Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
27 Nisan 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ne de olsa eğitimciyiz ya...
musakiroglu@mynet.com

Her ne kadar uzun süre yapmamışta olsam benim asıl mesleğim öğretmenlik. Çünkü o meslekle ilgili eğitim aldım, hayata öyle hazırlandım.

 

Bu durumda ne de olsa eğitimciyiz ya; eğitimle ilgili çarpıcı konular özellikle dikkatimi çeker, üzerinde yoğunlaşırım.

 

Önceki gün bir haber sitesinde Yılmaz Ergüvenç’in ‘Fatih’le Kanuni Akraba mı?’ başlıklı yazısına takıldım. Takıldım, çünkü başlığı çok ilginçti.

 

Yazı, sebep-sonuç ilişkisi içinde eğitim sistemimizi ortaya koyması açısından harika… Sizlerle paylaşman edemedim.

 

İşte Yılmaz Ergüvenç’in o ilginç yazısı:

 

Fatih’le Kanuni akraba mı?

Bu sabah TV’nin ‘’Haber Türk’’ kanalında, Pakize Suda Hanımefendinin başarı ile gerçekleştirdiği sokak anketi programı vardı. Bu hafta Konya’da idi ve anketinin konusu ‘’İstanbul’u hangi tarihte ve kim fethetti’’ ve ‘’Fatih, Kanuni ile akraba mı?’’ şeklinde idi. Şimdi sizler içinizden Allah bilir, ‘’Amma da yaptın haa, bu da sorulur mu, bunu bilmeyenin alnını karışlarım’’ diye söyleniyorsunuzdur belki de. Hayır, kazın ayağı hiç de öyle değil.

Evvelâ şu hususu belirleyelim ki Pakize Suda, her şeyiyle dopdolu, hâzâ bir Hanımefendi. Ece’de falan şarkılarını çok dinlemişliğimiz vardır. O zamanın magazin gazetecileri, soyadı olan Suda için ‘’at water’’ derler, akılları sıra kafa bulurlardı.

Her ne ise, biz konumuza dönelim. Bir kere Pakize Hanımın sorularına muhatap olan, genç–yaşlı, kadın–erkek, efendi–külhâni, tesettürlü–mini etekli, blucinli–takım elbiseli, sakallı–matruş, her ne ise birçok vatandaşımızın haklarını yemeyelim, yüzde doksandan fazlası İstanbul’u fethedenin Fatih Sultan Mehmed olduğunu, fetih tarihinin 1453 olduğunu bildi, şıp diye söyledi. Bunda şaşılacak bir şey yok. Vatandaşlarımızın doğumlarından tut, ölümlerine kadar, binlerce kere -dikkat edin okuduğu demiyorum- duyduğu bir bilgi.

Şimdi gelelim Fatih Sultan Mehmed’le Kanuni Sultan Süleyman akraba mı, değil mi sorusuna. Burada iş değişiyor. Yok kardeşim, birçok vatandaşımız ne yazık ki bu soru karşısında ‘’nato kafa, nato mermer’ bir durum sergiliyor. İnsan neredeyse Aziz Nesin’e hak verecek. Yüzde doksana yakını ya ‘’akraba değil’’, ya da ‘’bilemiycem’’ diyor. Birisi de ‘’Tabii akraba, Fatih, Kanuni’nin oğludur’’ dedi. Başka birisi, ‘’Lisede okumuştuk, akrabalar ama aralarında bir de Dördüncü Murat var galiba’’ dedi. Dershaneye devam ettiğini söyleyen bir öğrenci ise ne Fatih’i, ne fetih tarihini, ne de Kanuni’yi bilebildi.

Hayır, Aziz Nesin’e hak vermiyorum. Halkımızın ’’IQ’’sunun diğer insanlardan aşağı olduğunu düşünmüyorum. Peki, sorun nerede? Sorun, eğitim sistemimizde. Çünkü eğitim sistemimiz ezberciliğe dayanıyor. Ezber öyle bir şey ki, insan kafasının önemli bir kısmını işgal ediyor. Muhakeme (yargılama) yeteneğine de gem vuruyor. Ezberi devamlı ‘’zikir’’ etmezseniz, aldığınız bilgiler, hayat gailesi içinde kafadan uçup gidiyor.

Bir de şu var. Öğrenciler genellikle ‘’Tarih’’ dersini sevmezler. Hakları da yok değil, Çünkü bizde tarih diye okutulan, bir nevi uluslararası savaşlar kronolojisidir. Ezbere dayanır. Tarihlerini de şıp diye söyleyeceksiniz. Derslerde uluslar ve olaylar arasında mukayese (karşılaştırma) yapılmaz, konular tartışmaya açılmaz. Ne var ki burada öğretmenleri suçlamamak gerekir. Milli Eğitim Bakanlığının ilgili kurulları ‘’müfredat’’ı (ideolojik ilkeleri, konuları ve programı) saptarlar; kafalarına uyan bir tarihçiye yazdırırlar veya onun kafalarına uyan bir kitabını seçerler; ders kitabı yaparlar.

Ben tarih konularını sevdiysem, bunun nedeni lisede iyi bir öğretmene düşmem yüzündendir. Nur içinde yatsın, Vefa Lisesinde tarih öğretmenimiz Reşat Ekrem Koçu, ‘’Kaldırın önünüzden şu tarih kitaplarını, gözünüzü dört açın, beni dinleyin, yeter’’ demiş ve bizlere tarih dersini sevdirmişti.

Son günlerde herkes kafayı ilk ve orta eğitime getirilen 4+4+4 yıl sistemine taktı. Politikacılar, sanki eğitim uzmanlarının bilimsel çalışmaları ve önerileri sonucunda, bu sistemin daha iyi bir eğitim vereceğine kani oldular da mı bu yasayı yürürlüğe koydular? Hayır. Peki, muhalefet, daha iyi bir öneri sunabildi mi? Hayır. Yoksa körü körüne mi eski statükoyu savunuyorlar? Evet. Demek ki ortada hiçbir müsbet bilim çalışması yok. Ne var ki şimdiki eğitim sistemi de çok matah bir şey değil.

Öğrencilerimizin matematik problemleri çözümünde dünyada sondan ikinci (birinci bir Afrika ülkesiymiş) olduğu, en basit test sorularında çuvalladığı, birçoğunun fikrini ifade edecek bir kompozisyon yazmaktan aciz olduğu, Türkçeyi 200 kelime ile konuşabildikleri gerçeğini nasıl unutabiliriz?

Konuya bir de öğretmenler açısından bakarsak, bir zamanlar ‘’İrfan ordusu’’ diye nitelenen ve değer verilen öğretmenlerimizin, sürekli eğitimlerine ve sosyal şartlarına önem verilmediğini; üniversitelerimizin, dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına giremediklerini, birkaçı hariç pek çoğunun bilimsel çalışmalardan uzak, sadece öğretim verme düzeyinde olduğunu niçin görmezden geliyoruz?

O zaman çocuklarımızı kolaycılığa kaçarak suçlamamız reva-i hak mı?

                                                                                           (Kent Haber)

Sn. Ergüvenç’in yazısı ve dile getirdiği gerçekler bunlar. Buna ilave edilebilecek daha başka sorunu yok mu eğitim sistemimizin. Olmaz mı, dolu var.

Geçende YGS sınav sonuçları açıklandı… Sınavda sıfır çeken binlerce öğrenci olduğunu duymuşsunuzdur.

Bu durumumuzu da dünya ile kıyasladığımızda eminim rekortmen ülke olur, rekorlar kitabına gireriz.

Neyse fazla derinlere girip zaten uzayan yazıyı iyice uzatmadan burada keseyim.

 



Bu Haber 1762 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : ülkemizde öğrenim var Tarih : 28 Nisan 2012 / Pazar Üye Adı :recepkorkmaz
Eğitim olmadan verilen öğrenimle bu kadar bilmeleri büyük başarı. Halen insan yetiştirmede öğrenimin yılları üzerindeki tartışmalara bakıldığında gelecekte 200 kelime kullanan insanları arar duruma gelebiliriz. Ödev intenetten. Yazışmalar elektronik ortamdan. Hepsi matbu yani hazır....... yazılacak çok şeyler var..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI