1 Şubat 2012 Pazar
Prof. Dr. OSMAN ECEVİT
Önceden belli idi Sarkozy'nin Oyunu
ecevit.osman@gmail.com

Her ne kadar bazı yetkililer, sözde soykırımın inkârına yönelik ceza uygulama yasasının Fransız Senatosunda kabul edilmeyebileceğini söylemiş olmalarına rağmen, yasa kabul edildi. Halâ  bazı gazeteler ve yazarlar, 60 senatör veya milletvekilinin bu yasayı, anayasa mahkemesine götürebileceklerine ve Fransız Anayasa Mahkemesinin iptal edeceğine dair varsayımlardan bahsetmektedirler. Bütün bunların hepsinin lâf salatasından başka bir şey olmadığını ifade etmek isterim.  Bu yasanın kabulünde, Ermeni diasporası kadar, Musevilerin de ağırlıklarını koyduklarına inanıyorum. Özellikle, Türkiye ile İsrail arasındaki uzun zamandır iyi gitmeyen ilişkilerin de bunda önemli rol oynadığını ifade etmek gereği vardır. Bu yasa hiç de yok hükmünde değildir. Bunun aksine bu bir başlangıçtır ve giderek birçok ülke tarafından aynı yol izlenecektir. Fransa’nın aldığı bu tutum inşallah çorap söküğü gibi diğer ülkeleri faaliyete geçirmez. Orta Doğudaki ABD’nin çıkarlarında Türkiye faktörünün öneminin bilinmesi, bu devlet tarafından sözde Ermeni soykırım yasasını temsilciler meclisinde bekletmesine neden olmaktadır. Elbette, bu bir şantaj durumudur ve ABD’nin Orta Doğudaki hareketlerinde önümüze sürdüğü önemli husustur. ABD dahil bütün batı aleminin en önemli özelliği, maalesef birçok merci tarafından bilinmemekte; eğer, dış siyaset bakımından onların düşünce tarzını bilmez iseniz, başarılı olmanız mümkün değildir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesini, yüzlerle ifade edilen Fransız ulusal meclis üyeleri ve senatörlerinin ile bunlara ilâve olarak bizatihi Sarkozy tarafından bilinmemesi mümkün değildir. Bütün bunlara ilâveten, batının düşünen beyinleri tarafından Osmanlı döneminde Ermeni soykırımının olmadığı da bilinmektedir. Daha öncede, yazdım ve yazmağa devam edeceğim bir husus var:  Binlerce yayın (Roman, makale vs.), film ve makale ile batı insanının beyni sanal olarak Ermeni soykırımın olduğuna inandırılmıştır. Buna ilâve olarak, Ermenilerin Ortodoks Hıristiyan olmaları, batının olduğunu zannetmediğim, vicdanlarını rencide etmektedir. Bütün bu olayların temelinde, çok daha değişik gayeler yatmaktadır. İsa’nın doğumundan sonraki 1000 yıl, Hıristiyanlığın doğuşu ve yayılma yılları; 2. bin yıllar ise, Hıristiyanlığın olgunlaşma yılları ve 3. bin yıl ise, bütün Dünyanın Hıristiyanlaştırma yılları olarak kabul edilmektedir. Şu akıldan çıkarılmamalıdır ki, Musevilik yani eski ahit olarak, Hıristiyanlığın ağababası olarak kabul görmektedir (Bu husus çok su götüren bir durum olmasına rağmen, son anlayış maalesef budur). Museviler kendilerini bu şekilde takdim ederek, bütün Hıristiyanlık Dünyasını kullanmaktadır. Kimileri tarafından Arap baharı denilen, benim Arap kışı dediğim hususların temelin bu anlayış yatmaktadır. İslam Dünyasının parça, parça olarak; birbirlerinin can düşmanı olmalarının temelinde nelerin yattığını lütfen düşününüz. Batı Müslüman Dünyanın lideri durumunda olan, Osmanlı İmparatorluğunu hallettikten sonra önündeki engelleri kaldırmış oldu. Kendi aralarında bile beraberliği olmayan bu gruplardan ne beklenebilir ki ?

Bütün bunların yanında; Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu demokratik devleti de düşmanlara kalmadan elbirliği ile yok etme çabası içindeyiz. Mustafa Kemal’in “Türkiye Cumhuriyetinin batıda görmek istediği hürmet ve saygı, ancak onlar kadar güçlü olmakla mümkündür” sözünü tekrar yazmak isterim. İnsanlık adına, aciz içinde, hak ve hukuktan bahsetmek kadar abes bir şey olamaz. Haklı olmak istiyorsak, hakkımızı almak istiyor isek güçlü olmağa mecburuz. Bunun için lütfen tarih kitaplarını açarak ve sindirerek okuyalım. Bu olaylar hep tekrar, tekrar önümüze konulmaktadır. Tarihimizi bilmediğimiz için ise, bunların hep yeni olduğunu zannediyoruz. Öncelikle planlanan şey, Avrupa’yı titreten Türklerin Anadolu’dan atılmasıdır. Ermeni meselesi, PKK ve Kürt olayları suni olarak ortaya konulmaktadır. Bütün bunların temelinde, Demokratik, Üniter bir Devlet olan, Türkiye Cumhuriyetinin ortadan kaldırılması yatmaktadır. Batının bize karşı gösterdiği, daha doğrusu gülümseyen maskenin altındaki somurtan riyakâr yüzünü görmemek için aptal olmak gerekir. Halâ bazı şeyleri düzeltmek için vaktin geç olmadığı iyi niyeti ile saygılarımı sunarım.

 



Bu Haber 157 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI