Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
23 Şubat 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Biz elma ağaçlarının dibinde büyüdük...
musakiroglu@mynet.com

Biz elma ağaçlarının dibinde büyüdük. Her taraf elma ağaçlarıyla kaplıydı bizim çocukluğumuzda ve ilk gençlik yıllarımızda.

 Kavak, karpuz, sınaptı bahçelerimizdeki elmaların adları. Starking, golden, yeşil elma sonradan çıktı, dışardan geldi memleketimize.

 Çocukça yarışır, ağaçtan ağaca koşardık en iri, en iyi elmayı bulmak için bahçelerde…

 Mahalleden okula, okuldan mahalleye gidip-gelirken ağaçlarda elma kezler, vurup düşürme yarışmaları düzenlerdik aramızda.

 Bu arada kazara bahçe sahiplerine yakalanırsak elma gibi kızartılmak ta vardı Allah korusun…

 Baharda bembeyaz olur, sanki kar yağardı elma ağaçlarında açan çiçeklerle birlikte bahçelere… Eylül’de ise meyveleri kızarır, kıpkırmızı olurdu elma dalları.

 Orta Saraçlı’nın orta yerindeki Fatalislerin fındıklığı elma ağaçlarıyla dopdoluydu. Fatalisler tonlarca elma toplatırdı bunlardan. Topladıkları elmaları yolun kenarındaki bahçe evine koyarlar, satana kadar orda tutarlardı. Evden yayılan elma kokusu ise bütün mahalleyi mest ederdi…

 Bir de, şu anda bizim olan Kalaycıoğullarının yerinin elmaları… Bugünkü Sanayi Sitesi’nin üst tarafında bulunan bu yerin kavak elması meşhurdu. Bahçe güneye bakıp güneşi bol aldığından elmalar erkenden kızarır, tatlanır, kokusunu etrafa öyle bir salardı ki… Mis… Misss…

 Babam bakkal dükkanı işletir, mevsiminde de elma toptancılığı yapardı. Bugünkü Karşıyaka Mahallesi’ne sapan yolun karşısında Halit Efendilere ait taştan bir göz bina vardı. ‘Mağaza’ denirdi buraya. Babam bazen burada, bazen de Niksar Caddesi’nde bugünkü Betonyolun karşısında Dağlılara ait depoda elma satın alırdı.

 Tonlarca elma birikirdi. Kadınlar ha bire sandıklara istif ederdi elmaları. Ünye dışına gönderilirdi bu elma dolu sandıklar. Daha çok Gaziantep ve civarına gönderildiğini biliyorum.

 Sonra gençlik yıllarımızın başlangıcında 1970’li yılların başlarında ‘ziraat elması’ adıyla starking ve golden fidanları satılmaya başladı. Alıp dikenler daha iri meyve verdiği için memnun kaldılar bunlardan.

 Böylelikle bizim yerli kavak elması, karpuz elması, sınap elması ağaçları bir bir kesilmeye, yerlerine bu ithal ‘ziraat elmaları’ dikilmeye başlandı.

 Tabi, böylelikle yerli elma tat ve lezzetinden mahrum kalmaya başladık. Ayrıca dışarıya tonlarca sattığımız yerli elma parasından da olduk.

 Ha, bir de çok daha önemlisi elma pekmezi… Bu sağlık dolu ilaç misali besin kaynağımızı da kaybettik maalesef…

 Çok geçmedi bahçesine ‘ziraat elması’ dikenler ‘nasıl olsa pazarda bol bol satılıyor’ diye bu elmaları kesmeye başladılar.

 Kaldı ki bahçelerdeki yerli armut, ayva, şeftali vb… ağaçlarımızı da kestik fındığa zarar veriyor diye…

 Böylelikle, daha önceleri, yetiştirdiği meyvesiyle kendi kendine yeten, hatta dışarıya da satan Ünye, sonunda dışarıdan gelen meyvelere mahkum oldu.

 Ben, manavdan çok az meyve alırım, o da misafir için falan... Başta elma olmak üzere hemen her meyvemizi köylü pazarından, yerli olandan alır yeriz ev halkı olarak.

 Ama her yıl bakıyorum köylü pazarına gelen yerli meyve miktarı düşüyor. Bu durum üzüyor beni. Yerli meyve ağaçlarımızın hepten yok olması korkusu sarıyor içimi.

 Ama bu ara okuduğum bir haber ilaç gibi geldi doğrusu. Haberde; Ünye Ziraat Odası’nın yerli elmalarımızı yaşatmak için bir çalışma yaptığı yazılmıştı. Bununla ilgili olarak da dikmeleri için üreticilere yerli elma fidanı dağıtacakmış Ziraat Odamız.

 Oh be, şimdi içim rahatladı. O, yok starking, yok golden, yok yeşil elma diye satılan ithal, alışamadığımız tat-lezzet yerine yerli kavak, karpuz, sınap elmalarımızın tat ve lezzetimizi yaşamaya, yaşatmaya devam edeceğiz demek ki...

 Çok teşekkürler Ziraat Odamız… Çok teşekkür Başkan Sn. İsmail Şirin ve oda yöneticileri…

 



Bu Haber 1589 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI