Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
8 Kasım 2013 Pazar
İSMAİL SARI
Camilerimiz ve Cami Sorumluları

Bizler, (kendimi ayırmıyorum) din görevlileri ve sorumlu kişiler olarak başkalarına va’zu – nasihat etmeyi, dinin güzelliklerini ve yasaklarını anlatmayı çok severiz de bir türlü kendimize öğüt vermeyi beceremeyiz. Belki de hoşumuza gitmez. Hani atalarımız demişler ya; “Mum, dibine ışık vermez” aynen onun gibi kendimizi aydınlatmada ihmalkâr kalırız. Bunun için de başkalarına söylediklerimizden umduğumuz neticeyi alamayız.

***                      ***                   ***

Çokça anlatılan ve geniş geniş yorumu yapılan bir Hadis-i Şerif vardır: “Kullükküm ra’ın ve küllükküm mes’ülûn an ra’ıyyetih yani hepiniz, sürüsünden sorumlu çoban gibisiniz; maiyetinizde olanlardan sorumlusunuz.” Bu anlatımın içerisine bir türlü kendimizi yerleştiremeyiz. Kendimizi bu sorumluluğun dışında tutmak işimize gelir. Veya kendi görevlerimizi çok güzel yaptığımızı sanırız.

Meslektaşlarım belki bana darılacaklar ama kendi içimizde “özeleştiriye” de ihtiyaç vardır. Ben, camiye gittiğim zaman “Uydum İmama Allah’u Ekber” diyorum. Benim uyduğum kişi benim sorumluluğumu üstlenen kişidir. Benim ibadetimin kabule şayan olması için namazda “HUŞU (Gönül huzuru)” içinde olmam lazım. Bütün meslektaşlarım bilir ki, Kur’an’ın Mû’minûn sûresinin ikinci ayetinde Allah (c.c.), “O mû’minler ki, namazda (HUŞU) içindedirler.” Buyuruyor. Namazdaki huşu duyamama nedenlerine örnek vererek meslektaşlarıma biraz tarizde bulunmak istiyorum. “Dost, acı söyler ama gerçeği söyler.”

Camilerdeki Huşu nasıl kaçıyor?

Gönül huzuru içinde namaza duruyoruz; Bir müzik sesi başlıyor ki, deyme keyfine gitsin. Çeşitli şarkılar, türküler, ilahiler… Ne huşu kaldı, ne huzur. Hepsi gitti. Cep telefonlarındaki müzik anarşisi, hepsini bitiriyor.

Şimdi, caminin ve cemaatin ibadet sorumluluğunu taşıyan meslektaşlarıma soruyorum. Namaza durulacağı zaman, kamet bitiminde cemaate dönerek “Cemaat, şu cep telefonlarını bir düzene koyunuz bakayım! Sessiz moda mı alacaksınız, kapatacak mısınız; önce halledin ki bizim huzurumuz kaçmasın!” demek, çok mu zor?

İkincisi, Büyük Camide bir Ahmed’imiz var. Namazın en tatlı yerinde bir telefon sesi duyulur, Ahmet başlar: “Telefonları kapatalım, telefonları kapatalım!..” Gene gitti bizim “HUŞU”

Üçüncü olarak, bir Harun’umuz var. Namazın veya duanın en tatlı yerinde tipik sesler çıkarır; “Senin kızın var mı?..” der, gülmemek için bir sürü insan kendini zor tutar.

Daha örnekler var da bu kadar yeter.

***                      ***                   ***

Bütün bunlarda cami görevlilerinin bir sorumluluğu yok mu? Yoksa bunun sorumlusu kimdir?

Hepimiz ibadeti, ebedi hayatımızı kurtarmak için yapıyoruz. Değilse niçin uğraşalım. Allah (c.c.)’ın, mü’minin sıfatlarından birinci sırada saydığı “Namazda huşu”yu sağlayamadıktan sonra boşuna yorulmanın bir mantığı yoktur.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

 



Bu Haber 1336 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : hocanın vazifesi mi Tarih : 12 Kasım 2013 / Pazar Üye Adı :ahmet koçak
eskiden safları düzeltin ALLAHIN RAHMETİ ÜZERİNİZE olsun derlerdi...şimdi buradaki ifade rahmet ifadesi...cep telefonu ilanı yeri değil orası..yine de uyarılsa çalıyor cep telefonu...tedbirli olacagız..hocanın bir misyonu var..o değil..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI