Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
10 Ağustos 2012 Pazar
İSMAİL SARI
Ramazanın güzellikleri

Ramazan, kelime olarak sözlük anlamı ile “yanmak” anlamına gelir. Dini bir terim olarak, Müslümanların oruç tuttuğu aydır. Oruç, bütün günahları yakıp yok ettiği için oruç ayına “RAMAZAN” ismi Allah (c.c) tarafından verilmiştir. Kur’an’ın Bakara suresinin 185. ayetinde “Şehru Ramazan’el-lezi ünzile fih’il- Kur’anü hüdenlin-Nası ve beyyinatin min’el-hüda vel-Fürkan…”yani “Ramazan ayı öyle bir aydır ki,o’nda Kur’an indirildi;( O Kur’an)insanlar için iyi- kötüyü,doğruyu yanlışı ayırıcı delillerle dolu bir kurtuluş rehberi kılavuzudur.

Ramazan ayı, ona inananlar için gerçekten ayrıcalıklı bir aydır. Ayrıcalığını kavrayabilmek için katıksız bir inanca ihtiyaç vardır. Şüpheli, terettütlü ve yaptırım gücü olmayan bir inançla bu ayrıcalık anlaşılamaz. Bu gerçeği anlatmak için Peygamberimiz (a.s), Allah (c.c)’nün şöyle buyurduğunu açıklıyor: ”Kulumun bütün ibadetleri kendisi içindir; yalnız Oruç hariç…Çünkü onun sevabının ölçüsünü ancak ben bilir ve takdir ederim.” Yani Allah, sevgili ve fakat günahkar kulunun ihtiyacı oldukça terazisinin sağ kefesine istediği kadar dolduracaktır. Samimi ve katıksız bir iman ve sevgi ile sadece Allah’ını memnun etmek için tutulmuş bir oruç, bir müslüman için “her şey”dir. Sınırsız zenginlik , tükenmeyen hazine ve bütün günahları yakıp yok eden büyük bir manevi enerji kaynağıdır. Yalnız tekrar söylüyorum ki enerjiyi elde edebilmek için aynı ölçüde güçlü bir inanç şartı vardır. Yaptıran bir iman… yaşatan bir inanc.

Bir kardeşimin kafasına takılmışta soruyor;”Yahu hoca! Hep söylüyorsunuz; Allah’ın hoşuna giden en güzel koku, Ramazanda oruç tutan kulunun ağız kokusudur. Garibanın açlıktan nefesi kokuyor ve kokudan yanında durulmuyor. Bunun neresi Allah’ın hoşuna gidecek; bana şunu bir anlatır mısınız?”

Dedim ki “garibanın yanında ne duruyorsun, biraz ileriye gitsene…”Biraz sesini yükselterek “Benimlen dalga geçmeyi bırak da, şimdi namazdan geliyorum; Namazda yanımda duran arkadaşın nefes kokusundan rahatsız oldum, beni rahatlat” dedi. İleriye nasıl gideceğini şu iki örnekle anlattım.

 

1) Halife Harun Reşit zamanında yaşanmış bir Allah dostu olan Behlül’ü-dana, bir gün oflaya puflaya halifenin ziyaretine gidiyor. Yorgundur, terlemiştir. Halife Harun Reşit sorar Behlül’e ,”Nereden geliyorsun, yorulmuşsun?”Allah dostu cevap verir, “ Cehennemden geliyorum, onun için terledim yoruldum” Behlül, zaman zaman Halifeyi ziyaret eder, ona nasıhat eder,öğütler verirdi. Gene bir ders verme zamanı gelmişti. Halife sordu:” Ne işin vardı cehennemde?” Behlül cevapladı:” Ateş almağa gittim ama alamadım, vermediler ve bana şöyle dediler:”Burada ateş olmaz, buraya ateşi dünyadan getiriyorlar.”Halife dersini almıştı, daha üstelemedi.

 

2) Müslümanların hızlı yayılma devrinin halifelerinden olan Harun Reşit zamanında Bizans topraklarından bazı yerler İslam topraklarına katılıyor, halkı vergilendiriliyordu. Bizans imparatoru, Harun Reşit’e elçi göndererek bir teklifte bulundu. Teklifi şöyle idi: “İlim adamlarını göndereyim, Müslüman bilim adamları ile ilmi yarışma yapsınlar. Biz kazanırsak( ki kendisinden çok emindi, mutlaka kazanacaklarına inanıyordu) halkım vergilerini vermesin.” Elçiler geldi. Harun Reşit memnuniyetle teklifi kabul etti ve ekibin başına imam-ı Şafii Hazretlerini görevlendirdi. Bizanstan dörtyüz kişilik bir ilim adamı grubu geldi  Nehir kenarında güzel bir piknik alanı hazırlanmıştı. Halk toplandı ve ekipler yerlerini aldılar. Ekabirat sonradan, gelir kuralı  uyarında İmam-ı Şafii Hazretleri, postunu almış koltuğuna geldi. Hoş-beşten sonra yarışma zamanı geldi. İmam-ı Şafii bütün heybeti ile geçti yarışma ekiplerinin karşısında şırıl şırıl akan nehirin üzerine postunu atıp oturdu. Bu manzarayı gören Hristiyan ekip toptan Müslüman oldu. Bu vahim durumu (onlara göre vahim) öğrenen imparator,”iyi ki onları ülkemize davet etmişiz; kaybımız daha çok” demekten kendini alamamıştı.

 

İşte  ileriye gitmekte kastım buydu.  Garıbanı, cahil insanları ölçü olarak aldığımız zaman bir yere varamayız. Allah’ın sevgili kullarının, gönül dostlarının ne nefesi kokar ne de teri kokar.  Onların, etrafı rahatsız edecek bir halleri olmaz. Onun için dini terimlerin ve sözlerin perde arkasına da bakmak gerekir. Sadece görünen yüzü ve herkesin anlayacağı ifade tarzı ile anlamağa kalktığımız zaman bocalayabiliriz. Biraz derinlere inmeli, ötelere geçebilmelidir.

 

Arkadaşım nihayet tatmin olmuştu “Ama bunu böyle anlatmıyorlar ki” demeyi de ihmal etmemişti ben de ,”sözün tamamı, adamın eşeğine söylenir;arif olan anlar”mantığı ile haraket edilir çoğu zaman. Çok teferruata dalınca da sözler hafifliyor, diyerek sözü bitirir.

 

Sevgili dostlar;

Ramazanın güzelliklerini de bu ölçülerde değerlendiriyoruz. Güzel yanlarını görebilmek için güzellikleri yaşamalıdır. Tasavvufta bir tabir vardır: “ Tatmayan bilemez”.



Bu Haber 1145 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI