Küresel soygun ekonomisinin en büyük ortağı ABD’dir. ABD dünya nüfusunun sadece yüzde ikisine sahip olduğu halde, kaynaklarının yarısını kullanmaktadır. Küresel ekonomi, merkezinde kocaman bir örümceğin yerleştiği bir ağdır. Bu sistem dünyanın her yerinde şaha kalkmıştır. Borsalar, mali spekülasyonlar, sigorta işlemleri v.s. ile paranın yatırılıp çekilmesi şeklindeki süper metodlarla holdingler, bankalar dünya ekonomisini emmektedirler. Bu kumarhane ekonomisi kendilerini kamufle ederek sistemi mazlum milletler için de zararsızmış gibi gösterebilirler. Oysa bu örümcek ağına takılacak olan, emekleri ile kazanmış olan insanların alın teridir, rızıkları ve tasarruflarıdır. Kalkınmakta olan bizim gibi ülkelerin elde ettikleri gelirlerini koruyacak, döviz veya faiz dalgalanmalarının yarattığı yıkım veya hortumculuğu göğüsleyecek güçleri yoktur. Dünya borsalarından her 24 saatte döviz, senet, faizlerle tehlikeli şekillerde oynanarak hiç üretim olmadan yaklaşık 750 milyar dolar dönmektedir. Böylece yerel tasarruflar kolayca yutulabilmektedir. Bu spekülatörler, vergi cenneti, herhangi bir kısıtlama olmadan çalışabilen, işbirlikçilerin çok olduğu ülkelere konarlar. Böylece insanların kanını daha kolay emerler.
Bu şişirilmiş çıkarcı sistem günümüzde çökmüştür. Buna rağmen Türkiye bu soyguncu sisteme yaklaşık 300 holding ile integre olmuş, kumar ekonomisindeki yeri almıştır. Bu şirketler dünya devi olmakla övünüyorlar. Bu yüzden gazetelere yüz milyarlaca liralık övünç ilanları veriyorlar. Oysa bu kaynaklar tasarrufları sömürülen insanların hortumlanmış tasarruflarıdır.
Bugün ülkemizde de geçerli olan yalan ve sahtekarlığa dayalı bir sistem vardır. Küresel ekonomi, eşit sistemde adil çözümlere gayret göstermez. Çünkü herkesin hak ve hukukunu, sağlığını hesaba katmadan tek yanlı kazanmayı hedefleyen bir sistemdir.
Dev holdingler, bankalar, gıda satan süpermarketler, küresel ekonominin Türkiye versiyonlarıdır. Bu sistemin yıkıntıları halkın omuzlarındadır. Marketlerden aldığımız gıda maddeleri bu soygun ekonomisinin Türkiye versiyonları tarafından üretilmektedir.Tüm gıda maddeleri denetimsizlikten halkın aldatılmasına, sağlık sorunlarının oluşmasına vesile olmaktadır. Tansiyon, kanser. Felç, kalp yetmezlikleri için davetiye çıkartmaktadırlar.Tüm halkın temel gıda maddesi olan zeytin, peynir tam bir sağlık skandalıdır. Bu kadar çok tuz içeren bir gıda maddesi olamaz. Tuz kanserdir; tansiyondur; felçtir. Bunları üretenler, satanlar zehir tacirleridir. Bu tuz zehiri başta zeytin ve peynir olmak üzere diğer gıda kalemlerini de içeriyor.
Elbette ki bu soygun sistemine dur diyecek Tarım Bakanlığı teşkilatı halkın sağlığı ile oynayan sisteme çomak sokacak denetimleri yapacaklardır. Konuyu toplumla paylaşıyoruz. Böylece Türk toplumu hem sağlığını korumayı ve hem de küresel soyguna “dur ! “ demeyi öğrenmiş olacaktır.