Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
20 Nisan 2013 Pazar
MİSAFİR KALEM
Yunus ARIKAN /Elif Öğretmen ve Ordu'nun Göksu İlköğretim Okulu Öğrencileri

Ordu’da II. Karadeniz Kitap Fuarı’nda tanıdım Elif Öğretmeni ve onun öğrencilerini…

Benim kitaplarımı imzaladığım standa gelişlerinde “Tamam!” dedim “Bunlar benim canıma okuyacak ve beni soru yağmuruna tutacaklar.” Elif Öğretmenin o ufacık tefecik öğrencilerinin her birinin gözleri, sanki kocaman kocamandı ve beyinleri öğrenmeye aç, önlerine ne gelirse silip süpüreceklerdi… O da bana denk geldi… Orta 1, 2 öğrencileri. Sayıları da 10-15 kadar. Ordu’nun neredeyse merkeze en uzak ilçesinin köyünden geliyorlarmış. Tam 2 saatlik yoldan… Göksu’dan * Soruların biri bitmeden biri geliyor, bir diğeri öbüründen önce sormak istiyor… Sorulan sorular akıllı ve mantıklı. Hatta biraz da o yaşların üstü sorular… Elif Öğretmen de öyle… Aklı başında ve öğrencileriyle arası müthiş güzel… O kadar güzel organize olmuşlar ki birlikte olduğumuz o 15-20 dakikalık süre içinde sanki onlarla kırk yıldır tanışıyormuşum gibi geldi. Elif öğretmene de onun öğrencilerine de o kadar ısındım ki… Hepsi de cıvıl cıvıllar… Allah nazardan korusun… Sonra onların bu hareketliliğine dayanamadım, “Sizin köyünüze, okulunuza gelmek istiyorum!” dedim. Çocuklar da Elif öğretmen de nasıl şaşırdılar, heyecanlandılar anlatamam… Çünkü onların köylerine hiç yazar gelmemiş. Elif öğretmen önce elleriyle gözlerini kapadı “Gerçekten mi?” dedi. “Gerçekten!” dedim. “Bizim okula bu zamana kadar hiç yazar gelmedi de!” dedi devamında.. “İyi ya ilk gelen yazar ben olurum ne güzel!” dedim. Öğrenciler kendi aralarında “Bizim okula yazar gelecek!” diye fısıldaşıyorlardı. Yediveren Yayınlarının Genel Yayın Yönetmeni Sayın Gökhan Bayrak Bey’e “Gidebiliriz değil mi?” diye sordum. “Evet hocam, gideriz.” dedi ve günü kararlaştırdık. Çarşamba günüydü, biz sabahın beş buçuğunda yola çıktık ve Ünye’den de Elif Öğretmeni alarak yola koyulduk. Çaybaşı İlçesinin GÖKSU köyüne… Rakım, sanıyorum 950 metre. Arazi dik ve engebeli. Ancak ağaçlıklar arasında şirin bir köy ve modern bir okul… Çiçeklerle karşılanıyorum… Ben de bir tuhaf oldum. Yazar olarak gittiğim bir okulda ilk kez çiçeklerle kapıda karşılanıyordum… Müthiş duygulandım. Bir ara (okullarının uzak oluşu nedeniyle) benim okullarına gelmeyebileceğimi düşünmüşler. Bunu da sonradan söylediler… “Geldik işte!” dedim. Sabah kahvaltısını okulun müdür ve öğretmenleriyle birlikte yaptık. Yöreye ait kahvaltılıklarla donatılmıştı öğretmenler odasındaki uzun dikdörtgen masa… Harika bir sabah kahvaltısı yaptık ki anlatamam… * Okul müdürü ve diğer öğretmenleri de sıcak ve cana yakın insanlar. Okullarına ilk kez yazar geliyordu ve üç tane öğretmenin de ilk görev yerleriydi… Kahvaltının hemen sonrasında çoğu şehir okullarında olmayan bir konferans salonuna aldılar beni ve bütün çocuklar orada. Müthiş bir tablo… Onların karşılarına geçip onlarla konuşacakken birden çocukluğum aklıma geldi… Kafası üç numara tıraşlı halim. Kısa bir süre konuşamadım. Boğazım kurudu sözcükler aklımdan gitti… Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Gözlerim ‘pınarlarımı açtım açıyorum’ diyordu… Bense tam da bu arada bana bütün içtenlikleriyle bakan çocuklara “Siz bensiniz, ben de siz” diyordum ki cümlemi tamamlayamadım. Teklemeye başladım ve konuşmayı kesip “Yazarlar da ağlar,” diyerek birkaç saniyeliğine göz yaşlarımın akmasına izin verdim… Konuşmamı tamamlayıp da onlara teşekkür ettikten sonra sorular yine fuardaki gibiydi. Bir biri peşi sıra geliyor, ben de aynı içtenlikle ve heyecanla yanıtlamaya çalışıyordum. İçimden “Aferin bu okulun müdürüne, öğretmenlerine” dedim. Sonra da yüzlerine karşı “Helal olsun size!” diyerek içimden geleni paylaştım onlarla… * Sonra ayrılık vakti… Müdür Bey, Elif Öğretmen ve diğer öğretmenler… Hepimiz de hüzünlüydük… Ne çabuk da birbirimize kaynaşmıştık. Ne çabuk da birbirimizden ayrılamayacak kadar yakın olmuştuk… İnsanın birbirine ısınması bu kadar çabuk olabiliyor muydu? Bu sefer de anaokulu öğrencileri… Ellerinde çiçek beni ve Genel Yayın Yönetmenim Gökhan Bayrak Beyefendi’yi uğurlamak için okulun çıkış kapısında bekliyorlardı… Gözlerim doldu… İçim burkuldu… O mini minnacık çocukların her birinin gözlerinden öperken dünyalar benim olmuştu… Onlar inanmışlardı artık. Onların köylerine öyle çok tanınmış biri olmasa da bir yazar şöyle bir ‘ce’ deyip geçmişti… Bundan sonrası Elif öğretmen ve Göksu’nun öğrencileri benim yüreğimde, öyle – zannediyorum- onların yüreğinde de ben vardım… Anladım ki köy okullarımızın bizim gibilere ihtiyaçları var… Bizim de onlara yok mu sanki? Onların tazeliklerine… Heyecanlarına… Masumiyetlerine… Ve tertemiz, saf, yüreklerinden bakan gözlerine ihtiyacımız yok mu sanki… * Ve buradan Elif Öğretmenime ve Göksu İlköğretim okulun müdür, öğretmen ve öğrencilerine en içten sevgilerimi gönderiyorum… Onlar bana düşünen ve yazan insanlar olarak “Sorumluluğumuzun, düşündüğümüzden çok daha fazla” olduğunu anlattılar… Hepsine binlerce kere teşekkürler…



Bu Haber 1693 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI