da nar gibi kızarmış kestaneleri görünce daha fazla dayanamayarak kapıyı açıp içeriye daldı. Etrafa bakındı. İçeride kimse yoktu. Bir kere daha baktı. Koşarak sobanın yanına gitti. Ellerini, ayaklarını ısıtmaya çalıştı. Soba öylesine güzel yanıyordu ki kısa bir süre sonra yüzünde güzel bir ifade belirdi. Kemiklerine kadar ısınmıştı. Üzerine birden bir ağırlık çöktü. Uykusunun gelmesi çok normaldi. Uzun ve yorucu birkaç günün sonunda ilk defa bu kadar sıcak bir yerdeydi ve gözleri kapandı. Uyumaya başladı. Aradan çok fazla zaman geçmemişti. Birinin içeride dolaştığını sadece hissediyor ama gözlerini bir türlü açamıyordu. Birden üzerine örtülen kalın yorganı hissetti. O kadar yorgun, uykusuz ve üşümüştü ki gözlerini açıp bu anı bozmak istemedi. Şuan için tek düşündüğü sadece uyumak ve uyumaktı.

Sabahın ilk ışıkları odaya vurmaya başlamıştı. Güneş her ne kadar zayıf bir şekilde odaya girmiş olsa da gözlerine vuran ışık uyanmasına sebep oldu. Gerinerek uyandı. Soba hala çok sıcaktı. Üzerinde dumanı tüten taze çayın kokusunu iliklerine kadar çekti. Gözlerini tam açtığında karşısında bir kahvaltı masası ile karşılaştı. Yerden kalkıp masaya doğru gitti. Etrafa bakındı ama yine kimse yoktu. Kendisine çay koyup deli gibi masanın üzerinde duran kahvaltılıkları yemeye bir taraftan da çayını yudumlamaya başladı. Sanki rüyada gibiydi. Sıcak bir ev, güzel bir kahvaltı ve çok sevdiği çay… Daha ne isteyebilirdi ki?

İçeriye sert adımlarla bir adam girdi. Göbekli, kalın bıyıklı, saçları uzun ama arkadan bağlı, yüzünde birkaç küçük bıçak izi, üzerinde kalın ve koyu tonlarda elbiseler elinde tüfek ile bir adam girdi. Gözleri sert ve gergin bakıyordu. Soru sorar gibi ve cevabını hemen duymak ister gibi. Yerinden korkarak kalktı. Biran için o 85 yaşındaki aksi ve yaşlı kadının bu evin sahibi olması ihtimalini düşündü ve keşke dedi. Adam ile uzun ve etkili bir bakışma anı yaşadı. Dağ başıydı ve sadece ikisi vardı. Aklına normal olarak gelecek şeyler belliydi. Artık yolun sonuna gelmişti ve adam yüzündeki sert ifadeyi biraz daha artırarak yaklaştı, yaklaştı. Elindeki tüfeği ile oynamaya başladı. Yaklaştı, yaklaştı. Yutkunarak gözlerini kapadı ve olacakların hemen olması için adama adeta yalvarıyordu. Adam bir adım daha geldi ve…

Devamı bir sonraki yazı dizisinde…

Görüşmek üzere.

 



Bu Haber 2116 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI