Gala nedeni ile Taksim meydanında ve İstiklal caddesinde bir taşra ilçesi olan Ünye : özümsediği ve ruhunda taşıdığı kent kültürü ile gelenek ve üstün mizah yeteneklerini İstanbul’lulara gururla ve samimi coşkuları ile sundular.Muhteşemdi ……Muhteşemdi…
Ünye de Fatsa arası nın galasından sonra Sn. Yaşar Karaduman ve Sn. Prf.Dr. Sait Kapıcıoğlu’ nun yazdıkları nın bir kısmı ile Belediye Başkanımız Sn. Ahmet Arpacıoğlu’nun söylediklerine yürekten katılıyorum ve çok doğru tespitler olarak değerlendirerek başlamak istiyorum.Ünye ve Fatsa arasında derin bir rekabet duygusunun varlığı inkar edilemez.Ancak bu duygu hiçbir zaman düşmanlık duygularına ulaşamamıştır.Arada bir böyle düşünenler olsa bile her iki kent insanı bunları akıl sağlığı bozulmuşlar olarak değerlendirmiştir.
Ünye de Fatsa arası filminde inandırılmak istenilen “birinin ak dediğine diğerinin kara der” düşünce tarzı Ünye ve Fatsa’lılar için tamamen yanlış bir yakıştırmadır.Zira Fatsa ve Ünye liler akıllı ve mantık bilen insanlardır. Egolarının had safhada yüksek olduğu çok doğrudur.En iyi olduklarını ispat için yarış ve rekebet içindedirler.Hep kıskanmışımdır Fatsa fenerinin yerini.Ünye fener altının 300 metre açığında Fener için bir kayalık arayıp durmuşum ,hayaller kurmuşumdur hep.
Ünye ve Fatsa iki dost rakiptir aslında ,birbilerinden asla vazgeçemeler.Fatsalı anneler; kızlarımızı Ünye ye gelin versek,oğlumuz Ünyeli bir kız ile evlense diye adaklar sunarken ,Ünyeli anneler; damadım Fatsa dan olsa,oğlum burnunun dibinde Fatsa varken dışarı yerlerden kız getirmese diye dua ediyorlar.Aksini düşünenleri enişteler ikna etsin lütfen.
Lise yıllarımda Fatsa da Lise yoktu,Fatsa lılar Ünye lisesi ne gelirlerdi minübüs ile.Öğleyin gelirler akşam dönerlerdi.Arkadaşımızdı ,aynı sınıfı ,aynı sırayı paylaştığımız Fatsa ‘lıardı onlar.Akşamları üstünlük duygularımızı belirten sloganlarla uğurlardık Fatsa ya.Öğlenleri gelişleri biraz geçikse ,endişe ve sahiplenme duygularımızla arkadaşlarımızın arabası kazamı yaptı ,hava da çok soğuk yolda mı kaldılar acaba endişeleri ile ortaokul yamasının virajında mavi münübüsün yolunu gözlerdik.Virajda mavi münübüsün burnunu gördüğümüzde derin bir oh çekerdik….İşte o andan itibaren rekabet başlardı yeniden. Fazlı,Yavuz,İsmail,Arap Zeki.Tarık ,Hüseyin ve diğerleri…Onlar Fatsa’lılardı…Arkadaşlarımızdı………………
Film çekimleri sırasında Ünye de idim.Çekim aşamalarını ve verilen emeği yakından biliyorum.Samimi ve ortak bir çalışma yapılabilse idi: Ünye Fatsa arasındaki gizli dostluktan beslenen ve de rekabet içeren mizah anlayışını ortaya çıkartıp anlatabilirdik.Fakat aksi yapılarak ana fikir yok edilmiş,parçalar birbirinden aykırı seçilerek bütün oluşturulamamış. Anlatım dilinin zayıf ve yeter siz olduğunu gördüğüm gibi, Rockefeller vakfı destekl i yerel tarihçiliğin izlerini de yoğun olarak hissettim. Ünye Fatsa arasındaki rekabeti mizahi biçimde ortaya koymakta yetersiz kaldığını düşünüyorum.
“Yönümü döndürdüm makbere doğru
Durmadan dönersin dur yalan dünya”
Sn. Akınet ile Sn .Oral’ın gönül delen mısralarını, yürek titreten mızrap vuruşlarını Fatsa lı ve Ünye li diye görmezden,duymazdan gelenlerin gözleri kör,kulakları sağır,kalpleri karadır, kapalıdır.
Fatsa lı kardeşimiz Nimet Koç “ Ünye ve Fatsa lılar bir pazılın parçaları gibidirler “ diyor !.........
Fatsa’lılar pazılın parçaları olabilir saygı duyarım ancak Ünye’liler pazılın ta kendisidir.
Fatsa ve Ünye lilere sevgi ve saygılarımla.