Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
7 Mart 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Medeniyet dediğin asıl budur...
musakiroglu@mynet.com

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcının tarihidir 8 Mart…

1857 yılının New York’ta tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için verdiği mücadelenin anısına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor.

Peki, ne yapılıyor, nasıl kutlanıyor?

Sosyalist düşünceye mensup olanlar tarafından mitingler yapılıyor… Protesto yürüyüşleri, bağırıp çağırmalar… Kavgalar ediliyor…

Kapitalist dünyaya mensup olanlar ise; kadınlara hediyeler alıyor… Partiler, balolar  düzenleniyor... Konserler verdiriliyor… Şenlikler, eğlenceler yapılıyor.

Bu dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de böyle…

Hangisi doğru… Hangisi yanlış peki…

Herkes kendi yaptığının doğru olduğunu, karşısındakinin ise yanlış olduğunu söyleyecektir doğal olarak.

Ama gözden kaçırılmaması gereken asıl bir şey var… İnsana yapılması gereken hizmet… İnsan için yapılması gereken yatırım…

Bir toplumu idare edenler asıl hizmeti ayrım-gayrım yapmadan insanlar için yapıyorsa… İnsanların maddi ve manevi mutluluğu ve huzuru için çalışıyor… Bunun da sonuçları toplum genelinde görülüyorsa orada kadın da mutludur. Çünkü kadın da o toplumun bir parçasıdır.

Cumhuriyetin bir asra yaklaşan tarihi boyunca bir avuç ‘kokona’ dışında bu ülkede kadınlar ‘öteki’ olmaktan ileri gidememiş… Sürüm sürüm sürünmüşlerdir.

Türkiye’de kadın sorunları hep tartışıldı, duruldu… Ancak son yıllarda bütün gerçekliği ile gün yüzüne çıktı… Masaya yatırıldı… Ciddi ciddi çözümler aranmaya başladı.

Kadına şiddet yasası ilk kez bu günlerde gündeme geldi.

Şiddete uğrayan, çaresiz-yalnız kalan kadınlara devlet henüz daha yeni yeni el uzatmaya başladı.

Diğer taraftan çaresiz, kimsesiz kalmış kadınlardan başlamak üzere sosyal yardım uygulamalarına başlandı.

Asıl önemlisi ülkemizde kadın ya da erkek olsun muhtaç-yalnız-çaresiz herkes için akla gelmedik uygulamalar başladı.

Gazetemizin köşe yazarlarından Sn. İsmail Yıldız’ın “Geliyorlar Hanım” başlıklı yazısındaki iki örnek bildiğimiz medeniyet ölçülerinin dışında yüksek medeniyete örnek teşkil eden göz yaşartan örnekler…

Örnekler şunlar:

“1- İstanbul Esenler Belediyesi’nin yaptığı en insani işlerden biri; kimsesiz yaşlıların evlerine sohbet ekipleri göndermesidir. Belediye çalışanlarından veya gönüllülerden bir veya iki kişi; gidiyorlar. Kimsesiz yaşlıların evlerine, onlarla sohbet edip, yalnız olmadıklarını gösteriyorlar. O yaşlılar için bir kahvehane-pastane açılarak, eğer uzaktaysa, gidip araçla aldırılıyor. Geliyor, çayını, kahvesini içiyor, sohbet ediyor ve yeniden evine bırakılıyor.

2- Çocuklarından uzakta kalan ya da bakacak kimsesi olmayan yaşlılara, Vakfıkebir Kaymakamlığı evde bakım hizmeti vermeye başladı. Bunun için 7 kişilik bir ekip oluşturuldu. Görevliler, günde 10 aile olmak üzere 50 yaşlıyı belli aralıklarla ziyaret ediyor. Evin temizliği, bulaşık ve çamaşırların yıkanması, soba yakılması, yemeklerin yapılması gibi tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Ekipteki sağlık görevlileri de, yaşlıların sağlık sorunlarıyla ilgileniyor.”

Bu ve benzeri uygulama örnekleri ne kadar yaygınlaşır, yaşlı-genç, kadın-erkek, çoluk-çocuk çaresiz ne kadar insanı kapsam alanına dahil ederse ülkemizin huzuru ve mutluluğu o kadar artar.

Medeniyet parayla pulla kurulan bir dünyadır. Ama bir de yüksek medeniyet vardır ve o sadece vicdanla kurulur.

Parayla pulla kurulan medeniyet, eğer vicdanla kurulan yüksek medeniyete dönüştürülemezse ne kadınlar gerçek kurtuluşa kavuşur… Ne de bir başkası…

 

 



Bu Haber 2517 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Teşekkürler Tarih : 14 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Mustafa Kemal BABACAN
Hocam geniş açıklamanız için teşekkürler.. Saygılar M.Babacan
Başlık : Benim sözüm kokanaya değil Tarih : 13 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :bilgin hasdemir
Sevgili Musa, Ben 'kokana'sözcüğünden çok, cümlenizin başındaki 'bir asıra yaklaşmakta olan Cumhuriyet' ile cümlenin sonundaki .... 'sürüm sürüm süründürmüştür' görüşüne karşıyım. Yazınızın bu bölümüne yaşadıklarımı, gördüklerimi ve mevcut gerçekleri yansıtmadığı için karşı görüşümü belirttim. Geniş çaplı açıklaman için teşekkür eder; esenlik ve başarılar dilerim.
Başlık : Siz 'kokona' olamazsınız ki... Tarih : 12 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Musa Ö. Kıroğlu
Sayın Babacan, Sn. Kavaklıoğlu; Bilgin Abi, yazımı eleştiren; "Musa, Hayatımda hiç kimsenin beni senin kadar hayal kırıklığına uğratmadığına namusum ve şerefim üzerine yemin ederim. Bir Cumhuriyet çocuğu olarak yazına karşı göndereceğim yazımı sütununda yayınlar mısın? Bilgin Hasdemir" şeklindeki mesajını ÜGG'ye attığında kendisine aynen şöyle cevap verdim; "Bilgin Abi, 'Kokona' olarak kimi-kimleri kastettiğimi anlayamamaktan kaynaklanan bu tepkine vereceğim cevap şudur: 'Kokona' hiç bir zaman Cumhuriyetçi, hiç bir zaman uygarlıkçı, hiç bir zaman ilerlemeci, hiç bir zaman aydınlanmacı olmayan ancak bütün bu değerleri kendisinin gösterişe dayalı hayatı için basamak yapıp kullanan, bencil dünyası içinde paraya boğulmuş, gösteriş düşkünü benim hep iğrendiğim kadın tipleridir. Bu tiplerin içine Cumhuriyetin getirdiği yenilikler kapsamında bu ülkenin aydınlanmasına hizmet eden hiç bir kadın girmez, giremez. O kadınlar bu mücadelelerinde büyük yalnızlıklar yaşamış, güçlükler çekmiş, hayatları fedakarlık üzerine kurulmuş 'kokona'ların uzağında, öyle ki yönetimler tarafından çoğu zaman 'öteki' gibi görülmüş gerçek aydınlarımızdır. Sözüm hiç bir zaman bunlar için değildir. Bu kadınlarımızın ayaklarının tozuna kurban olurum. Bilmem bu açıklamam sizin için yeterli olur, hayal kırıklığınız geçer mi? Saygılarımı ve selamlarımı sunarım..." Bilgin Abi, bu mesajıma; "Sevgili Musa, Lütfen yazını birine veya bir kaç kişiye okutuver. Bakalım bana gönderdiğin açıklama ile onların yazıdan anladıkları ile benzerlik var mı? Yazı, ben bu cümle ile aşağıda yaptığım açıklamayı kastediyorum anlamında ise çok ama çoook kötü bir cümle.. Bilgin Hasdemir" Bütün bunlardan hareketle, Sn. Bilgin Abime, Sn. Babacan'a, Sn. Kavaklıoğlu'na diyeceğim şudur: Sizler bu 'kokona' lafından niye böyle bu kadar alındınız ki... Kokonalık size bize o kadar uzak ki... Kaldı ki aman uzak kalsın... Cumhuriyetin ilerici ve aydınlık değerleri bizim ortak toplumsal değerlerimiz. Ama dediğim gibi 'kokona'lar için bu değerler kendi gösterişe dayalı hayatlarını sürdürmek için bencilce kullanılan değerler... Bu itibarla benim kokonalarla işim olmaz, yeri gelirse mücadelem olur. Kokonalara çanak tutup, gerçek Türk kadınını 'öteki' gibi gören idarecilere karşı ve korudukları kokonalara karşı benim safım hep 'öteki'lerin yanıdır. Bilgin Abi, ben hayatımda hep 'öteki'lerle birlikte oldum. Öyle zannetiğin gibi 'ikbal' peşinde olmadım. Hayatım boyunca çalıştım, kazandım, geçimimi sürdürdüm. Bu da bana fazlasıyla yetti, yetiyor. Bundan fazlasını düşünmedim. Sevgili Bilgin Abi, ben hayatımda bir de bir şeye çok dikkat ettim, görüşlerine katılmasam, hatta şiddetle karşı olsam da o kişiye ya da kişilere karşı üslubumu hiç bozmadım. Biliyorum ki sizin kaleminiz de nazik ve kibardır... Tersi durumlar sizin güzel kalbinizden çıkmaz... Bundan adım gibi eminim. Selamlar...
Başlık : Cumhuriyet sayesinde Tarih : 12 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :bilgin hasdemir
Türkiye Cumhuriyetinin Türk kadınını sürüm sürüm süründürdüğü ve de ötekileştirdiği iddiasını, benim gibi 87 yıllık Cumhuriyetin 65 yılını yaşamış birine söylemek suya yazılmış yazı bile değildir. Araştırın bakalım öğretmen okulları kurulduğunda kız öğrencilerin yüzde yüze yakını; üniversiteler kurulduğunda kız öğrencilerin yine aynı oranı kırsaldan gelmedir. Bugün Türk kadını toplumda varsa, bu Cumhuriyet sayesinde olmuştur. Öteki ve beriki gibi sözcük oyunları bile son yıllarda artık anlamını yitirdi... Cumhuriyet Türk Kadınını hiç bir zaman sürüm sürüm süründürmemiş; aksine onu yasalar karşısında ve tüm sosyal olaylarda dünyanın haberi bile yokken gerçek bir birey olduğunun damgasını vurmuştur. Bugün Türk kadını siyasal görüşü; etnik kökeni, inancı ne olursa olsun Cumhuriyetin kendisine sağladığı bu hakla toplumda varlığını sürdürmektedir.
Başlık : öteki Tarih : 11 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Zeki Ordu
bu ülkede her zaman "öteki" veya "ötekiler" olmuştur. bu doğru. neden bu "ötekiler" hakkında laf edilmez de "kokana" kelimesine dikkat çekilir anlayamadım. şayet "öteki" varsa ki var, önce "ötekileştirme" gayretlerinden vazgeçmek lazım. "Ötekilerin" karşısındakinin ismi, cismi, sıfatı ve unvanı ne orasını bilmiyorum.
Başlık : Kokona Tarih : 10 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Çiğdem Kavaklıoğlu
"Cumhuriyetin bir asra yaklaşan tarihi boyunca bir avuç ‘kokona’ dışında bu ülkede kadınlar ‘öteki’ olmaktan ileri gidememiş… Sürüm sürüm sürünmüşlerdir." Sayın Kıroğlu, ya sizi okutan öğretmenlerinize bile hiç saygınız yok, ya bağnaz bir cumhuriyet düşmanızınız, ya da, zannetmiyorum ama, kokonanın anlamını bile bilmiyorsunuz. İyi günler.
Başlık : Geçmiş olsun Tarih : 9 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Bilgin Hasdemir
Sevgili Musa, Bu yazıyı yazarken ateşinin çok yüksek olduğudan; ateşe bağlı halüsünasyonlar gördüğünden adım gibi eminim... Kadının Cumhuriyet döneminde nerede olduğunu anlamak için sadece Ünyedeki kadınların 50-60 yıllık fotoğraflarına bakman yetecek... Cumhuriyet'in binlerce kadın öğretmeni, avukatı, dünya çapındaki sanatçısı,doktoru, yöneticisi ve daha niceleri birer 'kokana mı?' Senin de mutlaka Cumhuriyet kadını öğretmenlerin; doktorların; meslektaşların olmuştur. Onlarda mı kokana? Okurken çok üzüldüm... Yoksa Cumhuriyeti kötülüyerek sen de ikbal mi bekliyorsun? Bilgin Abi çok ağır söylemişsin diyebilirsin, ama senin Cumhuriyet'e söylediğinin yanında benimki devede kulak kalır... Bir an önce sağlığına kavuşmanı dilerim...
Başlık : Hayırdır hocam..! Tarih : 8 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Mustafa Kemal BABACAN
"Cumhuriyetin bir asra yaklaşan tarihi boyunca bir avuç ‘kokona’ dışında bu ülkede kadınlar ‘öteki’ olmaktan ileri gidememiş… Sürüm sürüm sürünmüşlerdir." Sayın Kıroğlu; Yazınızda yukarıdaki pasaj herhalde sehven yer almıştır..Değil mi? Saygılar
Başlık : "Hata olmasın..!" Tarih : 7 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Mustafa Kemal BABACAN
"Cumhuriyetin bir asra yaklaşan tarihi boyunca bir avuç ‘kokona’ dışında bu ülkede kadınlar ‘öteki’ olmaktan ileri gidememiş… Sürüm sürüm sürünmüşlerdir." Sayın Kıroğlu; Son yazınız içerisinde, herhalde sehven yukarıdaki pasaj yer almış.Sanırım bir açıklama gerektiriyor.. Selamlar
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI