Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Ocak 2013 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Sanatçı olmak zor zanaat...
musakiroglu@mynet.com

Bugün baş tacı edilen yazarların yaşarken çektiklerini bilen kaç kişi vardır…

 

Yoktur.

 

Bilenler ya da yazarın yaşadıklarına şahit olanlar ya bildikleriyle ölmüş gitmişlerdir…

 

Ya da unutmuş, hafızalarından silmişlerdir.

 

Nebil Özgentürk, ‘Sanatımızın Hatıra Defteri’ adlı kitabında bu konuyu ele almış…

 

Sanatçı ve yazarlardan hayattayken yaşadıklarından örnekler vermiş…

 

Ben kitabı okumadım.

 

Ancak okuyup köşe yazısında anlatan Can Dündar’dan anladım ki bir an önce alıp okumalıyım.

 

Gelelim asıl konuya…

 

Hababam Sınıfı’nın yazarı Rıfat Ilgaz, ömrünün sonunda Kastamonu’nun sahil kasabası Cide’ye yerleşmişti.

 

Bugün orda yaşadığı ev Müze haline getirilmiştir.

 

Nebil Özgentürk kitabında yazarı Rıfat Ilgaz’ın, 70 yaşında yerleştiği Cide’de “İşte komünist papaz” anonsuyla gözleri bağlı halde sokaklarda dolaştırılışını anlatmış.

 

Rıfat Ilgaz’ın bir yaşarken çektirildiğine bir de öldükten sonra aynı şehirdeki evinin müze yapılmasına bakar mısınız…

 

Can Dündar, okuduğu kitaptan;

 

Bilimin dahi çocuğu Prof. Mustafa İnan’ın Almanya’da üç gün rehin kalan cenazesinin güç bela toplanan borç parayla yurda getirilişini...

 

İnsanlığa Afrodisyas’ı kazandıran Prof. Kenan Erim’in, ‘çalışma belgesi’ eksik çıktı, diye ceza yiyince kahrından ölüşünü...

 

Ulvi Uras’ın perdesini açık tutabilmek için aldığı borçların sıkıntısıyla kalbine yenik düşüşünü...

 

Erol Günaydın’ın aç bilaç turnedeyken “aksesuarı yiyor” diye ihbar edilişini...

 

Ahmet Arif’in “Prangalar”ı Türkiye’yi kasıp kavururken evini geçindiremeyişini...

 

Fazıl Say’ın babası Ahmet Say’ın piyanosunu, 4 yaşındaki kardeşinin tedavisi içinde satmak zorunda kalışını...

 

Hayatı boyunca delik ayakkabıyla gezmek zorunda kalan Orhan Kemal’in, oğluna söz verdiği bisikleti alamayınca intiharı düşünüşünü, yıllarca ödediği taksitlerle 56 yaşında nihayet küçük bir eve kavuştuktan hemen sonra ölüşünü... Cüzdanından çıkan, eşine yazdığı notunda ise; “İnandığım doğruların adamı oldum; hep böyle yaşadım. Kursağıma hakkım olmayan tek bir kuruş dahi girmemiştir.” diye yazdığını, örnekler alarak almış ve köşesinde yazmış.

 

Bu örnekler çoktur…

 

Daha doğrusu sadece Türkiye’de değil dünyada yazarlık zor zanaattır.

 

En büyük şanssızlıkları yaşarken değil öldükten sonra kıymetlerinin bilinmesidir.

 

Bir de tersi vardır... Devlet yöneticilerinden destekli sanatçı ve yazarlar…

 

Bunlar ise şarlatancılığı-yağcılığı, sanatçılık-yazarlıkla karıştıran onursuz kalemlerdir.

 

Diğer taraftan bir kesim daha vardır…

 

Onları devletten yöneticiler öyle pek desteklemezler…

 

Çünkü yağcılık değil kalemlerinden yazarlık damlar.

 

Ama içinde bulundukları para-pul sıkıntısını aşabilmek için ha bire mektup yazar, devletten destek isterler.

 

Bu iki grup yazarlarla ilgili olarak Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Kılıç Yassıada’daki “Örtülü Ödenek Davası”nda ortaya çıkan mektuplarda ilginç ayrıntılara dikkat çekmiş.

 

Bildiğimiz koca koca yazarlar ne kadar acıklı duruma düşmüşler. Bazıları ne kadar gülünç duruma düşürmüş kendisini… Hayretler içinde kalıyor insan.

 

Bir ara bunu da yazarım.

 

 

 



Bu Haber 1666 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI