Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
17 Mayıs 2012 Pazar
İSMAİL SARI
Zirai İlaçlar Ve Doğal Hayat

O kadar muntazam kurulmuş bir düzenin veya düzenli doğal ortamın içinde yaşıyoruz ki, bu doğal düzendeki en küçük aksaklık (yani insanlardan kaynaklanan değişiklik), çok büyük sonuçlar doğuracak şekilde etkili oluyor. Örnek: Sera gazlarının atmosfere etkisi, ozon tabakasında meydana gelen hasar ve bu hasarın dünya canlıları- özellikle de insan- üzerindeki olumsuz etkileri birkaç yıldan beri bilimsel çalışmaların başlıca konularından birisi haline geldi. İnsanların, bir taraftan yaşama ortamlarını daha rahat ve daha huzurlu hale getirebilmek için emek sarfederken bir yandan da doğal dengenin bozulmasına etken olacak işler yapıyor. Örnek: Bugünün insan yaşamı, arabasız olmaz. Ancak, arabaların egzoz gazları sera gazı oluşumunda büyük etkenlerden birisi. Yani doğal hava ortamını bozuyor.

 

Sevgili okurlarım!

Bu girişten sonra asıl üzerinde durmak istediğim konu, zirai ilaçlar ve doğal ortama verdikleri zararları dikkatlere sunmak istiyorum. Yalnız, bir noktanın altını çizerek, konu ile ilgili düşüncelerimi sıralamak daha doğru olur; O da şudur:Ben, ilaçlama yapmak veya gübre kullanmanın karşısında olan birisi değilim. Zira ben, aynı zamanda bahçesi olan ve ziraatla uğraşan bir insanım. Amacım, gayrinizami (düzensizce) yapılan işlere karşı halkımı uyarmak.

 

Bu nedenle düşüncelerimi özet olarak maddeliyorum:

1)                      Bölge olarak biz daha çok fındık ilacı, ısırgan ilacı; domates, biber-patlıcan, patates ve benzeri sebze ve meyve ilaçlarını kullanıyoruz. Kuru olarak toz halinde kullanılan ilaçlar yasaklanmasaydı; kuş, yılan, kertenkele, arı gibi doğal hayatta çok faydalı denge unsuru olan canlıların kökü kesilmek üzere idi. Sulu ilaca dönüldükten sonra biraz daha az zarar verir oldu.

2)                      İlaçların kullanımı rasgele yapılıyor. Ne tekniğine ne de tarifesine uyuluyor. Böylece etrafa ve doğal hayata etkisi, belki usulüne uygun yapılsa hiç olmayacakken daha fazla oluyor.

3)                      İlaçlamayı yapan kişilerin kişisel durumu da son derece önemlidir. “Vur, deyince öldüren” nitelikteki görevliler veya şahıslar, hepsinin kökü kesilsin zihniyeti ile ilaçlama yapınca canlı mahlukun hepsi yok oluyor

     Çamurlu mahalle, Tepe mezarlığının yakınında ikamet eden bir komşum bana şikayete gelmiş ve şöyle anlatıyor(doğru olup olmadığını bilmiyorum): “Belediyemiz geçen sene mezarlıkta ilaçlama yaptı, küçük canlılar öldü; Onları yiyen kuşlar da öldü. Kuşları yiyen kedi ve köpeklerde öldü. Buna bu sene engel olunuz da tekrarlanmasın.”

Ben bunu, ilgili görevlilerle görüşeceğim. Ancak, anlatılan olay garip. Belediye yapınca böyle oluyor da vatandaş yapınca olmuyor mu? Elbet ki yapılan işlem yanlış olunca, aynı sonucu doğurur.

 

Sonuç olarak diyorum ki, tekniğin kurallarına uyulmadan yapılan teknik uygulamalar veya modern çağın imkanları, kendi bindiğimiz gemiyi batırma misali , modern işkence veya zulme dönüşebilir. Halkımızı bilinçlendirme görevi ve sorumluluğu olan kurum ve kuruluşların biraz daha emek sarfetmesine ihtiyaç vardır.

 

Sevgi, saygı ve selamlarımla… 

Not: Gazetemizde Salı günü (15.05.2012) çıkan “Kıymet Bilmek” başlıklı yazım, daha önceki bir yazımın yanlış aktarma sonucu tekrarlanmış oldu. Okurlarımdan özür dilerim.

 



Bu Haber 1734 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI