22 Şubat 2012 Pazar
Prof. Dr. OSMAN ECEVİT
Ortalık toz duman
ecevit.osman@gmail.com

Daha önceki haftalardaki yazılarımda, Ülkemizin çevresi yani, komşularımızdaki önemli sorunlar üzerinde durmuş ve bunların bizleri nasıl etkileyebileceği üzerinde bilgiler vermiştim. Bu hafta içerideki olaylar ise bunları bastıracak derecede ortaya çıktı. Bundan  dolayı da, iç barışa daha çok ihtiyacımız olduğu gerçeği de ortaya çıkmaktadır. Her zaman yazılarımda kaydettiğim gibi, çevremizdeki aç kurtlar zayıf anımızı kollamaktadırlar. Bu bakımdan onlara fırsat verilmemesi ve gerekli tedbirlerin alınması gereği ortadadır. Hal böyle iken, içerideki yaşanan olaylar, elbetteki dış güçlerin ekmeğine yağ sürecektir.

Geçen yıl uzun bir süre, dokunulmazlıklar gündeme geldi ve kamu oyunun da tasvibi ile dokunulmazlıkların kaldırılması için adımlar atıldı. Özellikle de, seçim konuşmalarında partiler dokunulmazlıkların kaldırılması üzerinden oy toplamağa çalıştılar ve hepsi de aynı kanaatte idiler. Ama, uzun yıllar gözlediğim Türk siyasetindeki hastalıklı durum burada da kendini gösterdi. Millet vekilleri, “Bize dokunmayan bin yıl yaşasın” hesabı kendilerine dokunulmayacak şekilde, diğer dokunulmazlıkları kaldırdılar. Daha önce de hep şikayet ettiğimiz olağanüstü hal ile ilgili olan mahkemeler de kaldırıldı. Yalnız, bunların yerine özel savcıları ve mahkemeleri görevlendirdik. Her zaman olduğu gibi, hep isimler üzerinde dururuz ve buradan tenkide başlarız. Ama, görev olarak birbirinin aynısı olan kuruluşların isimlerini değiştirmenin sonucu değiştirmeyeceği aşikârdır. Bu arada, yargı ile ilgili olarak bütün değişiklikler de yapıldı. Ben hukukçu olmadığım için hukuki açıdan değerlendirme yapmam mümkün değildir. Yalnız, uzun yıllar süren idareciliğim sırasında, gerek idari ve gerekse hukuki olarak davalarım hiç eksik olmadı. Şunu açıkça ifade etmem gerekir ise; belirli dönemlerde olan dokunulmazlıklarım olmasa idi, hiçbir suiistimale, yolsuzluğa ve görevi kötüye kullanmam olmamasına rağmen, ne durumda olurdum, onu bilemiyorum. Ahlâki değerlerin iyice aşındığı ortamda, iyilerin iş yapması mümkün değildir. Hukuk herkese lâzımdır. Özellikle de hukukçulara ve idarecilere daha fazla lâzımdır. Hukukta yanlış atılan adımlar, öncelikle bir bumerang gibi bu adımı atanları vurur. Bu asla akıldan çıkarılmamalıdır. Fransız ihtilâlinden sonra, terör ile mücadele bakımından devrim mahkemeleri binlerce insanı idama mahkûm eder. Maximilien Robespiere’in güçlü olduğu dönemde, idamların kolaylıkla yapılabilmesi için, Joseph-Ignace Gullotin tarafından icat edilen giyotin idamlarda kullanılmağa başlanır. Yalnız, kısa bir süre sonra; Maximilien Robespiere ve giyotinin mucidi Joseph-Ignace Gullotin de giyotinde can veririler.

Bir haftadan beri, MİT ile Başbakanlık ve yargı-polis arasında devam eden gerginliğin tarafı olmam mümkün değildir. Zira, olayları sadece basın aracılığı ile duyuyorum ve özellikle de bu husustaki akil insanların yorumlarını dinliyorum. Toz duman olan ortalıkta, kimlerin ne yaptığını veya yapmak istediğini veya kimlerin buna karşı tavır takındığını da anlamak mümkün değildir. Yalnız, Türkiye’de birkaç yıldır gündemde tutulan karalama kampanyalarından herkesin nasibini aldığı gerçeği de inkâr edilemez. Anayasa’dan kaldırılan dokunulmazlıklarla birlikte, futbol dahil dokunulmayan kimsenin kalmadığı gerçeği ortadadır. Bütün bunlar, hak ve adalet üzere yapılmalıdır. Adalete ve hak’a asla siyaset karışmamalıdır. Dokunulmazlıkların kaldırıldığı gibi, bunlara dokunacakların da yetkilerinin sınırı olması gereği ortadadır. İstediğini yapmağa alışan, her şeyi düzelteceğine inanan ve bu inançla her şeye dokunanlar; bu sefer de MİT’e dokundular. Bütün bunların arkasında gizli olan ve bizim tarafımızdan bilinmeyen hususların olduğu da gerçektir. Bunlara karşı, iktidarın almış olduğu tavır ve MİT ile ilgili kanunun çıkarılışı, daha önceleri tenkit ettiğimiz dokunulmazlıkların bir başka şekli değil midir ?  Bu olay şunu göstermiştir ki, belirli şekillerde dokunulmazlıkların olmasında yarar vardır. Ayrıca, MİT ile ilgili olarak ortaya atılan iddiaların doğruluğunu bilmemiz mümkün değildir; yalnız yenilir yutulur cinsten olmadığı gerçeği de inkâr edilemez.

Ateşten bir çember ile çevrilmiş halde iken, ortaya çıkan bu durum; Ülkemizin elini daha da zayıflatmaktadır. Bir an önce aklı selimin hakim olması dileği ile saygılarımı sunarım.

 

 

 



Bu Haber 165 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI