Adaylar kriz-mriz dinlemiyor, öyle para harcıyorlar ki… Bırak belediye başkan adaylarını, muhtar adaylarını, aza adayları bile poster yaptırmış, seçilmek için sağa sola takmışlar.
Aday olan, kim olursa olsun kesenin ağzını fena açmış. Acayip dağıtıyor, posterini, pankartını en büyüğünden, en renklisinden, en görkemlisinden yaptırıyor. Resimdi, bültendi… Hiç gözünü kırpmıyor, harcıyor babam, harcıyor.
Bununla da kalmıyor, işin bir de direk seçmene harcanan bölümü var ki, işte burası insanın aklını fena karıştırıyor. Bu yazıyı yazmadan birkaç saat önce Bayramca Mahallesi’nde bakkal bir arkadaşla oturduk, sohbet ederken, arkadaş birden bana, “Bak şu arabada ne gidiyor biliyor musun? Seçim yardımı. Bu akşam bu mahallede (adı bende saklı) aday miting yapacak. Partiden görevliler gündüzden böyle yardım paketlerini dağıtıyorlar. Verdikleri yerlerden akşam mitinge katılma sözü alıyorlar. Onlar da tembihlendiği gibi akşam miting yerine geliyor. Sonra da aday geliyor, onlara konuşuyor, mitingini yapıyor, dönüyor.” diye bilgilendirdi.
Arkadaş konuşmasında ayrıca, iki ay boyunca aynı adayın mahalleye 7-8 kere böyle yardım arabası gönderdiğini belirttikten sonra, bir şey daha söyledi ki, kanım dondu doğrusu.
Bakkal arkadaşımın ifadesine göre; bu adayın partisine mensup kadınlar gündüzleri mahalleye gelip, önceden belirlenen evlerde toplantı düzenliyorlarmış. Bu toplantılara katılan mahalleli kadınlara ise, sözünü verdikleri oy miktarı kadar para ve altın dağıtıp, sonra abdest aldırıyor, bu oyları kendi partilerine verdirmesi için Kuran’a el bastırıp, yemin ettiriyorlarmış.
İnanılmaz geldi bana. Ancak arkadaşım bunun ilk kez değil, geçen seçimde de böyle olduğunu söyleyerek, “Buralar buna öyle alıştı ki, vatandaş seçimleri kendileri için fırsat biliyor, böyle alabildikleri kadar para ve altın alıyorlar.” dedi.
Hatta ilave etti, şunları söyledi ki, çok ilginç; “Seçime üç-beş ay kala bazı komşular bana geldi, “Bak seçim geliyor, bize para verilecek. Sen bize şimdi veresiye ver, birkaç ay idare et. Seçim sırasında gelecek parayla borcumuzu öderiz.”
Anlaşılan bu iş kendi içinde bir sektör oluşturmuş. Hem de kendi içinde tıkır, tıkır saat gibi işleyen bir sektör. Öyle kriz derdi falan da yok. Seçim mi yaklaştı, gelsin paralar, yapılsın alışveriş, ödensin borçlar. Oh ne ala…
Dedim ya, felaket para harcanıyor. Adaylardan birisi daha adaylığı netleşmeden önce, “Bizim elimizden kimse bu seçimi alamaz. Güçte bizde, para da” diyerek, çevresine rahatlık vermeye çalışmıştı. Ta.. başından beri bu adayın seçimler sırasında 5 trilyona kadar harcama yapmayı göze aldığı hep söylenip-duruyor.
Bırak 5 trilyonu, 1 trilyon da olsa, 500 milyar da olsa korkunç rakamlar bunlar. Soruyorum, bu kadar para harcamayı nasıl göze alabiliyor bu aday milleti?
Kazanıp Belediye Başkanı olacak aday ayda 5 milyar maaş alsa ki, (sanırım maaş o kadar da değil), yılda 60 milyar, 5. yılın sonunda da toplam 300 milyar maaş alır. Peki, bu para seçimde harcadıklarını karşılar mı? İmkansız…
İyi de, ya ne olacak? Harcanan bu kadar para nasıl karşılanacak? Ne yapılıp ta yerine konacak?
Bundan yaklaşık üç ay önce bir arkadaş grubu, aramızda yaklaşan seçimleri, adı geçen adayları konuşuyorduk. Söz bir ara bir adayın tahmini harcamasına geldi. Arkadaşlardan birisi dedi ki, “Geçen gün daha önce seçimlere katılan bir adaydan dinlemiştim. En az 300 milyar gerekliymiş. Ayrıca bu rakam seçim çalışmaları sırasında 1 trilyona kadar yükselebilirmiş” deyince. Oradaki bir başka arkadaş, “Ne diyorsun sen? Bu parayı harcayıp seçilen insan o makama gelince, parasını kurtarmak için ne yapar, düşünmek bile istemiyorum” diyerek, hayretini ve endişesini ifade etti.
Herkes bir anda sustu, suspus oldu, düşünceye daldı!