Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
11 Temmuz 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Şahsi konularını gönderen okurlarıma cevabım...
musakiroglu@mynet.com

Köşe yazarı öyle çalakalem her konuda yazmaya kalkışırsa işin tadını kaçırır.

 

Yazar, yazdığı konularla ilgili kendine bir alan seçmeli, bu alan içine giren konu ya da konularda yazmalı, yorum yapmalıdır.

 

Ben 1974’te Trabzon’da gazeteciliğe başladım, ilk köşe yazılarımı da o yıllarda yazdım. Yazılarımın konusu ise o yıllardaki gençlik olayları üzerineydi.

 

Sonra Ünye’ye geldiğimde 1987’de Ünye Doruk Gazetesi’nde yazmaya başladım.

 

Ünye’de yaşayan birisi olarak hep Ünye’yi ve Ünye kamuoyunu ilgilendiren konularda yazdım.

 

Bu nedenle Ünye ile ilgili gelen her söze kulak verdim, her mesajı dikkate aldım.

 

Bir de şahsi konular var… Gerek sohbetlerim sırasında birebir ifade edilen gerekse  e-mailime mesaj olarak atılan konular…

 

Kişilerin daha çok kurumlardan şikayetini içeren, haksızlığa uğradığını anlatan bu sözlü sohbet ve mesajların sayısına baktım dün akşam… Birikmiş, birikmiş 182 adet olmuş…

 

Bunlar niye birikmiş, neden biriktirdin? diye sorarsanız; işte bu soruya cevap vermenin zamanı geldi.

 

Böylelikle niye benim de sorunumu köşesinde yazmıyor? diye düşünen okurlarıma da cevap vermiş olacağım.

 

Bir kere şunu baştan belirteyim; benimle ilgili olumlu kanaat besleyip son derece özelini, hatta çok çok özel sırrını benimle paylaşan okurlarımın bu güvenlerine layık olmaya çalıştım hep.

 

Hiçbir sırrı ad-kimlik vererek ifşa etmedim. Bırakın köşemde yazmayı hiç kimse ile konuşup paylaşmadım. Kişilerin şahsi sır ve özellerine sonuna kadar saygılı oldum.

 

Gelelim niye bu konuları köşemde dile getirmediğime…

 

Gelen bütün şahsi konular bir haksızlığı ifade ediyor, bir kurumu şikayet ediyor.

 

Ben şuna inanıyorum; orta yerde bir haksızlık varsa bununla ilgili olarak ilk yapılması gereken şey idari ya da adli makamlara şikayette bulunmaktır.

 

Eğer bu yapılmaz, iş direk bize intikal ederse bu sefer köşe yazarı olarak biz idari ya da adli makam gibi hareket etme pozisyonuna düşeriz ki bu da çok yanlış olur.

 

Peki, biz hangi durumda bu şikayetleri ele alıp kişilerin uğradıkları haksızlıkları dile getirmeliyiz?

 

Vatandaş gitmiş, ilgili makama şikayetini yapmış ta sonuç alamamışsa getirir bize evraklarını, bakar-okur-inceleriz.

 

Sonuçta haksızlığa uğradığına ve ilgili makamın da hakkını aramadığına kanaat getirirsek köşemizde yazar, kamuoyuna duyurur, ilgili yerlere açıktan ihbarda bulunuruz.

 

Kısacası bizim görevimiz bu noktadan itibaren başlar.

 

Öğretmen okurlarım, sağlık görevlisi okurlarım, polis okurlarım başta olmak üzere özellikle il içi tayinleriyle ilgili çok sayıda şikayet mesajları gönderilmiş. Hepsi şahsi, kişiye özel konuları anlatıyor.

 

Biliyorum ki bu meslek mensuplarının il içi tayinlerini düzenleyen yasa yönetmelikleri var, kararlar var.

 

Eğer bu yönetmelik ve kararlara rağmen bir haksızlık yapılmışsa öncelikle ilgili makamlarda hak arama başvurusunda bulunulmalıdır.

 

Bulunulmuşta sonuç alınamamışsa bize asıl onu bildirin, yazalım.

 

Ayrıca kişilerin birbirlerinden, komşularından ya da kurumlardan şikayetlerini anlatan çok sayıda mesaj var.

 

Bunlar da öyle, şahsi ve son derece kişiye özel konuları anlatan mesajlar…

 

Dediğim gibi benim yazı konum Ünye’nin genel sorunları üzerine kurulu.

 

Tek tek şahısların özel sorunlarından hareketle yazmaya kalkışırsam asıl konumun dışına çıkmış olurum.

 

Dolayısıyla gönderdikleri ikinci, üçüncü mesajlarında sorunlarını niye yayınlamadığımı soran, sorgulayan, hatta “Ne o yoksa korkuyor musun?” diye beni cesaretsizlikle itham eden okurlara cevabım budur.

 

Aslında korkmadığımı, korkmayacağımı en iyi bu okurlarım biliyor…

 

Çünkü, gönderdikleri ilk mesajlarının birinci cümleleri çok birbirine benziyor, diyorlar ki; “Sn. Kıroğlu sizin ne kadar etkili, cesaretli bir yazar olduğunuzu bildiğim için bu mesajımı gönderiyorum…”

 

Hem böyle deyip hem de korkmakla itham etmenin ne kadar büyük bir çelişki oluşturduğunu da ayrıca bu okurlarımın dikkatine sunarım.

 

 

 

 

 

 

 



Bu Haber 1741 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI