16 Mart 2009 Pazar 08:00
MUSA Ö. KIROĞLU
Siyaset mi yapılıyor, siyasi karnaval mı?
musakiroglu@mynet.com

Bu ara bütünüyle gürültü, ses kirliliği falan yasal olarak serbest!! anlaşılan… Baksanıza her parti, ya da adayın aracından bangır bangır şarkılar söyleniyor, anonslar yapılıyor.

Geçtiğimiz Çarşamba günü, eski tip bir köy minibüsünden hiçbir parti amblemi, aday resmi falan da olmadığı halde, aracın üstüne takılan ses cihazından öyle bir ses yükseliyordu ki, hak getire… Yanımdan geçerken el ettim, durdurdum: “Kaptan parti arabalarını anladıkta, bu seninki de ne oluyor ki… Hayrola sen neden böyle gürültü yapıyorsun” dedim.

Kaptan bana döndü, baktı; “Abi sen sivil polis misin?” dedi. “Say ki öyle” dedim. O da; “Haberin yok galiba, seçime kadar ne çalarsan çal serbest, hem de dibine kadar sesle” dedi.

Kaptana; “Demek öyle…” derken, o anda yanımızdan geçen polis memuruna işaret ettim, bakmasını rica ettim. Geldi, dedim ki; “Bak kaptan, ne diyor… Seçime kadar böyle şarkı çalmak, gürültü yapmak, hem de dibine kadar gürültü yapmak serbestmiş. Öyle mi?” dedim.

Bunun üzerine polis memuru kaptana; “Hani senin resimlerin nerde? Sen hangi adayın arabasısın?” dedi.

Kaptan, yandaki minderin üstünde duran resimlerden birini kaldırdı, gösterdi. Resmin altında köyünün muhtar adayı olduğu yazılıydı. “Aha, bu benim resmim. Ben de adayım, unutmuşum, dur camıma yapıştırayım” dedi.

Kaptan resmi camına yapıştırdı. Bu sefer şarkının sesini daha da yükseltti. Artık birbirimizin ne dediğini duymaz, anlamaz olduk.

Polis memuru işaretle sesi kapatmasını istedi. Biraz kıstı; “Ne oldu memur bey?” diye sordu. Polis; “Sen şehirde niye açıyorsun ki bu teybi? Git köyünde aç. Şimdi burada sesi tamamen kıs” dedi.

Kaptan hiç istifini bozmadan; “Olur mu memur bey, bugün Çarşamba bizim köylüler hep şehirdeler. Baksın, dinlesinler muhtar adaylarının reklamını” dedi, açtı kendi tabiriyle dibine kadar sesi. Bastı gaza, çekti, gitti.

Hemen peşinden midi bir otobüs, yine dibine kadar açtığı sesle yanımızdan geçmeye başladı. Polis memuru ile birbirimize bakıştık; “Sıkma canını” dedim. “Baksana hak-şerait birbirine karışmış. Bunların hangi birine, engel olacak, laf anlatacaksınız?”

Hiçbir şey demedi. Ancak, sanki görevini yapamıyor olmanın, ya da görevini yapamaz hale düşmenin burkuntusu oluştu yüzünde. İyi günler, dileyip, uzaklaştı.

35 yıldır Almanya’da yaşayan bir arkadaşım geçen mahalli seçimler sırasında Ünye’deydi. Arkadaşımı, o seçimin sesi, gürültüsü artık iyice canından bezdirmiş, bıktırmıştı. Bir gün yolda karşılaştık, “Gidiyorum, daha dayanamayacağım. Dinlenmeye geldim, bırak dinlenmeyi, bitmek üzereyim. Bu nedir Allah aşkına, bu ne ses, çılgınlık bu… Sanki siyaset değil, siyasi karnaval yapılıyor” diye şaşkınlığını dile getirmişti.

İlgililere soruyorum; “Sahi böyle seçim çalışmaları sırasında, böyle ses, gürültü kirliliği yapmak serbest midir?”

Eğer serbestse, bu bilgi kamuoyuna da açıklanmalıdır. Çünkü bu ses, gürültü yüzünden tartışmalar olabilir, kavgalar çıkabilir.

Serbest değilse, ses ve gürültü yapanlar uyarılmalı. Böyle her zaman değil de, izinli ve belirli zamanlarda, etraflarına, hastalara, bebelere rahatsızlık vermeyecek derecede ses çıkarmaları tembihlenmelidir.

Yoksa, Almanyalı arkadaşımın dediği gibi, yapılan şey siyaset ya da propaganda yapmak değil, siyasi karnaval yapmak olur.



Bu Haber 388 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI