Birinci yarıyılı tamamladık hayırlısıyla. Genellikle son bir hafta öğrencilerimiz ya da velilerimizin pek çoğu okulu kendileri tatil yapıyorlar zaten. Dolayısıyla bu, son haftalarda bir gevşeklik oluyor ister istemez. Ayrıca okuldaki notların yazılması, karne hazırlıkları ve eksikliklerin tamamlanması gibi işler de bu ara tamamlanıyor. Bizler de tabii olarak derslerimize devam ediyoruz; tek öğrenci olsa bile.
Bu yarıyıl sonu için öğrencilerime söz vermiştim: “Size Ünye’nin önemli ve tarihi mekânlarını gezdireceğim.” demiştim. Son hafta salı günü sınıfın yarısı okula gelmişti. Ne hikmetse bu, son haftalarda çocuklarımız sivil olarak okula gelme eğiliminde oluyorlar, bizler de onları ister istemez okula almak ve eğitimimize devam etmek zorunda kalıyoruz.
O gün de öyle yaptık. Son iki saat için kendimizi riske atarak ve çocuklara sıkı sıkı tembihlerde bulunarak okulumuzun bahçesinde toplandık. Düzenli ve çevreyi rahatsız etmeden Çınarlık Caddesinden okulumuzun yanındaki çınar ağacının karşısından Hamidiye mahallesine doğru tırmandık. Amacımız Restorasyonu devam etmekte olan Müze Evi ve Kadılar Yokuşundaki eski Ünye evlerini göstermekti. Tepeye varınca aşağıya yönelerek Müze eve geldik Doğal olarak kapısı kapalıydı. Restorasyon devam ediyordu. Çevre düzenlemesi daha bitmemişti. Çocuklar bahçeye daldığında her gördükleri karşısında çığlıklar atıyordu. Aslında ortada çığlık attıracak bir şey de yoktu. Herhalde biraz abartıyorlar diye düşündüm. Dışından evi inceledik, eski Ünye evleriyle ilgili kısa bilgiler verdik. Kuyu başında toplandık ve eskiden bu kuyuların öneminden bahsettik. Nice hatıraların gizli olduğu bu kuyunun bir dili olsa da konuşsa dedik. Çünkü yenilenen bu Müze evin belki bütün malzemeleri yeniydi, eskiye dair bir hatıra barındırmıyordu içinde ama bu kuyu öğle mi? O hala o eski ciddiyetini ve orijinalliğini muhafaza ediyordu. O yüzde onda saklıydı bütün sırlar…
Konumuz sırlar değil tabi… Toparlandık ve gerisingeriye tepeye tekrar döndük aynı yoldan ve ara sokakları kullanarak yukarıdan Kadılar Yokuşu/Sokağı’na geldik. Hayret yıkılıp yok olmaya yüz tutmuş bu evlerin etrafında iskeleler kurulmuş, yenileme çalışmaları başlamış. İnanın çok sevindim. Daha önce pek çok yabancıyı bu sokağa getirdim, üzülerek ve çekinerek. Demek ki artık sahip çıkılmış. Daha sonradan buradaki birkaç binanın sayın bakanımız ve milletvekilimiz tarafından satın alındığını ve restore ettirdiklerini öğrendim. Çok memnun oldum. Bir şeylerin yapılması çok önemliydi ve bu Ünye için de çok önemliydi. Düşünenlere ve hassasiyet gösterenlere teşekkürler…
Çocuklar köpek seslerinden ürkerek çığlıklar atmaya başlayınca etraftaki insanların rahatsız olacağı endişesiyle çocukları sürekli uyarmak zorunda kaldım. Dışından evleri birer birer gezerken dış kapısı metalden taş sütunlu kapıdan içeri gireceğimizi, bunun için sessiz olmamız gerektiğini hatırlatarak evin bahçe kapısında içeri girdik. Farklı bir dünyaya geçmiş gibi olduk. Sol tarafımızda bir kuyu; üzeri metal bir kapakla örtülmüş. Her iki tarafta çiçeklikler, karşımızda sağlı sollu merdivenlerle çıkılan merdivenler. Evin boyunu geçmiş hurma ağaçları ve bahçede çeşitli meyveler.
Ev hakkında sessizce bir şeyler anlatırken dış kapının sessizce açıldığını fark ettik. Alçak boylu ve kısa ak sakallı bir eski Ünye beyefendisi, isterseniz evin içini de dolaşabilirsiniz, dedi sıcak ve samimi bir ses tonuyla. Önce kısa bir şaşkınlık geçirdim. Çok teşekkür ederek rahatsız ettiğimiz için özür diledim. Şimdilik zamanımızın kısa olduğunu, sonra tekrar geldiğimizde gezebileceğimizi söyledim. Aslında bu nezaket karşısında evin müsait olamayacağını düşünmüştüm. Ayrıca kalabalık öğrenci grubunu tek başıma kontrol edemeyeceğimi düşünmüştüm. Tekrar teşekkür edip çıktık bu avludan ve diğer evleri de dışarıdan göstererek Bakırcılar Arastasına geldik. Buradan Orta Cami avlusunda öğrencilerime çay ısmarlayarak tekrar okulumuzun yolunu tuttuk.
Gezdirmeye söz verdiğim; Fener altı, Fof Fok, Orta Yılmazlardaki birkaç ev, Topyanı, Tozkoparan Mağarası ve Ünye Kalesi kaldı. İnşallah kazasız belasız oraları da gezdirebilirim.
Öncelikle Ünye’yi biz kendimiz tanımalıyız ki yabancılara tanıtalım. Ünye ancak turizmde ilerleyebilirse gelişebilir diye düşünüyorum. Çünkü görüntü öyle söylüyor. Ayrıca artık şu Müze Ev de faaliyete geçmeli diye düşünüyorum.