Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
20 Mart 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
"Pehlivanım, yiğidim, şehidim..."
musakiroglu@mynet.com

Bu kış üçüncü kez girip oldum geçtiğimiz hafta sonu, bir kez daha yorgan-döşek yığıldım kaldım.

 

Bu zamana kadar grip aşısı vurdurmamaya özen göstermiştim, ama nasip olur Eylül ayına varırsam ilk işim grip aşısı yaptırmak, yetti canıma…

 

Pazar günü yarımyatak uzandığım yerde televizyondan18 Mart Şehitlerimizi Anma Günü programlarını izliyordum kanaldan kanala atlayarak…

 

Şehitlik ziyaretleri yapılıyordu. Şehit yakınları şehitlerinin mezarlarında elleri havada yaşlı gözleriyle dualar gönderiyorlardı şehitlerine… Canlarından kopup giden parçalarına…

 

Bir ara bir sahne izledim, bir şehit babası “Pehlivanım, yiğidim, şehidim ben bu acıya dayanamıyorum” diye feryat ediyordu.

 

Birden irkildim yattığım yerden ayağa kalktım. O an rahmetli dedem geldi gözümün önüne… O da zaman zaman; “Pehlivanım, yiğidim, şehidim…” der iç çeker ağlardı.

 

1960 yılıydı. İhtilalin olduğu sıralardı, dedem rahmetli ile birlikte Şeyh Yunus Tepesinin altındaki bahçemize gittik.

 

Giderken yanımıza yavrusu yeni ölmüş “Elik” adındaki ineğimizi de aldık.

 

Dedem ineği tek aldı diğer inekler mahallede daha yakındaki bahçede kaldı.

 

Bahçeye vardıktan bir süre sonra dedem cebinden mendilini çıkardı, ineğin gözlerinin altındaki ıslanmış kısımları sildi.

 

Silerken de; “Ben yiğidimi, pehlivanımı kaybettim, şehit verdim topraklara… 40 yıldır ağlıyorum. Gözyaşım kah yüzümden aşağı, kah içimin derinliklerine akar durur. Sen de yiğidini, pehlivanını kaybettin a yavrum. Ağlarsın tabi, gözyaşın dinmez.”

 

Bizim Elik ineğin erkek yavrusu doğmuştu. Daha üç aylıkken gücünü-kuvvetini göstermiş… Yanına kimseyi yaklaştırmaz olmuştu. Ne oldu bilmiyorum hayvan birden öldü…

 

Elik inek bu yüzden yavrusuna ağlıyormuş. Yavrusu yiğitmiş, pehlivan gibi güçlüymüş. O da bunu bildiği için ölen yavrusuna daha çok ağlıyormuş. Bunu o gün bana dedem söyledi.

Bir de dedi ki; “Senin büyük amcan da çok güçlüydü, yiğitti. Güreş ederdi, önüne çıkanı yenen namlı bir pehlivandı. Adı da Mehmet Pehlivandı. Savaş olduğu için 17 yaşında askere aldılar. Gitti, bir daha dönmedi, şehit düştü.”

 

Ben ikinci bir amcam olduğunu ve askerde şehit düştüğünü ilk o zaman öğrendim dedemden.

 

Dedemin, zaman zaman; “Pehlivanım, yiğidim, şehidim…” diye iç çekerek gözyaşı dökmesi bu oğlu yüzündenmiş. Onun güçlü, yiğit, pehlivan bir evlat oluşu dedemi daha da fazla ağlatıyormuş…

 

Şehit amcam, 1900 doğumluymuş, 1917 yılında askere gitmiş. 1921 yılında 21 yaşındayken şehit düşmüş.

 

Babam 1931 doğumlu olduğundan o abisini hiç görmemiş, tanımamış. İkinci amcam 1907 doğumlu olduğu için Pehlivan Mehmet abisiyle 10 yıl birlikte yaşamış. Ona sordum birkaç kez…

 

Dedi ki; “1. Dünya Harbi vardı. Babam askerdeydi. Mehmet abim bakıyordu bize. Evin büyüğü oydu. Pehlivandı, beni de götürdü birkaç kez, güreşini izledim. Çok güçlüydü. Herkes hayran kalırdı O’na.

 

Savaş için asker gerekiyormuş. Erkenden, 17 yaşındayken askere aldılar. Annem peşinden günlerce, aylarca ağladı, dualar etti.

 

Sonra savaş bitti, babam geldi. Ama abim gelmedi. Şubeye babam birkaç kez sordu, bilgi vermemişler.

 

Sonra öğrendik ki, esas askerlik yaşı geldiği için savaş sonrası salmamış, askerliğini devam ettirmişler. Bu sırada da İstiklal Harbi’ne katılmış, şehit düşmüş.”

 

Televizyonda; şehit oğlu için; “Pehlivanım, yiğidim, şehidim…” diye ağlayan babayı gördüğümde birden dedem geldi gözümün önüne… Oğlunun şehit oluşu  sonrası 42 yıl boyunca ölene kadar ağlayan, gözyaşı hiç dinmeyen dedem…

 

Bu toprakların şehitleri de bol… Şehitlerine ağlayanı… Yıllarca gözyaşı dökeni de…

 

O yüzden kutsal topraklarımız…

 

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy;

 

“Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme tanı!

  Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı!”

 

Diyerek ne kadar güzel anlatmış topraklarımızı.

 

Yılda bir gün değil, her duada bir kez daha andığımız aziz şehitlerimize minnet duygularımızla…

 

Not: Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Medya Ajans Yayın Grubu olarak mutlu bir tören yaşadık. Gazetemizin sahibi Ali Bey’le, Yazı İşleri Müdürümüz Hacer Hanım’ın sözünü kestik, nişanlarını taktık.

Çiftin, evliliğe giden yolda attıkları bu ilk adımın hayırlara vesile olması, Cenab-ı Allah’ın tamamına erdirmesi temennilerimizle bir ömür boyu mutluluk diliyoruz.



Bu Haber 1700 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI