1 Ekim 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Fındığın laneti...
(NOT: Referans Gazetesi’nde Eyüp Can imzasıyla yayınlanan bu yazıyı okudum ve ilginç buldum. Siz değerli okurlarımın da dikkatini çekeceğini düşündüğüm için köşeme koyup yayınlamayı uygun gördüm.)

Türkiye önemli bir petrol ülkesi olsa ekonomisi nasıl olurdu? "Oil curse", yani "Petrolün laneti"ne inanlardan değilim, ama büyük bir ihtimalle "berbat" olurdu, diye düşünüyorum. Neden mi? Bakın…

Türkiye'nin dünyada neredeyse tekel konumda olduğu ender ürün fındığın başına gelenleri gördükten sonra, Ortadoğu ülkelerini yüz yıldır yakan "petrolün lanetini" düşünemiyorum bile…

Dünya fındık üretiminin yüzde 70'ini tek başına Türkiye gerçekleştiriyor. Fakat buna rağmen, Türkiye'nin "akılcı bir fındık politikası" olmadığı için, bırakın kar etmeyi birtakım "uyanık aracılar" dışında herkes zarar ediyor. Tablo öylesine çarpık ki, neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Fındığın esas tüketicisi dünya çikolata sanayii. Bu sektörle birlikte yıllık ortalama fındık talebi 750 bin ton civarında. Oysa sadece şu anda sadece Toprak Mahsülleri Ofisi'nin depolarında bekleyen 650 bin ton fındık var. Buna bir de bu yılın fındığını ekleyin. Böylelikle arz ve talep dengesizliğinin geldiği boyutu bir düşünün. Bir ülke dünyada neredeyse tekel olduğu bir ürünü bu kadar mı vizyonsuz yönetir? Haksızlık yapmayalım, bu çarpıklığın tek sorumlusu AK Parti Hükümeti değil. Bugün karşı karşıya olduğumuz "fındık çıkmazı" hükümetlerin yıllardır sürdürdüğü popülist politikaların sonucu ortaya çıktı. Oy uğruna verilen kontrolsüz destek çiftçiyi ihtiyaçtan fazla üretime teşvik etti. Üretim arttıkça fiyat düştü, fiyat düştükçe çiftçi ağlamaya başladı ve hükümetler hazine kasasından depolarda çürütmek pahasına alım yaptı.

Türkiye yılda 2 milyar doların üzerinde ihracat geliri elde edebileceği mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu fındıktan böylelikle zarar etmeye başladı.

Öyle ki hükümetin bu yıl bütçeden TMO'ya aktardığı 4 aylık "görev zararı" 1 milyar 268 milyon TL. Toplam zarar şimdiden 3 milyar TL'yi buldu. Ve işin kötüsü bu işten ne üretici memnun, ne de tüketici. Peki, ya bu noktaya nasıl gelindi? Daha önce de yazdım, bu işte kritik tarih 2006. Çünkü 2006'da Fiskobirlik geçmiş yılların popülist yaklaşımıyla fındık alım fiyatlarını yukarı çekmek için uğraşırken Başbakan Erdoğan iki önemli argümanla buna karşı çıkmıştı. Demişti ki;

1- Fiskobirlik yüksek fiyattan fındık alarak stok yapıyor, bu fındıkların çoğu depolarda ya çürüyor ya da zararına yağlık olarak fabrikalara gönderiliyor. Devletin sırtına yüklenen fatura 1.5 milyar YTL. Bu da bir nevi hortumculuk!

2- "AK Parti Karadeniz'den oy alamaz" diyorlar "Türkiye biteceğine partim bitsin."                                                                                                                                        Acaba ne oldu da üç yıl önce böylesine cesur çıkışlar yapan Erdoğan Fiskobirlik'i devre dışı bırakıp TMO üzerinden söylediklerinin tam tersini yapıyor?

Maalesef bu sorunun tek bir izahı var seçim ve oy kaygısı… Başka türlü hiç kimse kısa, orta ve uzun vadede hemen, hemen herkesin aleyhine işleyen AK Parti hükümetinin fındık politikasını, daha doğrusu politikasızlığını izah edemez. Yok, eğer petrol gibi fındığın da bir "laneti" olduğuna inanıyorsanız, o zaman bir izah daha var. Bu ikinci izah, 1950'li yıllarda Türkiye'nin en büyük fındık tüccarı olarak iki defa iflasın eşiğine gelen Rum asıllı Trifonidis'in "Fındık Manifestosu"dur. Madem hükümetler yıllardır akılcı bir fındık politikası üretemiyor gelin Ulusal Fındık Konseyi'nin sitesinde de yer alan canı yanmış bir fındık tüccarının 1964 tarihli şu muhteşem manifestosuna kulak verelim. 1- Fındık dinsizdir. 2- Fındık imansızdır. 3- Fındık nikahsızdır. 4- Fındık kitapsızdır. 5- Fındık namussuzdur. 6- Fındık işini iyi bilirim diyen de, yaparım da diyen de delidir. 7- Fındık işinin ilerisini görür öyle yaparım diyen zırdelidir. 8- Fındıktan korkmayan Allah'tan da korkmaz.                                                                 9- Fındık hakkında konuşurken başkalarını dinle fakat tatbik etme.                                 10- Fındığın alış ve satışında fazla ısrar edersen, evvela malına sonra da canına mal olur.

Şimdi gel de "fındığın lanetine" inanma!



Bu Haber 252 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI