Komşu kasabaların böyle bir rahatsızlığı yok kimsenin paşasına evliyasına sahip çıkmıyor. Hatta Fatsa, geçen günü; Bizde iki paşa var, size lazım mı alır mısınız demiş.
Son zamanlarda gelen e.postalarda, (günahı gönderenlerin başına) Ceyran Hoca ile Barbaros Hayrettin Paşa’nın da mezarlarının Ünye’de olduğunu yazıyorlar ve şunlara da bir el at diyorlar.
Bu mezar işi benim üzerime yapıştı kaldı. Kimin mezar ve yatırla derdi olsa beni arıyor, Şehrin yarısı beni aforoz etti, yarısı da iyi ettin biz böyle sahte paşa istemeyiz dedi.
Geçen akşam eve giderken Yalıkahvesinde yaşlı biri beni durdurdu.
-Baa bak Garaduman, Türbe mezarlığındaki babamın mezarı gaybolmuş sen bu işlerden annimişun benim babam nerde yatii biliiimun?
-Bilmiim, dedim, onu ilgililere soracaksın.
Yaşlı adam aslında hiç bilinmeyen bir konuya parmak basmıştı. Yıllar önce Tepe ve Türbe mezarlıkları yağmalanmıştı. Bir sürü insan, sahibi olmayan mezarları düzlemiş, çevirmişti. Sevap diye meydandaki mezarla uğraşanlar düzlenen bu mezarlardan ve günahından haberi olmadı. Bunu daha sonra etraflıca yazacağız, şimdi dönelim konumuza.
Gelen e.postalar üzerine yaptığım bir çalışmada Ceyran Hoca ve Barbaros Hayrettin Paşanın Ünye’de yattığına rağmen kuvvetli kanıtlar çıktı.
Ünye’de yattığı iddia edilen Ceyran Hoca 1700 yıllarında Estergon kalesi fethinden sonra yaşlılığı nedeniyle, sultandan emekliliğini istemiş ve memleketi Ünye’ye gelmiştir. Ünye’de de bir müddet irşad işleriyle uğraşmış, 1710 yılında vefat ederek Tiryaki Hasan Paşa’nın üç mezar cenubuna (güneyine) defnolunmuştu. Hocanın Amerika’da yaşayan torun torunu Ulema Mehmet Efendi, açtığı remil sonucu ve bir gece mübareğin de rüyasına girip tarif etmesi üzerine mezarın yeri bulunmuştur.
Amerika’dan yazan torundan torun Mehmet Efendi dedem için de bir mezar yapılmasını ilgililerden talep edeceğim bana yardımcı olur musun diye sormuş. Ben aynen iletiyorum top belediyedeki mezarcı arkadaşlardadır..
Öbür tarafta ise, yukarıda mezarının yenilendiğini gören Tiryaki Hasan Paşa hemen koşup üç mezar kıble tarafından yatan Ceyran Hoca’ya giderek:
-Ya Ceyran, kalk kalk..
-Ne oldu Hasan Paşa gıyam mı eyleniyor, vakit mi geldi? (Kalkıyor muyuz?)
-Ne gıyamı hoca şaşurma gıyama daha vakit var, yukarıda birileri benim kabri yeniliyor, üst tarafa sen de iki tık tık yapıver de seninkine de el atsınlar.
-Geçen de benim torundan torun Sadettin Teksoy’a sormuş, sakata gelmemek için ben torunun rüyasına girip yerimi tarif ettim o da ilgililere baş vuracaktı.
-Benimki siyah granitten olacakmış Ceyran.. Sen nasıl istersin?
-Senin eski mezarın çok arabesk olmuştu, inşallah bu sefer yine Tahtakale usulü yapmazlar.
-Hele bir yapsınlar, bir gece rüyalarına girer onları tuttuğum gibi pencereden atarım.
Zaten benim kabrimi de yukarıda ters çevirmişler, sandukam iki arşın cenuba kaydırılmış.. Bunu Karaduman üç yıl önce yazdı fakat kimse anlamadı. Ben eskiden başım hamam tarafında ayaklarım hükümet konağı tarafında meydana paralel yatıyordum. Bu sefer başımı deniz tarafına çevirmişler, aşağıda tersim döndü yahu...
-Yav paşa sen Kanije’de değil miydin? Ünye’ye ne zaman geldin.
-Garuşduma Ceyran… Ben de şaşudum, Ünye’de miyim Kanije de mi? Arada gidip geliyoruz. Fazla mezar göz çıkarmaz, görmüyor musun Yunus’un bile Ünye dahil onyedi yerde mezarı var.
-Yunus’ta mı burada o ne zaman gelmiş?
-Epeydir Ünye’de.. Geçende biri yazmıştı orada yatan Yunus değil, Şah İsmail’in gardaşı “Şah Nuz” veya “Şehy Nuz” diye..
-Yav Tiryaki, bu Ünyeliler paşa ve evliya hastası, bulduklarını Ünye’ye taşıyorlar. Bizim dergahın bir ibrikçibaşısı Kel Yahya vardı, boğulup terki dünya eyledi. Geçende Hocam benim bir kabrim bile yok, boşta kaldım dedi.. Aha bu garibi de yatusak Ünye’ye..
-Git lan Ceyran yat yattığın yerde.. Ünye gureba (kimsesizler) mezarlığı mı?
Lafı uzattık Barbaros HayretinPaşa’yı yazmaya yer kalmadı.
Gelecek hafta:
Ceyran Hoca, Tiryaki, Barbaros Hayrettin ve İbrikçibaşı Yahya arasındaki ölü sohbetleri.
Biryerlere kaybolmayın..
yaşar.karaduman@gmail.com