Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
7 Mart 2012 Pazar
İSMAİL SARI
'İstemezük'çüler kadar, isterizciler de cesaretli olmalı

Elin adamı ta Avusturya’dan beri gelmiş Terme’nin, Ünye’nin veya daha geniş anlamda Türkiye’nin insanlarına ekmek vermek için, Türk ekonomisine katkı sağlamak ve para kazanmak amacı ile Akçay’da Doğalgaz Çevrim tesisi kuruyor. Sinop’tan, Samsun’dan Ordu’dan ve filanca-falanca yerden bir grup insan, falanca partinin, filanca ideolojinin, feşmekanca sivil toplum kuruluşunun temsilcisi olarak Akçay’da  “İSTEMEZÜK” cülük yapıyorlar. Tesadüfen bir cenazeden geliyordum şöyle bir baktım, içlerinde tanıdığım bir tek kişi yok.

Davul bizim boynumuzda asılı, tokmak başkalarının elinde vur davulcu vur, tantana güzel oluyor.

 

***                      ***                   ***

 

Termeli, Ünyeli veya yakın çevrenin insanlarına, yani benim insanlarıma sesleniyorum. Bu kuruluştan kaç kişi ekmek yiyecek? Kaç sene bu kuruluş çevre insanlarının ekmek kapısı olacak?   Niçin sahip çıkmıyoruz? İstemezükcüler, bu memlekete çakılan her çiviye karşı çıkmışlardır. Onların işi, odur. İsteyenlerin işi de, istediklerini bildiren eylemlerini ortaya koymak, yani biz de varız, diyebilmelidir. ”İstemezük”cülük demokratik haksa, usulune uygun yollarla, yasal ölçüler içinde “Bizler de istiyoruz” demek de bir haktır. Niçin sahip çıkmıyoruz? Ben kimseye; kavga edin, dövüşün, vurun-kırın demiyorum. Ancak, yakın çevremize yapılan ve birçok insanımız için ekmek kapısı olacak bir kuruluşun hiç savunucusu yok gibi. Muhalif gruplar, kendilerine göre mücadele verirken taraftar olanların -ki büyük çoğunluk  taraftardır - ortalarda görünmemesi üzüntü vericidir. Muhalif gruba destek veren bazı yerel köşe yazarlarına karşılık, taraftar olanlardan bir iki cılız sesin dışında hiçbir ses yok. Böyle mi olmalı? Nerede bu yörenin gerçek sahipleri? Adamlar Sinop’tan  gelmiş, benim insanlarımın ekmek kapısını kapatmağa çalışıyor, bizimkiler ölü toprağa serpilmiş gibi; ortalarda kimse yok.

 

***                      ***                   ***

 

Terme ilçesinin Akçay semtinde yapılmakta olan Doğalgaz Çevirim tesislerinin çevreye zararı var mı,  yok mu sorusuna gelince… Ben bu sahanın teknik elemanı değilim. Ama tanıdığım bir sürü arkadaşım var. Onlardan bilgi alıyorum. Ne yazık ki bu teknik elemanlardan mevcut iktidara muhalif olanlar lafı eğip-bükerken ille de “zararlıdır” demek için kırk deredensu getirmek için, fındık kabuğunu doldurmayan bahaneler uyduruyorlar. Örnek: Deniz suyunu ısıtacakmış. Bunu sorup öğrendiğime göre, soğutmada kullanılacak suyun denize verildiği yerde, yaklaşık bir kilometre kare genişliğindeki bir sahadaki su kütlesinin ısısı 2 derece artacakmış.  Bunun da genel ortam için hiçbir olumsuz etkisi olmayacakmış. İkincisi denizi kirletme bahanesi. Hiç aslı-astarı yoktur. Çünkü denizi kirletici bir artık yoktur, tesisin kirletici bir yanı yok. Hem de bugünkü Türkiye şartlarında koskoca bakanlığı olan (Çevre ve Orman Bakanlığı) bir sahada denizi kirletecek bir tesise onay verilir mi? Denizden alınacak soğutma suyu, araba radyatörüne konulan su gibi bir depoya temiz olarak girecek ve temiz olarak denize verilecektir.

 

Hem de örneklerimiz, medeni ve ileri ülkeler dediğimiz batılı ülkeler değil mi? Batılı ülkelerin en çok gelişmişi olan Almanya’da her taraf fabrika. Fabrikaların etrafı yerleşim yeri. Benim kaldığım dörtyüz bin nüfuslu yerleşim yerinin ortasında kocaman bir nükleer santral vardı ve halan aktif halde. Çevrede yaşayan insanlar 80-90 yaşında.

 

Şunu paylaşabiliriz; adamlar önlemini almışlar. Korumalı ve tekniğin bütün imkanları kullanılmış. Bu konuda hiçbir itirazım olmaz. Önce insan sağlığı. Ancak, “yapılmasın, istemiyoruz” demek ayrı bir olay, her türlü önlemin alınmasını, çevre ve insan sağlığına zararsız hale getirilmesini istemek ayrı bir olay. Benim üzerinde durduğum konu, yalan dolan bahanelerle, ideolojik olarak bir tesisin yapılmasına engel olmağa çalışanların yanlış yaptıklarını anlatmaktır. Anlamak istemeyenlere bir şeyler anlatmağa çalışmak da havaya derttir. Ama anlatmak zorundayız. Bıkmadan, usanmadan, erinmeden ve yılmadan anlatacağız. Zira muhalifler öyle çalışıyorlar.

Selam, saygı ve sevgilerimle… 

 

 

 

 



Bu Haber 2218 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI