Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
28 Kasım 2013 Pazar
MİSAFİR KALEM
Yaşar ARGAN/ Öğretmenlerimiz

Mustafa Kemal Atatürk'ün 24 Kasım 1928’de millet mekteplerinin Başöğretmenliğini kabul ettiği gün doğumunun 100. yılı olan 1981 yılında Öğretmenler Günü olarak ilan edilmiştir. O tarihten itibaren de 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu kutlamalarda protokol töreni dışında öğretmenlerimiz ve öğretmenlik mesleği ve eğitimimizin sorunları ile ilgili birçok şey söylenir, vaatler tenkitler yapılır, beğenilmeyen bu gidişi değiştirir mi? Belki değiştirir ama biz yine şüphe ile bakalım.

İnsana, hayata, kâinata, millete, eğitime, kültüre ve öğretmenimize milli bir bakış kazandıramadığımız müddetçe bu sorunlar devam edecektir.

Öğretmen nedir? Öğretmen bir inanç ve kültür rehberidir. Öğretmen kavimleri üstün bir kültürle ve imanla bezeyerek millet haline gelmesini sağlayan usta bir insandır. Öğretmen insanı bir bütün olarak ele alıp onu kabiliyetlerine ve meziyetlerine göre işleyen, yönlendiren usta bir terbiyecidir.

Milletimizin tarihine baktığımızda en haşmetli olduğu devirler öğretmenlerimizin en liyakatli ve ehliyetli olduğu devirlerdir. 1453 İstanbul’un fethini düşünelim Akşemseddin Molla Gurani, Molla Zeyrek, Molla Hüsrev.. gibi öğretmenler olmasaydı Fatih olur muydu? Yavuz Sultan Selim Mısır seferine çıkarken Ordu-yu humayun Gebze yakınlarında meyve bahçelerinden geçerken mola esnasında Yavuz yeniçeri ağasını çağırarak askerlerin çantalarını ara bakalım izinsiz bir meyve koparan var mı diye sorar. Yapılan aramada hiçbir meyve bulunamadığı söylenince, Yavuz ''Allah'ım sana sonsuz hamd-ü senalar olsun bana haram yemeyen bir ordu ihsan eyledin” diyor şayet askerlerimden izinsiz bir meyve koparan olsaydı Mısır seferinden vazgeçerdim. Çünkü haram yiyen bir ordu ile fetih mümkün olmazdı” diyor.

Aynı olayın bir benzeri Kanuni Sultan Süleyman’ın Avusturya seferinde vuku buluyor. Burada da asker üzüm bağından üzümü alıp parasını bağa bağlıyor. Mola esnasında bir köylü gelip “Sultanım askerlerinden biri bağımdan üzüm koparmış, parasına bağa asmış diye teşekküre geldim” diyor. Bunu duyan Kanuni o askeri buldurup hemen seferden men ediyor. O asker eğer o parayı üzüm bağına asmamış olsaydı bu ordunun adı zalimler ordusu olurdu, ancak izinsiz üzüm aldığı için seferden men cezası aldı, diyor.

Mimarisiyle Mimar Sinan, Şiirleriyle Fuzuli ve Baki, gönül sultanları Sümbül Efendi, Merkez Efendi Yahya Efendi olmasaydı bir Kanuni ve o askerler olur muydu?

Bugün bazılarımız çok sevmesek re tarihte en çok unvan öğretmenlerimize verilmiştir. Şeyh, Derviş, Alp, Hoca Bey, Efendi, Muallim, Öğretmen… Milli mücadelemizin aynı zamanda öğretmeni de büyük şair Mehmet Akif:

Donanma, Ordu birer ihtiyac-ı Mukimdir.

O ihtiyacı fakat öğreten '' Muallim'' dir.

Mahalle mektebi olsaydı bile vaktiyle

ya uğrasaydı kalanlar güzelce tadile

yarım papuşla gezen donsuz üç buçuk zibidi

Bir Arnavut’u isyana kaldırır mı idi diyecek akıncı ruhunu ayakta tutan derviş ve gazilerin yokluluğundan yakınıyor.

Yine Ünyeli hemşerimiz hocaların hocası lakabıyla andığımız rahmetli Ömer Çam Hoca “Bana essah öğretmen lazım, ben essah öğretmen arıyorum” diyerek şu mısraları okurdu:

Muallim ordusu derken çekirge orduları,

Çıkarsa ortaya, artık hesap edin zararı

''Muallimim'' diyen olmak gerektir imanlı

Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı.

Öğretmenler yetiştirilirken halkın ayrılmaz parçası olduğu, milletin gören gözü ve tutan eli aynı zamanda işiten kulağı olduğu mutlaka benimsenmeli, öğretmenlik tercih edilmeyen, mecbur kalmadıkça başvurulmayan bir meslek olmaktan çıkarılmalıdır.

Bugün Fransa’da, Almanya’da öğretmenlik ilk üçte tercih edilen bir meslek iken, Ülkemizde onuncu, sıranın da altındadır.

Öğretmenlik; sayısal çoğunluk nedeniyle küçümsenmemeli, aksine bu bir kazanç olarak görülmelidir ve mutlaka kazanca çevrilmeli özenle seçilmeli, yetiştirilmeli, aynı zamanda toplumun tüm katmanlarına nüfus edebilmelidir.

Yerel yönetimler, tarih, coğrafya öğretmeninden müzik, resim, beden eğitimi,  sanat tarihi ve rehberlik gibi faaliyetlerinde öncelikle bu öğretmenlerimizden yararlanılmalı, onları motive etmeli, Milli Eğitim sistemimizde baştan aşağı kendini yenilemelidir.

Hayatta lazım olanları öğretmeli, gereksiz yüklemelerden kaçınılmalıdır.

Yetiştirteceğimiz öğretmenler en az bir dil bilmeli, doğu ve batı kültürüne hâkim olmalıdır. Aynı zamanda her yıl düzenli seyahat edebilme imkânına sahip olmalı, araştırma ve inceleme yapmalı, kazanımlarını yeni nesillere aktarmalı ki tekrar tarihteki görevine dönebilsin.

Bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü tebrik eder, onlar sayesinde ülkemize gençliğimize aydınlık yarınlar dilerim.

Yaşar ARGAN

Şeyh Yunus Emre Derneği Başkanı

 



Bu Haber 931 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI