Üniversitede okuduğum yıllarda Ünye hasretini haftalık çıkan “Çağrı Gazetesi” aracılığı ile giderirdim.”Çağrı”nın gelişini dört gözle bekler ve bir çırpıda okur,o vesile ile memleketimiz ile gönül bağını hiç koparmazdım.
”Çağrı” öyle bağımlılık yapmıştı ki zaman içersinde sadece benim beklediğim gazete olmaktan çıkıp sınıf,okul ve birlikte kaldığım arkadaşların da beklediği, takip ettiği gazete arasına girmişti.”Çağrı Gazetesi” aracılığı ile onlar da Ünye’yi tanıma,Ünye ile gönül bağı kurma imkanı yakalamışlardı.Bir bakıma “Çağrı” o yılların bir propaganda aracı,ilçemizin tanıtım elçiydi.Gazetemizin sahibi Ali Öztürk bey de o yıllarda Çağrı Gazetesi’nin çiçeği burnun da bir muhabiri idi.Bir bakıma önemli haberleri onun kaleminden okurduk.
”Çağrı” memlekete olan özlemimizi bir nebze yatıştırsa da çok uzak kalmaya da dayanamazdık.Aile özlemi,içinden çıktığımız şehre olan düşkünlüğümüz uzun süre ayrı kalmamıza mani olurdu.Genelde gece yolcuğu yapar,sabaha doğru Ünye’ye düşerdik.Hele devlet hastanesinin virajından dönüp de şehre doğru girişi hiç unutamıyorum.Öyle zannediyorum ki bir vesile ile hayatının bir bölümünü Ünye dışında geçirme mecburiyetinde kalan hemşerilerimiz de buna benzer duygular yaşamıştır. Bu ifadelerimle onların da duygularına tercüman olmuş olabilirim.
Bu güne geldiğimizde,artık bağrında yaşıyoruz. Havasını teneffüs ediyor,suyunu içiyoruz.Ve bu şehir de yaşamayı da çok seviyorum.Buradan ayrılmayı bir an bile düşünmedim.Ancak bunun kıymetini biliyor muyuz?Pek de bilemiyoruz diye düşünüyorum.Hani derler ya “Ol mahiler ki deryada içindedir,deryanın kıymetini bilmezler.” Acaba bizler zaman zaman yaşadığımız şehrin kıymetini bilmezcesine hoyrat mı hareket ediyoruz?
Gerçekten;tabii yapısı, bulunduğu konumu itibariyle, harikulade bir şehir de yaşıyoruz.Şehrimizin modern,bakımlı ve temiz olması adına yerel yönetimin yanın da bu şehrin sakinlerine de sorumluluk düşüyor.Diyeceksiniz ki biz yerel yönetimin başına başkanı seçiyoruz,biz daha ne yapalım,sorumluluğu onun boynuna sardık.Bir bakıma kendinizce doğru düşünüyor da olabilirsiniz.Ancak bunun dışında bizlere de sorumluluk düşmüyor mu?
Hasretine dayanamadığımız,her fırsatta methiyeler düzdüğümüz,gerçek-tende bunu hak ettiğine inandığımız ve çoluğumuzla,çocuğumuzla hep birlikte yaşadığımız şehrin bakımlı,düzenli ve temiz bir şehir olması,yapılan her yatırımın korunması,değerlerinin tanıtılması da bizim de sorumluluğumuzda değil mi?Kısacası bu şehre hep birlikte sahip çıkmak,tarihi ve tabii değerlerini korumak ve tanıtmak durumundayız.
Tanıtıma,önce bin dört yüz civarındaki öğretmenlerimiz ile okullarımızdaki yirmi üç bin civarındaki öğrencilerimizden başlayabiliriz.Ünye’nin Tabii yapısı,Tarihi,Kültürel ve Sosyal birikimi anlatılmalı,yaşadıkları şehrin temel değerlerinden bihaber olmaması için özel gayret gösterilmeli.
Üç yıl önce birkaç arkadaş kara yolu ile Balkanlardan ,Avrupa’ya geziye çıkmıştık.Geziye çıkmadan önce yanımıza çok sayıda “Canik Dergisi”,Ünye’yi tanıtıcı kitapçık ve CD,yeter sayıda da paketlenmiş,kavrulmuş fındık aldık.Yunanistan toprağına girdiğimiz andan itibaren Balkanlar ve Avrupa’da tanıştığımız herkese bunlardan hediye ettik.Türkiye’nin,Karedeniz kıyılarında doğası ve denizi ile cezp edici bir yaşam alanı olan Ünye’den geldiğimizi,Ünye-de işte burası diye tanıtımını yaptık.Dergi verdik.Kitapçık verdik.CD verdik.Hatta sınır kapısında eşyalarımızı didik didik eden Hırvat polislerine bile bunlardan hediye edip,Ünye’nin reklamını yaptık.
Bunları niçin yazıyorum?Yurt içi,yurt dışı seyahate çıkmayı düşünen hemşerilerimizin de bunu yapabileceğini ve yapılmasının da teşvik edilmesi gerektiğini düşündüğümden yazıyorum.Yirmi beş,otuz yıl önce,o günün imkanları ile çıkan“Çağrı Gazetemiz”,bir iki broşür,birkaç soluk kart postalımız vardı.Bu gün daha modern ve çeşitli imkanlar elimizin altında.
Bu ayları iyi değerlendirip yerel yönetimimiz tarafından şehrimizin çok yönlü tanıtımının yapıldığı kapsamlı,kaliteli kitapçıklardan,CD’lerden çok sayıda bastırılıp Fakülte ve yüksekokula okumak için gelen öğrencilere,oteller-de,motellerde,pansiyon ve misafirhanelerde günübirlik kalan müşterilere bu kataloglardan verilip,tanıtım yapılabilir.Özellikle yurt dışı gezilerimizde kaldığımız otel ve motellerden veya turizm bürolarından kucak dolusu tanıtıcı broşür topladık.Ülkemize döndüğümüzde de bu broşürlerden,bu ülkelere seyahat eden eş dostlara da verdiğimiz oldu.Ünye’mizin güzelliklerini sağır sultana bile duyurucu tanıtım çalışmasını hep birlikte yapmalı bütün doneleri kullanmalıyız.
Tanıtım çok önemli.Tanıtım yapılmıyor değil. Ancak bu noktada eksiğiz diye düşünüyorum
NOT:Cuma günü akşamleyin Mevlit Kandilini idrak edeceğiz.Katılaşmış gönülleri rahmet meltemi ile yeşerten,rahmeten lil alemin olan Hz Muham-med’in doğumu ile cehalet asrından,saadet asrına geçilmiştir.Onun eşsiz, değişmez mesajlarının Ülkemize ve İnsanlık alemine hayırlar getirmesini niyaz ederim .