Nilüfer’in söylediği bu şarkıyı çok severim. Hem melodisine hem de müziğine bayılırım.
Ancak bu şarkıyı dinliyorken yaşamak, iliklerine kadar hissedebilmek için dışarıda kar yağıyor olması gerek…
Şu anda dışarıda kar yağıyor…
Aynen Cenap Şehabettin’in Elhan-ı Şita’sında tarif ettiği gibi…
“Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
Eşini kaybeden bir kuş gibi kar…”
Yağıyor Ünye’nin üstüne…
Ben evde, bilgisayarımda gazeteyi çalışıyorum.
Penceremden komşu evlerin karlar altındaki çatılarını…
Yüzüncüyıl Parkı’nda beyazlarla asılmış dallarını…
Yalı’daki kumsalın süt rengi halı görüntüsünü…
Yüklendikleri karla sefere çıkmaya hazırlanıyor misali Yalı kayıklarını…
Pamuk şekeri misali çiçekler açmış çam ağaçlarının esrarı altında gizlenen Yunus Emre Parkını…
Kar beyazlığına bürünmüş, denize doğru uzanan İskele’yi…
Kar altında uykuya dalmış çiftlik güzelliği ile bezenmiş Atatürk Parkı’nı…
Bembeyaz bir perde gerisinde kaybolan Fevzi Çakmak Mahallesi’ni…
Penceremden bunları görüyorum.
Göremediklerim ise; karşı dağlar…
Beyaz dünyanın sonsuzluklarında yitmiş, kaybolmuşlar adeta…
Ve ben Nilüfer’i dinliyorum… Her Yerde Kar Var…
Bitiyor şarkı, dönüyor yine dinliyorum… Yine… Yine…
Diyor ki Nilüfer:
Her yerde kar var kalbim senin bu gece
Her yerde kar var kalbim senin bu gece
Belki gelirsin sen bakarken pencereden
Gözler yalnız özler karda senden izler
Yürümek karda zordur
Gelirsen bak aşk budur
Dönsen köşeden şöyle
Şarkı söylerim böyle
Yağma kar dur artık
Bak buz oldu kalbim
Yağma sesimi duy
Belki gelir sevgilim
Göz yaşım dur düşme
Gelmeyecek düşünme
Kes ağlamayı artık
Bak oldu bana yazık
Karda zordur yürümek
Anladım gelmeyecek
Dünya oldu bana dar
Neden yağdın söyle kar...?
Laaay la lay la lay la lay
Laaay la lay la lay la lay
Laaay la lay la lay la lay