Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
17 Mart 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Hem söze hem söyleyene bakar, öyle cevaplarım
musakiroglu@mynet.com

7 Mart tarihli “Asıl medeniyet budur” başlıklı yazımdan dolayı kutlayanların yanında birkaç tane de tepki ve kınama mesajı geldi.

Yazımda geçen Cumhuriyetin bir asra yaklaşan tarihi boyunca bir avuç ‘kokona’ dışında bu ülkede kadınlar ‘öteki’ olmaktan ileri gidememiş… Sürüm sürüm sürünmüşlerdir.” paragrafına gelen tepkileri tek tek okudum. Birde tepki gösterenlerin adlarına baktım.

Üç kişi dışında hiç birine cevap verme gereği hissetmedim. 

Sanılmasın ki; onlara da verilecek cevabım yok; var olmasına var da; Mevlana’nın şu sözünü çok beğenir, hayatımda kendime rehber yaparım.

Şöyle der Mevlana; “Suskunluğum asaletimdendir. Her söze verilecek bir cevabım var. Lakin bir söze bakarım söz mü diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?”

 

Sn. Bilgin Hasdemir, benim çok beğendiğim birçok yönünü kendime örnek aldığım aydın düşünceli değerli bir ağabeyimdir.

 

Yazıya ilk tepkiyi de Bilgin Abi verdi. Mail adresime attığı mesajında şöyle demişti: “

 

"Musa, hayatımda hiç kimsenin beni senin kadar hayal kırıklığına uğratmadığına namusum ve şerefim üzerine yemin ederim. Bir Cumhuriyet çocuğu olarak yazına karşı göndereceğim yazımı sütununda yayınlar mısın? Bilgin Hasdemir"

 

Dedim ya Bilgin Abi aydın düşünceli biridir. Yazının içinde geçen yukarıdaki cümleyi “Kadınları Cumhuriyet süründürmüş” gibi algılayınca bir aydının tepkisini vermiş haliyle.

 

Ben olayı çözdüğüm için, kendisine açıklamalı bir mesaj gönderdim ve şöyle dedim:

 "Bilgin Abi, 'Kokona' olarak kimi-kimleri kastettiğimi anlayamamaktan kaynaklanan bu tepkine vereceğim cevap şudur: 'Kokona' hiç bir zaman Cumhuriyetçi, hiç bir zaman uygarlıkçı, hiç bir zaman ilerlemeci, hiç bir zaman aydınlanmacı olmayan ancak bütün bu değerleri kendisinin gösterişe dayalı hayatı için basamak yapıp kullanan, bencil dünyası içinde paraya boğulmuş, gösteriş düşkünü benim hep iğrendiğim kadın tipleridir.

Cumhuriyetin getirdiği yenilikler kapsamında bu ülkenin aydınlanmasına hizmet eden hiç bir kadın bu tiplerin içine girmez, giremez. Çünkü o kadınlar bu mücadelelerinde büyük yalnızlıklar yaşamış, güçlükler çekmiş, hayatları fedakarlık üzerine kurulmuş 'kokona'ların uzağında, öyle ki yönetimler tarafından çoğu zaman 'öteki' gibi görülmüş gerçek aydınlarımızdır. Sözüm hiç bir zaman bunlar için değildir. Bu kadınlarımızın ayaklarının tozuna kurban olurum. Bilmem bu açıklamam sizin için yeterli olur, hayal kırıklığınız geçer mi? Saygılarımı ve selamlarımı sunarım..."

 

Bilgin ağabeyimi bu yazdıklarım önemli ölçüde ikna etmiş olacak ki şöyle yazdı:

“Sevgili Musa, ben 'kokana' sözcüğünden çok, cümlenizin başındaki 'bir asra yaklaşmakta olan Cumhuriyet' ile cümlenin sonundaki... 'sürüm sürüm süründürmüştür' görüşüne karşıyım. Yazınızın bu bölümüne yaşadıklarımı, gördüklerimi ve mevcut gerçekleri yansıtmadığı için karşı görüşümü belirttim. Geniş çaplı açıklaman için teşekkür eder; esenlik ve başarılar dilerim.”

 

Bu açıklamam, tepki mesajı gönderenlerden benim çok değer verdiğim gazetemizin yazarlarından Sn. Mustafa Kemal Babacan’ı da ikna etmiş olacak ki; “Hocam geniş açıklamanız için teşekkürler… Saygılar M. Babacan” şeklinde cevap mesajı attı.

 

Gelelim Bilgin Abi’nin, benim ‘öteki’ olarak görüldüğüne işaret ettiğim kadınları Cumhuriyetin süründürdüğü algılamasına…

 

Ben de az çok okuyan, yazan-çizen birisiyim. Cumhuriyetin nasıl bir rejim olduğunu bilmemem mümkün mü?

 

Bu ülkede bırakın kadınların büyük çoğunluğunu, toplumun büyük çoğunluğunu ‘öteki’ gören Cumhuriyet rejimi değil ki… Tersine, Cumhuriyeti ele geçirip bu rejimi kendi dünyalıkları için kullanan hakim güçler, ‘öteki’ olarak görüp ona göre muamele ediyor bu millete.

 

Benim vurgu yaptığım, dikkat çektiğim püf noktası asıl burası.

 

Bilmem anlatabildim mi?

 

Yalnız şunu bir not olarak düşeyim; kendini çok cumhuriyetçi sanan-gören bazılarına  tavsiyem; bu ‘çok cumhuriyetçiliklerini’ hakim güçlerin cumhuriyeti, kendi menfaatleri için kullanmalarıyla paralel sürdürmesinler.

 

Milletin genel menfaati doğrultusunda bir cumhuriyeti kurmak için mücadele etsinler.

 

Çünkü, onların da menfaatleri milletin menfaatleriyle ortaktır, hakim güçlerin menfaatleriyle değil…

 

 

 

 



Bu Haber 1873 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : hastane Tarih : 19 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :ismet.........
sayin kiroglu,yorumum konuyla ilgili deyil.ozel hastanemizin yapti gereksiz istekler.gittigimizzde bir suru film istediler butun gun yasli kadinla sirada bekleyerek zor bi hal cektirdik.tekrar doktora goturdugumde inanin disklere bakmadan ameliyat dedi .yasli basli kadin tabiki ameliyat olmadi her hastaneye geleni ameliyata gonderiyorlar.diger hastanemizde gozu goren kadini 80 yasinda olmasina ragmen lazere sokmuslar simdi halsiz hasta yatiyor.hastaneler para kazanmali diye yapilanlar revami.saygilarimla kusura bakmayin.
Başlık : Onlar hksızlık üstünde oturuyor Tarih : 17 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :Musa Ö. Kıroğlu
Duygu mahlasıyla yorum yapan değerli okurum, Toplumsal renkliliğin, çeşitliliğin, farklılığın hayatımızın zenginlikleri olduğu düşünçesindeyim, bu konuda sizinle birlikteyim. Ancak, hiç kimsenin başkalarının hakkı üzerinden hayatını renklendirmeye hakkı olmadığını düşünüyorum. Sözkonusu 'kokona'ların dünyası bu haksızlığa baştan aşağı bulaşanların dünyası... Bu nedenle onların renkliliğini toplumun doğal renkleri arasında görmüyorum. Selamlar...
Başlık : kokonana Tarih : 17 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :duygu
cumhuriyeti kendi dunyaliklari icin kullanmak.guzel cumle,lakin kokona gibi yasamakta renklilik sayilmali hakaret boyutuna varmamali
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI