Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
1 Ağustos 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Geçer, bugünler de geçer...
musakiroglu@mynet.com

 

Havalar aşırı sıcak… Derece temmuz ayı normalinin üstünde gösteriyor.

 

Gündüzün dışarı çıkmak, gece de sıcaktan uyuyabilmek nerdeyse mümkün değil…

 

Bu sıcaklarda mübarek Ramazan’ı tutuyoruz… Açlık akla gelmese de susuzluktan yarı baygın halde kendimizi iftara atıyorsak ne mutlu…

 

Üstüne üstlük bir de fındık mevsimi…

 

Bahçelerin son temizliği yapılıyor. Tırpan vurulup ocak dipleri temizleniyor.

 

Ardından da toplama işi…

 

Gel de dayan…

 

“Dayanırız, dayanırız” dedi dün akşam iftar sonrası birlikte çay içtiğimiz emekli komşum Necati Abi.

 

“Neler geçmedi ki… Geçer, bugünler de geçer…” diye devam etti.

 

Rahmetli babam anlatmıştı. Yaşanmış güzel bir hikaye, aklımda kaldı.

 

Gençliğinde yine Ramazan böyle bir yaz mevsimine denk gelmiş.

 

Mahalle komşumuz rahmetli Hacıon Ali, bizim Orta Saraçlı’da Çelenyeri dediğimiz yerin harmanında düven sürüyormuş.

 

Ben de çocukluğumdan az çok bilirim, bundan 50-60 sene evvel Ünye’de her tarafa fındık dikilmeden önce ekin ekilirdi.

 

Dolayısıyla da Temmuz ayında buğdayları başaklarından ayırabilmek için harmanda, üzerinde düven gezdirilirdi.

 

Komşumuz Hacıon Ali, tepesinde bütün aleviyle güneş, oruçlu oruçlu öküzleri bir aşağı bir yukarı koştururken yanmış, bunalmış.

 

Yanıp bunaldıkça sinirleri gerilmiş, sinirleri gerildikçe de öküzlere basıyormuş ucu çivili övendereyi…

 

Zavallı öküzler de sıcaktan muzdarip, dilleri bir karış dışarıda… Çivili övenderenin isabet ettiği yerlerin acısı, akan kan içinde harmanda ha bire dönüyorlarmış.

 

Dayanamamış hayvanlar isyan etmişler sonunda. Hacıon Ali’yi de önlerine katıp harmandan çıkmışlar, yakınlarından geçen Çelenderesi’ne doğru koşmaya başlamışlar.

 

Hacıon Ali geri dönüyor, öküzleri durdurmak istiyormuş. Ancak hayvanlar boynuzlarını gösterince korkuyor, önlerinden koşmaya devam ediyormuş.

 

Öküzler derenin kenarına geldiklerinde Hacıon Ali’yi sıkıştırmışlar, suya sokmuşlar.

 

Kendileri de düven koşumu, düven, peşlerinde takılı ne varsa hepsiyle birlikte suya dalmışlar.

 

Suyun içinde öküzler sanki “Aklın başına gel di mi?” der gibi Hacıon Ali’ye bakıyormuş.

 

Ali Emmi ise, “Ne bakıyorsunuz lan. Nasıl olsa siz oruç tutmuyorsunuz, su hem içinizi, hem dışınızı serinletiyor. Ama ben öyle miyim? Su dışımı serinletti. Ama boğazdan aşağı inmedikçe bu alev sönmez” demiş.

 

Öküzler bakmışlar, Hacıon Ali’nin alevi de siniri de devam ediyor. Durum kritik…

 

İnat etmişler, akşama kadar suyun içinden çıkmamışlar.

 

İftar olmuş, Ali Emmi gitmiş iftarını yapmış.

 

Öküzler ne yapsa…

 

Sudan çıkmış, harmana gitmiş, gelip düven sürmesi için Ali Emmi’nin iftardan dönmesini beklemişler.

 

Ali Emmi ise, iftarını yapmış, artık aklı başına gelmiş. Dönmüş harmana bakmış öküzler onu bekliyor. O gece, gece yarısına kadar dolunay ışığında düven sürmüş.

 

Ondan sonra öküzlere bırak övendere kakmayı, fiske vurmamış.

 

Bir de birinin, başka birine hakaret etmek için “öküz” dediğini duyduğunda; “Lan oğlum, sende öküz kadar akıl olsa böyle konuşmazsın” dermiş.

 

Ali Emmi ve daha niceleri bu zorlu sıcak günleri, Ramazan ayını, iş ayını bir arada geçirdi, gitti.

 

Biz de geçiririz, “Geçer, bugünler de geçer…”

 

 

 



Bu Haber 1946 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI