Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Nisan 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
12 Eylül referandumunda verdiğim oy helal olsun...
musakiroglu@mynet.com

Hayatın içinde bırakın bir günü, bir saat diliminde bile o kadar çok şey duyuyor, görüyor ki insan… Az önce duyduğu bir haberle üzülen birisi, bir bakmışsın bir süre sonra duyduğu bir haber karşısında öylesine seviniyor ki…

 

Önceki gün Saraçlı’dan mahalle komşumuz Mimar Aziz Çakır’ın ölüm haberini aldım.

 

İşin enteresan tarafı Pazar günü eşimle çıkmış Atatürk Parkı, sahil boyu gezdik. Yunus Emre Parkı’nın içinden çam ve atkestanesi ağaçlarının altından geçtik.

 

Tam o sırada Aziz Çakır geldi aklıma…

 

80’li yıllarda Sn. İsmail Cerrahoğlu’nun Belediye Başkanlığı sırasında parkta, bugüne kadar bozulmadan gelen düzenlemeyi belediye mimarı olarak O yapmıştı.

 

Eşime de söyledim bunu. “Bak 25 yılı aşkın bir süre önce Aziz diye daha yeni mezun genç bir mimar tarafından düzenlenmişti burası. Bak hala değişmeden duruyor” dedim.

 

Bir gün sonra ise, hüzünlü bir ölümle dünyaya veda ettiğini öğrendim. Cenaze namazını kılarken de gözlerim sulandı.

 

Belediye’de mimar olarak çalıştığı o dönemde şehir estetiğine bayağı katkıları olmuştu Aziz’in. Örneğin, Belediye’nin İş Bankası cephesindeki parkı da O düzenlemişti. Orası da hiç değişmeden O’nun düzenlediği şekliyle duruyor.

 

Allah’ın rahmetini görsün…

 

Böylesine hüzün duyguları içinde gazete bürosuna geldim. Oturdum, masamda dalgın dalgın, yarımkulak televizyon izlerken duyduklarımla irkildim…

 

12 Eylül darbesi ile ilgili davanın 4 Nisan’da başlayacağı, Hükümet ve TBMM’nin de davaya müdahil olacağı söyleniyordu televizyonda.

 

Davanın başlayacağını biliyordum, ama Hükümet ve TBMM’nin müdahil olacağını ilk kez duyuyordum.

 

Bu habere çok sevindim, bir saat önce Aziz Çakır’ın ölümü ile ilgili hüzünlü duygular içindeyken gözlerim açıldı, canlandım… Hatta gayrı ihtiyarı ayağa kalktığımı sonradan anladım.

 

12 Eylül bu ülkeden çok şey götürdü. Maddi kayıplarının yanında bir nesli hayattan sildi, yok etti.

 

O neslin bir parçası da benim.

 

İşin enteresan tarafı beni 1980’de gözaltına aldılar, 78 gün içerde tuttular. Sonra suçsuz görüp serbest bıraktılar. Ama “Sakıncalı” ilan ettiler. Bir sürü kapıyı yüzüme kapattırdılar. Memuriyet hakkımı gasp ettiler…

 

Bir seferinde Ankara’da zar zor ulaştığım bir Paşa’ya anlattım bu durumumu. Suçsuz görülüp serbest bırakıldığım halde, hiçbir hakkımı kullanamadığımı söyledim.

 

Dedi ki; “Sana hapis cezası vermedik, ama süründürme cezası verdik. Ömür boyu sürüneceksin.”

 

Şükürler olsun, sürünmedim. Onlara inat direndim. Darbecilerin alanı dışında iş kurdum, geçimimi sağladım.

 

Ama darbeci paşalara karşı öfkem hiç dinmedi. Onların bu, ülkeye bu millete ve da bizim nesile verdiği zararları hiç unutmadım.

 

Unutmadım ama elimden ne gelirdi ki… Kaldı ki kimsenin elinden bir şey gelmiyordu.

Hazırlattıkları 12 Eylül Anayasası’na koydukları bir maddeyle, hiçbir şekilde kendilerinden hesap sorulamayacağı garantisi aldılar.

 

Ta ki 30 yıl sonra 2010 referandumuna kadar… Referandum sonucu ile birlikte koruyan madde lağvedildi… Yargılanmalarının yolu açıldı bu darbeci generallerin.

 

12 Eylül 2010 referandumunda adeta koşa koşa gitmiş, ‘evet’ oyu vermiştim.

 

Bunu açık açık konuştuğum bazı yerlerde eleştirildim. AK Parti’nin bu konuda samimi olmadığı, 12 Eylül darbecilerine bir şey yapmayacağı söylendi hep.

 

İşin çok daha ilginç yanı 12 Eylül mağduru bazı demokratlar AK Parti’ye karşı olmak uğruna darbeci paşalarla bir safta buluştu.

 

Kim ne derse desin ve kim hangi safta yer alırsa alsın… Görüyorum ki AK Parti darbelerden, darbecilerden hesap sormada kararlı…

 

Son olarak Hükümet, Meclis birlikte 12 Eylül darbecilerine hesap sorulması için davaya müdahil oldular.

 

12 Eylül 2010 yılındaki referandumda verdiğim ‘evet’ oyu analarının ak sütü gibi helal olsun bunlara.

 



Bu Haber 2134 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : LAFLA USLANMAYANLAR Tarih : 16 Nisan 2012 / Pazar Üye Adı :Recep KORKMAZ
12 eylul öncesini en acımasız şekilde yaşayanlardanım. Hiç birimizin normal şartlar da ifade özgürlüğü yoktu. Her şey çabuk unutuluyor. Oğul BABAYA, kardeş kardeşe düşmandı. Birileri senaryoları uygulamaya koymuş SİYASETÇİSİ, DÜŞÜNÜRÜ, ÖĞRENCİSİ canları pahasına figüranlık yapıyordu. Olmasaydı bugün ÖZGÜR lüğümüz ne kadar ifade edilebilirdi.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI