Eleştirinin olmadığı yerde tekamül mümkün değildir. Hatta, insanlar birileri tarafından eleştirilmiyor olsa bile özeleştiri yapmıyorlarsa gerçek manada orada bir tekamülden, ilerlemeden bahsedilemez.
Ünyespor bizim en can alıcı konumuz. Sürekli yazmak durumunda olduğumuzu biliyoruz. Ünyespor dışında da bir şeyler yazmamız mümkün. Konu futbol ve spor olduktan sonra zaman zaman da yazarız. Ancak gel gelelim Ünyespor’un bulunduğu konum gereği bir şeylere temas edip eleştirel bir bakışla yazsak eleştirilenlerin bundan hisse kapmaları yerine savunmaya konumuna döndükleri görülüyor. Hep söylüyoruz sokaklar konuşuyor, onlar görüyor ama yazan çizen takımı olarak her şeyi oluruna bırakıp tekâmülün önünde kendi yosunlarımızı yığmaya çalışıyoruz. Öyle eleştiri yoksa tekamül de beklenmemeli. Hep aynı tas aynı hamam devam edelim olsun gitsin.
Eleştiriye tahammül yoksa tahammülün olmadığı bünyelerde tekâmül nefes alamaz. O zaman eleştiri kabul etmeyenler bünyelerindeki o egosentrik prangadan kurtulmaları gerekiyor.
Ünyespor, 12 hafta iç sahada maç kazanamadı. Türkiye Kupası dışında ligde son 5 maçtan da galip ayrılamamıştı. Her şey düzelir diye beklenirken bozulan kadro ve sonrası ortaya çıkan manzara beklentileri karşılayacak türden değildi. Beypazarı Şekerspor maçı deyim yerindeyse ilaç gibi geldi Ünyespor’a... Ağır zemine rağmen alınan galibiyet Ünye’de yüzleri güldürdü diyebilirim. Ama görünen o ki sıkıntı bitmeyecek. Ligin ilk yarısında yanımızda olmayan futbol şansı bundan sonra ne kadar yanımızda olacak o da bilinmez. Namık Hoca takımda yeni bir şeyler deneme peşinde. Denesin zararı yok. Çünkü bu takımın ne yapacağı deneme yanılma yöntemi ile ortaya çıkacak gibi görünüyor.
Beypazarı Şekerspor maçı istemediğimiz bir skorla da bitebilirdi. Nitekim rakip takımın tartışmalı bir penaltısı pozisyonu var. Ve bizim için çalınan penaltının hakemce tespiti çok zor bir pozisyon olduğunu söylemek mümkün. Orada Levent’e yapılan çekmeyi karambolde kaçırabilirdi. Neyse ki kaçırmadı da… Bu maçta savunmamızın geride çok güven verdiğini söylemem mümkün değil. Ancak ofansif katkıları istediğimiz gibiydi diyebilirim. Buğra, öne çıkmakta tereddüt göstermedi. Sol bekte bu sefer takımın adeta jokeri Muzaffer’i gördük. Galibiyet golünün kahramanıydı. Muzaffer bu takıma alınan sol beklerin hiçbirine hocanın güvenmediğinin bir ispatı oldu. O zaman Uğur Özvardar’ı aramada dur şimdi. Stoperlerimiz Serhat görevini yapmaya çalışırken şu hava toplarında da etkili olmalı diyorum. Yanında oynayan diğer stoperimiz Adem çabuk bir oyuncu değil, orada hareketli bir santrafor aklımızı alır bizim. Volkan Zemen sanırım oranın değişmezi olacak gibi.
Orta alanımızda Emrullah iyi çalıştı. Zaman zaman stoperler geriden oyunu iyi kuramadıkları için top almaya geriye döndü. Orta alanın bir diğer ismi Cemal bana göre yetersiz kaldı. O bölgede oynayacak sezon başından beri bu takımda olan biri varken ben ona orada görev vermem. Bu oyunculara da yazık oluyor. Belki hazır olduklarında çok daha fazla iş yapabilecekler.
Aytaç maçta iyi görüntü çizdi. Zaman zaman 4-5 kişiyi peşinden koşturdu. Santraforda oynayan Levent sabırla üzerinde durulabilecek bir oyuncu. Ben onun daha çok üzerimize gelen takımların savunmalarında oluşacak boşlukları iyi değerlendirerek goller atacağına inanıyorum. Ogün fena sayılmaz ama onunda ağır bir oyuncu olduğu da ortada.
Maçta iki önemli şey artı olarak karşımıza çıktı. Birincisi gol pozisyonlarına girmemiz. Bunu göz ardı etmemek lazım. Bunun yanında oyuna sonradan girenlerin maçı kazanmamıza olan katkıları. Bu durum bize şunu gösteriyor ki yedek kulübesinde gerektiği zamanda kullanabileceğimiz iyi oyuncularımız var. Bir diğer önemli husus ise ağır zemine rağmen Ünyespor’un 90 dakika sonunda maçtan galip ayrılması. Öyle ya fizik olarak oyundan düşüp teslim de olabilirdik.
Kalemiz sağlamda demek için çok erken. Yediğimiz golde Okan’ın çıkışı kötü bir zamanlamaydı. Bu takımın duran toplardan gol yememeyi öğrenmesi lazım.
Önümüzde Denizli Belediyespor deplasmanı kritik bir maç olarak görünüyor. Buradan en az bir puanla dönmemiz direncimizi artırır ve takımın kendine olan güvenini tesis eder. İyi oynayıp kaybetmekte var, kötü oynayıp kazanmakta… Son cümle olarak içimden bir ses bu maçtan 3 puanla döneceğimizi söylüyor. Ne dersiniz? Neden olmasın.