Atatürk Parkı’ndaki deniz dolgusu sırasında, konuyu görüştüğüm ve buranın yasal olmayan birçok yanının olduğunu söylediğim bir idarecimiz o gün bana şöyle demişti:
“Evet sana aynen katılıyorum. Konuyla ilgili olarak, bir şikayet dilekçesi yazsan, biz de alttan yukarı bunu gerekli mercilere ulaştırsak, buradaki dolgu ve çalışma durdurulur.”
Ben de kendisine, “Tamam, ben hemen dilekçemi yazıyorum. Gereğini yapınız” dedim.
Bunun üzerine bana aynen şunları söyledi:
“Tamam durdurulur. Ancak ondan sonra ne olur, hiç düşündün mü? Şunu bil ki, oradaki dolgu işini durduracak olan kurum, hiçbir şekilde bu zamana kadar oraya dökülen hafriyatı olduğu yerden kaldırmaz. Belediye’nin de bu işe, bu saten sonra gücü yetmeyeceğine göre, orası öyle berbat görüntüsüyle kalır, durur. Hangisini tercih edersin, bu saatten sonra dokunmayıp ta, derlenip-toparlanmasını mı, yoksa bu haliyle, görüntü kirliliği içinde bırakılıp kalmasını mı?”
Bu sözleri ve açıklamayı tam üç gün düşündüm, bir yanlışa yol açmamayım, dedim. Sonunda söz konusu idareciyi aradım, dedim ki:
“Evet haklısın, bunun bir çok örneği var. Maalesef olan, olmuş. Vazgeçtim, şikayet falan etmiyorum. Bitirsinler de, temizlensin ortalık.”
Bunu niye yazdım? Şu Çakırtepe’de başlanmış, bu zamana kadar işin esas zor kısmı bitirilmiş inşaatla ilgili birkaç kelam etmek için yazdım.
Bir kere deniz dolgusu gibi değil, burada yapılan inşaatın yasal olmayan hiçbir yanı yok. Sahibinin yaptığı açıklamaya göre, tamamen izinli. Ayrıca işin nerdeyse % 60-70’i bitirilmiş.
Şimdi de çıkılmış, deniyor ki, burası kamulaştırılsın…
İyi de burada, aylardır yapılan bu inşaat torbaya sokularak yapılmadı ki… Ayan-beyan, başta belediye olmak üzere herkesin gözü önünde yapıldı. Neden aylardır görülmedi de bugün konu edilmeye başlandı?
Bakın buraya bu tesisin yapılmaması için tek geçerli yol, inşaat başlamadan bu alanı yeşil sahaya çevirmek olabilirdi. Şimdi artık bu imkan geride kaldığına göre… Ne yapılabilir ki?
Bu saatten sonra belki bazı kararlar alınır, davalar açılır. İş biraz, bir müddet engellenir, uzatılabilir. Ama sonuçta ne olur? Bakın ne olur, zamanında bana deniz dolgusu üzerine gerçeği anlatan idarecinin dediği olur. Orası öyle zınk diye, inşaat görüntüsü haliyle Ünye’nin tepesinde görüntü kirliliği içinde rezil-kepaze görünür-durur.
Günü gelir, inşaat sahiplerinin aldıkları izin ve ruhsatlar kazanılmış hak olarak, her şeyin üstüne çıkar, inşaat yeniden devam eder. Sadece zaman kaybedilir, bizler de oradaki görüntü kirliliğini yıllarca seyretmek gibi bir iç sıkıntısı yaşarız.
Bu nedenle derim ki; inşaat sahipleri ile oturulsun, oranın Ünye’nin doğal dokusuna ve görüntüsüne en uygun şekilde nasıl yapılacağı görüşülsün. Yapılacak tesisin, mevcut görüntüye zarar vermeyip, hatta katkı yapacak duruma getirilmesi için neler yapılması gerektiği araştırılsın. En yetkili uzmanlara danışılsın.
Kaldı ki, benim görüştüğüm inşaat sahibi bütün bu tür araştırma ve tavsiyelere maliyeti ne olursa olsun açık tavır içinde görünüyor.
Haa, bakın burada şunu da belirtmeden geçmeyeyim. Belki geç kalındı, ancak ne olursa olsun Belediye Başkanı’nın ve yeni seçilen Belediye Meclisi Üyeleri’nin konuya gösterdiği duyarlılığı takdirle karşılıyorum. Temennim, bundan böyle bu ve benzeri konularda aynı duyarlılığı hep gösterirler.