Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
5 Aralık 2012 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
1969 yılındaki Gültepe'yi hatırladım...
musakiroglu@mynet.com

İstanbul’a ilk 1969 yılında gitmiştim. O yıl ortaokulu bitirmiş, Kuleli Askeri Lisesi sınavına girecektim.

 

Sınava girecekleri komisyonlara bölmüşler… Her gün bir komisyon sınava giriyordu.

 

Ben 8. komisyondaydım. Dolayısıyla bir hafta bekleyip sınava öyle girecektim.

 

Düşünebiliyor musunuz, sizi “Şu tarihte sınavınız var, gel” diye çağırıyorlar. Ancak o gün sınavınız yok, bir hafta bekleyip öyle girebileceksiniz.

 

Dolayısıyla İstanbul’da bir hafta beklemek zorunda bırakılıyorsunuz.

 

İstanbul’da bir hafta boş boşuna beklemek… Hele de o günün şartlarında otel parası, yemek parası, günlük harçlık parası… Kolay şeyler değildi. Ama kimin umurundaydı.

 

Neyse ki şanslıydım. Gültepe’de amcamın kızı oturuyordu. Onlarda kalabilecektim.

 

Beni İstanbul’a götüren rahmetli babam; “Oğlum, ben bir hafta beklemeyeyim. Sen burada kal. İmtihanına girer, dönersin” dedi.

 

Babam döndü, ben de kah ders çalışıyor, kah Gültepe’de dar alanda gündüz dolaşmaları yapıyordum. Amcam kızının oğlu rahmetli Osman Abi’de işinden fırsat bulduğunda İstanbul’u gezdiriyordu.

 

Gültepe, o yıllarda daha çok Anadolu’dan göç etmiş insanların oturdukları gecekondu semti idi.

 

Elektrikler doğru dürüst yanmıyor, gidip gidip geliyordu.

 

Evlerde su akmıyordu. Su; güğüm, bidon ne bulunursa mahalle çeşmesinden taşınıyordu.

 

Ben de kaldığım evde ‘hepten boş durmayayım’ diye gidip çeşmeden su taşıyordum.

 

Ama çeşmeden su almak ne mümkün… Uzun su kuyrukları olurdu. Bir seferinde erinmedim saydım, 87. sıradaydım. Bir saat sonra mı, iki saat sonra mı sıram geldi, kabımı doldurdum. 

 

Sıra kapmak için sabahın erken saatlerinde kalkar çeşmeye giderdim, o zaman bile önümde kırk, elli kişi olurdu.

 

Su sırasındayken ard arda gelen işçi servis araçlarını izlerdim. Araçlar ya kamyon, ya da kamyonetti.

 

Servis araçları işçilerin grup grup bekledikleri duraklara yaklaşır, kendilerine ait işçiyi kaptıkları gibi bir sonraki durağa ‘gazlarlardı’.

 

Erinmez, her sabah bu araçları sayardım. Böyle 8-10 araç gelirdi. Hatta hangi araca kaç işçi biniyor, onları bile sayardım.

 

Kendi kendime; “Ne kadar çok insan çalışmaya gidiyor. Demek ki İstanbul’da çok fabrika var” derdim.

 

Sonra Ünye gelirdi gözlerimin önüne. O yıllarda mevsimlik fındık kırma tesisleri ile kara lastik fabrikasında çalışan işçiler vardı Ünye’de. Ama servis araçları yoktu, yaya gidip gelirlerdi işe.

 

Aradan yıllar geçti, Ünye’de de iş sahaları, sanayi tesisleri, fabrikalar açıldı.

 

İlk, Çimento Fabrikası’nın servis aracı işçilerini taşımaya başladı.

 

Sonra açılan yeni fabrikaların servisleri devreye girdi ardı ardına…

 

Dün sabah saat 7.15’te Hanboğazı’ndan Akkuş-Niksar Caddesi boyunca Sanayi Sitesi’ne doğru giderken cadde üzerinde birbiri peşi sıra dizilen işçi servis araçları kendilerine ait işçileri alıyorlardı.

 

Saydım, 13 araçtılar benim gördüklerim... Bunun dışında daha erken gelenler ya da geç gelecekler de olabilir.

 

Araçları sayarken 43 yıl geriye gittim, 1969 yılında Gültepe’de saydığım işçi servislerini hatırladım.

 

Duygulanıyor tabiatıyla insan böyle yarım asra yaklaşan hatıralarıyla…

 

Ancak, bir ayrıntıyı atlamadan geçmeyeyim.

 

43 yıl önce işçiler kamyon ve kamyonetlerle taşınıyordu. Ayakta, yada üst üste istif halinde.

 

Bugün otobüs ve minibüslerle taşınıyor, herkes koltuğunda oturuyor.

 

O günkü insan değeriyle bugünkü insan değeri arasında bir hayli mesafe almışız.

 

Bana bu ayrıntı da çok anlamlı geldi.

 



Bu Haber 1746 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI