Gazete Büromuzda köşe yazarlarımızdan İrfan Tosun döndü bana, “Abi, ben Ünyeli miyim? diye, tuhaf bir soru sordu. ”Ben de “Değilsin, sen Laz’sın, Trabzonlusun.” dedim, latife olsun, diye.
O da ciddi, ciddi “Biliyorum abi, ben de öyle düşünüyorum zaten” deyince… Kendisine bu sefer “Bir dakika, dur bakim. Nasıl böyle konuşursun ki? Sen oturmak, yaşamak için nereyi seçtin?” dedim. Ünye’yi seçtiğini söyledi. “Peki işini-gücünü nerde kurdun? diye, sorunca da” Yine Ünye, dedi. Ve devam etti, “Abi benim ve ailemin nüfus kaydı da Ünye’de”
Anladım ki, Sevgili İrfan, bu aralar biraz sıkça edilen bazı laflardan, seçim dalaverelerinden ciddi manada etkilenmiş.
Bakın, üç beş oy uğruna bu seçim dalaverelerinden birisinde neler deniyor? “Bazıları var ya, hani kendisini Ünye’nin en eskisi yerine koyanlar. Onlar sizin Ünyeli olmanızı istemiyor, sizin gidip Cumhuriyet Meydanı’nda gezip-tozmanızdan, oturup-kalkmanızdan rahatsız oluyor. Var mısınız onlara bir ders vermeye? O zaman desteğinizi bana verin, onlara dersini verelim.”
Bunları, kim söylüyor biliyor musunuz? Ünye Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Ahmet Arpacıoğlu söylüyor. Bazen meydanlarda, bazen de ev toplantılarında aynen böyle konuşuyor, bangır, bangır bağırıyor.
Hatta, ev toplantıları biraz daha üstü kapalı olduğu için çok daha ileri gidiyor, “Biz” ve “onlar” gibi çok saçma, ama çok tehlikeli ifadeleri bile etmekten hiç çekinmiyor.
Ne yapıyor bu Başkan Ahmet Arpacıoğlu böyle? Üç beş oy alacağım hesabıyla, bu kadar zararlı, böylesine ikilik, böylesine bölücülük kokan bu lafları nasıl edebiliyor?
Soruyorum kendisine, bu zamana kadar Ünye’nin neresinde kim, kime Ünyelilik taslayarak, “Sen Ünyelisin”, ya da “Sen Ünyeli değilsin” demiş. “Sen burada gezemezsin, bu bankta oturamazsın, burayı terk et” diye kim, kime söylemiş? Var mı bunun bir tane bile olsa örneği?
Kaldı ki, kimin kime böyle konuşmaya, bunları söylemeye hakkı olabilir? Kim, kimin Ünyeli olup olmadığını, sorgulama hakkını elinde bulunduruyor ki…
Bütün bunlar, böyle şeyler yokken… Olması da mümkün değilken… Acab ola Ahmet Bey, neden böyle olmadık şeyleri seçim malzemesi yapıyor? Neden başkanlığını yaptığı yerdeki hemşerilik bağlarını kaşımaya, bölücülük yapmaya kalkışıyor? Hiç bilmiyor mu ki, belediye Başkanı olarak en temel vazifesi; mensup olduğu yerdeki insanlar arasındaki hemşerilik bağını güçlendirmektir, kuvvetlendirmektir.
Böyle olması gerektiği halde bir başkan, bir belediye başkanı olarak nasıl böyle bir ateşle oynar? Nasıl Ünyemizin en temel harcı, en temel dokusu olan birlikte yaşama, birbirine hemşerilik bağıyla sımsıkı sarılma duygularını sarsar, yıpratır? Değer mi hiç, üç beş oy kazanacağım diye, insan yaşadığı yere, yaşadığı yerin insanlarına, tarihine, geleceğine böylesine zarar vermeye kalkışır mı?
Oyum düşüyor, diye mi, yoksa anlatacağı bir şeyi bulunmadığı, kalmadığı için mi nedir, Ahmet Bey akıl, izan sahibi hiç kimsenin ağzına almayacağı böyle laflar, lakırdılar ediyor maalesef.
Ben kendisini buradan uyarıyorum, bu lafları eden sonunda kendine eder, laflarının altında ezilir, kalır. Benden sana tavsiye Ahmet Bey, bu lafları bir daha ağzına alma, bir an önce unut, unuttur.
Ünye aşığı, Ünye üzerine iki de kitap yazmış olan Sevgili İrfan’a da tavsiyem, bu tür saçmalıklara gülüp geçmesidir.