Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Kasım 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
"Çekil başımdan salak, sanavu"
musakiroglu@mynet.com

“Salağı anladık da bu ‘sanavu’ da ne oluyor?” diyorsunuz değil mi?

 

Bir anlamı var tabi ki…

 

Başlıkta, önünde salak kelimesi geçtiğine göre ona yakın bir anlamı olmalı elbette.

 

Sanavunun sözlükteki anlamı ‘aptal’, ‘sersem’ demek… İnternette baktım, böyle yazıyordu.

 

Anlamının altında ise Ünye yazıyordu.

 

Yani Ünye yöresine ait, Ünyece bir sözcük demek istenmiş.

 

Bugünkü kuşak Ünyeliler bilmez.

 

Sadece bugünkü değil, seksen sonrası kuşak Ünyeliler de bilmezler sanavunun anlamını.

 

Çünkü hiç kullanmadılar.

 

Böyle artık kullanılmayan o kadar çok sözcük var ki benim çocukluğumun hatıralarında yitip giden.

 

Pazar günü Sütamcamla evinin önündeki harmanda sohbet ediyorduk.

 

Süt amcam şöyle bir cümle kurdu.

 

“Musa yeğenim şu ilaç kutusunun kapağını açamıyorum. Bir türlü ırıbına getiremedim, yaş gitti ya iyice sanavulaştım. Sen açıver de içinden ilacımı alayım.”

 

Amcamın cümlesindeki ırıp ve sanavu sözcükleri sanki kulaklarımın pasını sildi.

 

Doğduğum yerden, çocukluğumun geçtiği mahalleden çok uzaklara, gurbetlere gitmişim de s geri dönmüşüm gibi hissettim kendimi.

 

Halbuki doğduğum, büyüdüğüm yerdeydim.

 

60’lı yılların başlarında mahalle mescidinde bize ders veren Kemerağa lakaplı hocamız dersini bilemeyenlere kızdığında; “Çekil başımdan salak, sanavu” diye bağırır, mescidden dışarı atardı.

 

Çok kullanılırdı o yıllarda sanavu ve Ünyece birçok sözcük.

 

Yüksekokulda okurken Dilbilgisi Hocamız dili de insan gibi canlı bir varlık olarak görmemiz gerektiğini söylemişti.

 

Şöyle demişti Hocamız; “Dil de canlı bir varlıktır. Dilin ana yapısını teşkil eden sözcükler doğar, gelişir, büyür ve ölürler:”

 

Hocamız bir de bizlere ödev vermiş, “Herkes kendi yöresinde kullanılan sözcükleri derlesin, anlamlarını yazsın. Dosya yapsın, getirsin” demişti.

 

Sanırım 1974 yaz tatiliydi. Ben de araştırdım, Ünyece 170 sözcük tespit ettim. Karşılıklarını da yazdım dosyaladım. Hocama teslim ettim.

 

Hocam bir gün beni çağırdı; “Sizin orda ne kadar da yöresel sözcük varmış. Arkadaşlarının bulabildiği sözcük sayısı 50’yi bile geçmezken, sen 170 sözcük getirmişsin.

 

Önümüzdeki yaz bir ekip kuralım, birlikte gidip Ünye’de etraflı bir çalışma yapalım. Bu çalışmayı da kitap haline getirelim” dedi.

 

Ben de sevindim, “Hocam çok iyi olur” dedim.

 

Ama o yıllarda yaşanan olaylar, anarşi maalesef böyle bir çalışmaya hiç fırsat vermedi.

 

Buna çok üzülmüşümdür. Düşünebiliyor musunuz, o yıllarda Ünye’de kullanılan yöresel sözcükler kitaplaşmış, arşive girmiş olacaktı.

 

Pazar günü Sütamcamdan duyduğum ırıp ve sanavu sözcükleriyle Hocamla yapamadığımız bu çalışmayı hatırladım, bir kere daha üzüldüm.

 

Tek tesellim ise Değerli Dilbilimci Hemşerimiz Bilgin Hasdemir’in bu alandaki çalışmalarıdır.

 

Bilgin Abi, bugün artık kullanılmayan ve ölen Ünyece’yi bizzat yaşayan, yaşatma mücadelesi veren belki de son değerimiz.

 

Allah selamet versin, başarılarını sürekli kılsın.

 

 

 

 



Bu Haber 1871 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI