Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
16 Mayıs 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Al birini vur ötekine...
musakiroglu@mynet.com

Deyim olarak kullanılan sözcük dizileri bir dil için en önemli anlatım aracıdır.

 

Yeri gelir bir deyim, bir kitabın sayfalarına sığdıramadığı bir konuyu iki üç kelimede anlatır geçer.

 

Örneğin ‘Al birini vur ötekine…’ deyimi…

 

Ben bu deyimi çok kullanırım.

 

Hatta bazen; “Bu deyimi ilk bulan, kullanandan Allah razı olsun” derim.

 

Çünkü öyle bir zamanda imdadıma yetişir ki, beni adeta dört duvar arasından kurtarır.

 

Bizim milletimiz siyasi tartışmaları, spor-takım tartışmalarını çok sever ya…

 

Ben bu tartışmalardan çok sıkılan, hele son yıllarda iyice daralan birisi olarak elimden geldiğince böylesi ortamlardan uzak dururum.

 

Ama bu her zaman mümkün olmaz, bir bakarım tartışmaların ortasındayım.

 

Bu ara Orta Saraçlı’da kalıyorum. Gazete çalışmalarımdan arda kalan zamanlarımda bağ-bahçe işyeriyle uğraşıyorum.

 

Bağ-bahçe işine her ne kadar uzak değilsem de ayrıntıda bilemediğim birçok şey var.

 

Bu nedenle buradaki komşularımla sohbetlerimde bu konular üzerinde yoğunlaşıyor, bilmediğim bağ-bahçe işleriyle ilgili bilgiler ediniyorum.

 

Ama ne yapsam, ne etsem de siyaset ve spor tartışmalarından kurtulamıyorum.

 

Anlayamadığım bir kıvraklıkla karşımdakiler konuyu ‘gıldıradak’ kaydırıyor, bu konulara getiriyorlar.

 

Beş dakika önce, patlıcan fidesini diktikten sonra kökünü zararlı yememesi için ne yapmak gerektiğini konuşuyorken, beş dakika sonra bakmışsın Tayip Erdoğan-Kemal Kılıçdaroğlu konusuna girmişiz.

 

Ya da spor konusuna, özellikle son günlerdeki Fener-Galatasaray şampiyonluk maçına…

 

Hayatta en sıkıldığım, en daraldığım şey; karşımdakinin, kendi tuttuğu parti ya da takımı hiçbir hatasını görmeden, sütten çıkmış ak kaşık misali hararetle savunmasıdır.

 

Ben o parti ya da takımın bir iki yanlışına dikkat çekince, bu sefer de beni rakip partili ya da takımdan birisi yerine koyuyorlar ya işte buna iyice fıttırıyorum.

 

İşte tam bu sırada imdadıma ‘al birini vur ötekine…’ deyimi yetişiyor.

 

Bu deyimi söylememle birlikte karşımdakinin ses tonu azalıyor, harareti düşüyor.

 

Dün sabah mahalle camisinden sabah namazından çıktık, eve geliyoruz.

 

Bu ara çiçek açan mandalinalardan gelen koku ve kuş sesleri sabahın seher vaktini öylesine güzelleştirmiş, öylesine cennet misali yapmış ki… Olmaz böyle bir şey…

 

Bu güzelliği yaşamak, içime çekmek istiyorum. Ama nafile…

 

Yanımdaki komşum daldı Erdoğan-Kılıçdaroğlu çekişmesine… Nefes almadan ardı ardına sayıyor…

 

Gözlerinin içine bakıyorum, ‘Ne olur bitir, konuşma atık’ diye. Ama imkanı yok, duracak gibi değil…

 

Dedim ki; “Abi sen yetmiş yaşına girmek üzeresin, benden daha fazla gördün… Siyaseti ve siyasetçiyi benden daha iyi bilirsin. Birisi doğru, diğeri yanlış değil. Hepsinin bir sürü yanlışı var. Ama hiç birisi bu yanlışlarını bilmez, görmez, görmek istemez. O yüzden ben derim ki; al birini vur ötekine… Biz bırakalım onları, kendi işimize bakalım. Sana şeyi soracaktım, domatese çangalı ne zaman çakacağız?”

 

Oh be bir rahatlık varmış, bıraktı siyaseti bağ-bahçe işi konuşmaya başladık.

 

Hatta onun da dikkatini mandalina çiçeği kokusuna ve kuş seslerine çektim.

 

Fark eder, etmez; “Bu ne güzellik Yarabbim, verdiğin nimetler için şükürler olsun” dedi.

 

Az önceki siyasi konuşmaları sırasında ruhundan yüzüne vuran bütün o sertlik gitti.

 

Öylesine güzelleşti ki…

 

 

 

 

   

 

 



Bu Haber 2104 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI