Tanrı Musa’ya seslendi.
Ya Musa!.. Git Firavun’a söyle!.. İsrail benim ilk oğlumdur. Onu serbest bıraksın! Ki bu, bana ibadet olsun. Eğer ibadet etmezse… Mısır’da doğan her ilk erkek çocuğu öldüreceğim.
Musa Firavun’a gitti. Tanrı’nın emrini tebliğ etti. Firavun Musa’yı alaya aldı. Senin bir, benim bin Tanrı’m var. Senin o bir Tanrı’n benim bin Tanrı’mla nasıl baş edebilir? Dedi.
Musa ve kavminin Mısır’dan çıkmasına izin vermedi. Esir İsrail kavmi, Nil nehrinin deltasındaki, sağ kolu üzerinde Firavun II. Ramses’e başkent olacak Pi Ramses kentini kurmağa devam etti.
Musa’nın eşi Tisippora bir gün çölde Tanrı’yla karşılaştı. Tanrı:
Vadenin dolduğunu, ilk doğan oğulları öldürmeğe onun oğluyla başlayacağını söyledi.
Tisippora ağladı. Kendisine çok değerli bir kurban sunarsa, oğlunu bağışlayıp bağışlayamayacağını sordu. Tanrı kabul etti,. Tisippora telaşla yerden bir taş aldı. Oğlunun gulfesini (sünnet derisi) o taşla keserek Tanrının önüne attı. Mısır’da erkeklik organı bereket sembolüydü. Onun gulfesini Tanrı’ya sunmak kurbanların en değerlisiydi]
Mısır’da, Kahire’nin 15 km. güneyinde Nil’in batı kıyısındaki Sahhara’da, 45km boyuncauzanan antik Mısır mezarlığının IV. Firavun Sülalesi anıt mezarlarının duvarlarında, ilk sünnet tasvirleri görülmektedir. IV. Sülalenin altı Firavunu MÖ 2620-2500 yılları arasında yaşamışlardır. Musa’nın MÖ 1200 yılları ile Hz. İbrahim’in yaşadığı MÖ 1800 lerden yüz yıllarca önce, demek ki Mısır’da sünnet yapılmaktaydı.
Efsaneler daha da ileri giderek sünneti, ilk yaratılan insana kadar geriye çeker.
Bu efsanelerden biri şöyle der:
Hz. Adem’in ilk karısı Hz. Havva değil Lilith’di. Lilith, Hz. Adem gibi kendisinin de topraktan yaratıldığını, dolayısıyla eşit olduklarını iddia ederek Tanrı’ya isyan etti. Ademin altına yatmamak için …Cennetten kaçarak Kızıldeniz’e gitti. Orada Şeytan’larla buluşarak ilişkiye girdi. Günde, yüzden fazla şeytan doğurmağa başladı. Lilith, Adem henüz Cennet’ten kovulmamışken oradan kaçtığı için ölümsüzdü.
Ama Tanrı ona, Adem’e itaat etmediği için her gün yüz çocuğunu öldürme cezası vermişti.
Lilith kendi Şeytan çocuklarını öldürme yerine, insan çocuklarını öldürmeyi yeğledi. Bunu sağlamak için de Mastürbasyon yapan erkeklerin menilerini çalarak kendini döllüyordu. Ayrıca her gece yalnız yatan erkeklerin koynuna girerek onlara ıslak rüyalar gördürüyor, boşalttıkları menilerle de insan çocukları doğuruyor, cezasını ödüyordu.
Sonra insanlar sünneti icat ettiler. Çünkü sünnet, çocuklarını Lilith’ten koruyordu.
Tevrat’ın tefsiri Kabbala böyle söylüyor. Ama gerçek bambaşka.
Anadolu ve Mezopotamya uygarlıklarında, Kibele, İştar, İnanna gibi anaerkil dinlerin Tanrıça’larına , erkek rahiplerin penisleri kendileri tarafından kökünden sünnet edilerek kurban sunusu diye atılırdı. [Bu gelenek, Osmanlı Sarayı Harem Ağaları’na aynen uygulanmıştır. AK ve Kara Ağa’lar, çocukluklarında, Saray cerrahları tarafından aynen böyle kesilerek hadım edilirlerdi. Cerrahlar yaraya bir tas sirke döker, enfeksiyona karşı önlem almış olurlardı. Çocuklardan ölenler ölür, kalan sağ hadımlar, Harem Ağası olmak için eğitilirlerdi. Yaşlanıp ölen Ak ve Kara Ağalar’ın tümünün yüreklerinin üstüne bastırarak sakladıkları keselerden, kendilerinden sonra hadım edilen çocukların kesilerek atıldıkları yerlerden gizlice alınıp kurutulmuş organları çıkıyordu. Zavallı insanlar, kurutup sakladıkları bu küçücük erkeklik organlarının kendilerine, Mahkeme-i Kübra’da erkek olduklarına dair şahitlik edeceğine inanıyorlardı. Böylece cinsiyetsiz olmaktan kurtulacak, cennete girme hakkı kazanacaklardı ]
Sonraları, Pagan dinlerin uyguladığı sünnet, semavi tek Tanrı’cı dinler tarafından meşrulaştırıldı.
Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’ta Tanrı Yahve, İbrahim Peygamber’e sünneti şöyle emreder: [ Gel seninle bir akit yapalım. Bu akit senin soyunla benim aramda geçerli olsun . Sana Kenan ülkesinin topraklarını vereceğim. Ve soyunun Tanrı’sı olacağım. İçinizden her erkeği sünnet edeceksin ki bu seninle benim aramdaki aktin delili olsun. Nesiller boyunca her erkek çocuk sekiz günlük olunca sünnet edilecek. Buna köleleriniz de dahildir]
Bu emir İbrani’lerce öylesine katı kurallarla uygulanır ki, sünnetsizler saf değil pistirler. Dini törenlere katılamaz, mabetlere giremezler. Hatta, Kudüs’e girmeleri kesinlikle yasaktır.
İbrahim Peygamber, sünnet emrini aldığında 99 yaşındaydı. Ve derhal sünnet olmuştu.
İnciller içinde yalnız Luka İncili İsa’nın sekiz günlükken sünnet edildiğinden bahseder. İsa bir Yahudi olarak doğduğuna göre böyle olması zaten normaldi.
Diğer İncil’lerin kimi sünneti yargılar kimileri de sünnet yararlı mı değil mi diye sorgular.
İnananlarından biri İsa’ya sorar: Sünnet yararlı mıdır?
İsa: Sünnet yararlı olsa yaratıcımız erkekleri analarının karnından sünnetli olarak çıkarırdı diye cevaplar.
Daha sonraları hırıstiyanlar: Tanrı katında iman sünnetten değerlidir. Atamız İbrahim iman ettikten yıllar sonra pir yaşında sünnet olmuştur. Biz de Ata’mız gibi iman sahibiyiz. O halde bizim sünnet olmamıza gerek yoktur diyerek sünneti rettetmişlerdir.
Kur’an, emrettiği dinin tek kaynağının kendisi olduğunu bildirir. Nahl suresinde: [Sana bu kitabı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olsun.] der.
Bu ayette her şey için ayrıntılı bir kılavuz olan Kur’anın erkek ve kadınları sünnet etme emrini de insanlığa iletmiş olması gerekmez miydi.? Oysa Kur’an bu konuya hiç değinmez. Hatta Tevrat’taki her kıssa Kur’anda yer aldığı halde İbrahim Peygamberin sünnet kıssasından da hiç söz etmez. Üstelik erkek ve kız çocukların cinsel organlarını kesme anlamında kullandığımız sünnet kelimesi Arapça’da : [ bir geleneği sürdürme anlamındadır ama, bu sözcük de Kur’anda yer almaz.
İslam bilginleri, Peygamber’imiz Hz. Muhammet’in sünneti hakkında da fikir birliğinde değillerdir. Bazıları onun Peygamber sünnetiyle doğduğunu, bazıları dedesi tarafından sünnet edildiğini, bazıları da meleklerin sünnet ettiğini söylerler. Bu söylentiler Müslümanları, Peygamber’imizin sünnet edilmediği sonucuna vardırmıştır. Büyük İslam yazarları da Peygamber’imizin sünnetinden hiç bahsetmezler.
Kur’an, insan yaratılışının mükemmelliğini defalarca tekrarlar. Allah’ın yarattığını değiştirmenin şeytana kulluk olduğunu söyler. Kur’anda bu kadar açık delil varken onun sünnet konusundaki sessizliğine [ dinimiz sünneti emrediyor] şeklinde yorumlar üretilmesine ne demeli?
Dünyada, sünnetin en yoğun şekilde uygulandığı ülkeler, Müslüman ve Yahudilerin yaşadıkları ülkelerdir.
Ancak, mastürbasyonun zararlı olduğu hakkındaki bilgilerin yanlışlığı henüz kanıtlanmadığı zamanlarda, hıristiyanlar, gençliği bu çok zararlı alışkanlıktan korumak ve cinsel ilişkiden haz alma duyularını köreltmek amacıyla sünnete başvurmağa başlamışlardır.
Çünkü sünnet: Penisi kısaltır, eksiltir, inceltir, duygusuzlaştırır. Cinsel isteği azaltır. Öyleyse mastürbasyondan kurtulmanın tek yolu sünnettir. Ve yine çünkü: Erkeklerin kesilip atılan sünnet derisinin büyüklüğüne göre mastürbasyon ve seksten aldıkları haz %51 le % 80 arasında azalır. Bunun nedeni: Penis başını (GLANS) koruyan üst derinin taşıdığı binlerce haz duyusu sinirinin kesilip atılması, böylece açıkta kalan glansın çamaşıra sürtünme sonucu nasırlaşarak duygusuzlaşmasıdır.
Bunu bilen İngiliz ve Amerikalı doktorlar, daha pek çok sebep ileri sürerek sünneti yaygınlaştırmışlardır. Örneğin sünnet: Verem, egzema, sara, kalça çıkığı, kabızlık, basur, ishal, şeytan aldatması, baş ağrısı, histeri, göz bozuklukları, aptallık, geri zekalılık ve en önemlisi çocukların yatak ıslatması gibi hastalıklarını tedavi ediyor demişlerdir. Mastürbasyon felç ve kalp hastalıklarının sebebidir demişlerdir. Belleği zayıflatır, genci dikkatsiz yapar, pek çok erkeği delirtir. İleri yaşlarda intihara sürükler.
Bu gibi belalar sayılıp döküldükçe değerli pek çok doktor da sünneti savunur olmuşlardır. Amerika’da günümüzde bile sünnet hala yapılmaktadır.
ERKEK VE KADIN SÜNNETİ
Erkek organının sünnet derisi, çocuk üç yaşının sonuna gelene kadar penis başına yapışıktır. Anne ve babalar, sünnet anında kesmeğe kolaylık olsun diye, çocuklarının organındaki üst deriyi geriye çekerek başı dışarı çıkarmağa çalışırlar. Başaramadıklarını görünce de telaş içinde doktor ve sünnetçilere koşarlar. Bunların pek çoğu yaratılış gerçeğini bilmedikleri için merak etmemelerini, sünnet sırasında deriyi bir mille penis başından ayırıp keseceklerini söylerler. Tıpkı kesilmiş bir hayvanın derisinin yüzülmesi gibi.Bilmedikleri gerçek, erkek çocuğun üst derisinin üçüncü yaşı bitinceye kadar penis başına yapışık olduğudur.
Değişik ülkelerde erkek ve kız çocuklara ayrı tiplerde sünnet uygulanır.
Erkek sünnet tipleri:
1- Penis başını örten üst derinin kesilmesi
2- Penisin tüm üst derisinin soyularak kesilmesi
3- İdrar kanalının testislerden penis başına kadar yarılması şeklindedir. Bu tip sünneti Avustralya yerlisi Aborjinler uygular.
Kadın sünneti dört tiptir:
1- Üst deri klitorisle birlikte kesilir.
2- Klitoris ve küçük dudaklar birlikte kesilir.
3- Dış ve iç dudaklar kesilir. Vajina dikilerek giriş kapatılır. Yalnız idrar çıkacak kadar bir aralık bırakılır.
4- Bu tip sünnet hepsiyle birlikte vajinanın kesilmesi, yakılması, dağlanması gibi kabul edilemez bir vahşeti içerir.
Not: Sünnet tipleri, Yazar, Nil Gün’den alıntıdır.
Kadın sünneti, maalesef gene çoğunlukla Müslüman ülkelerde uygulanıyor. Afrika’daki otuza yakın ülkede. Özellikle Mısırda.
Sudan’da, bekaretin zorunlu olarak korunması için vajina dikiliyor, ancak kadın evlendiği gün kesilerek açılıyor, böylece erkek aldığı malın kullanılmamışlığından kesinlikle emin oluyor.
Müslüman toplumlar içinde kadın sünneti, sadece bizim ülkemizde uygulanmıyor.
Amerika’da klitorisi keserek, hatta, yumurtalığı alarak yapılan kadın sünneti, 1880 yılından sonra süratle yaygınlaştı.
Doktorlar, mastürbasyonun sebep olduğu, yukarda sayılan hastalıklara, son olarak, aşırı seks arzusunu artırdığı, kanser ve hiv/AİSD bulaşması yalanını ekliyerek kadınları ameliyata razı ettiler.
Onlara göre bu hastalıklar, kadınların cinsel organlarından kaynaklanıyordu.
(Avrupa birliğine alınmamamız için son bahane)
20 Mayıs 2009 tarihli HÜRRİYET GAZETESİNDE aşağıdaki haber yayınlandı:
Avrupa Parlamentosu’nun İngiliz vekili Robert Kilroy- Silk, Türkiye’ ye ülkesinde, tek bir kadının sünnet edilmediğini kanıtlayıncaya kadar AB ye üye olamayacağını bildirdiniz mi? Diye sordu.
AB komiseri Olli Rehn:
Türk yetkilileri bilgilendirdik. Cevabını verdi.
Oysa kadın sünneti, Türkiye’de değil Afrika ve Kuzey Irak’ta yaygın olarak görülüyor.
Olli Rehn, Avrupa Parlamento üyesi Robert Kilroy-Silk’in, Türkiye’deki kadın sünnetleri ve töre cinayetleri konusundaki sorusuna açıkça cevap vermeyerek sadece:
Hiçbir kadın ve kızın sünnet edilmediği yönünde kesin kanıt sağlayamayan hükümetlerin, AB ye girmesine izin verilemeyeceği konusunda bilgilendirildi demiştir.
İngiliz vekilin diğer önergesi ise şöyleydi.
Avrupa Parlamentosu komisyonu Türkiye’yi :
Töre cinayetleri denilen şey durdurulmadan AB ye katılma şansı olamayacağı konusunda haberdar edecek mi?
Vekil ayrıca:
Araplara hiçbir şey borçlu değiliz. Onların intihar bombacılarından başka, insanlığa, ne katkıları oldu ki? Diye sorması üzerine aldığı tepki, ırkçılıkla suçlanma olmuştur. Hepsi bu kadar.
AB deki genel kanı:
Cinsel istek körelsin, başlık parası artsın. Düşüncesiyle yapılmaktadır şeklindedir.
Çünkü:
Kadın sünnetinde, cinsel zevk veren klitoris ve prepuslalar alınıyor veya dağlanıyor. Bazen vajina dudakları da kesiliyor ki buna: Firavun sünneti deniliyor.
Cinsel organın büyük bölümü dikiliyor. Genelde sünnet 8-14 yaş arasındaki kızlara uygulanıyor.
Kadının cinsel isteğini küçük yaşta asgariye indirmek, cinsel ilişkiye girmekten soğutmak, böylece evlenene kadar bakire, evlendikten sonra da eşine sadık kalmasını sağlamak amaçlanıyor.
Cinsel organı daha sıkı dikilen kızın başlık parası da yüksek oluyor.
Sudan, Somali ve Eritre başta olmak üzere Afrika’nın otuz ülkesinde kadın sünneti uygulanıyor. Bu ülkelerdeki kadınların % 72- 99 u sünnetli. Ayrıca Latin Amerika
Ve doğu Hindistan’daki bazı Müslüman toplumlarda da yaygın bir uygulama.
Bu konuda, Kuzey Irak’taki Kürt Parlamentosu kanun çıkarmayı reddediyor
Bu verilere göre dünyada her gün yaklaşık altı bin genç kız sünnet ediliyor. Yüz elli milyon sünnetli kadın var.
Binlerce yıllık bu uygulamanın İslam ile ilgisi olmasa da yaygın inanç sürüyor.
HÜRRİYET GAZETESİ 20 MAYIS 2009
Avrupa Parlamento üyesi Robert Kilroy-Silk’in soru önergesine AB komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in verdiği politik yanıt, TBMM üyelerini kızdırdı.
Meclisten tepkiler şöyle:
Güldal Akşit: TBMM Kadın-Erkek eşitliği komisyonu üyesi AKP.
Türkiye’yi yakından tanımak istemeyenlerden büyük çirkinlik.
Canan Arıtman: Kadın Erkek eşitliği komisyonu üyesi CHP
Kadın-doğum uzmanıyım. Bu konuda tek olaya şahit olmadım. Olunduğunu da duymadım.
Aşkın Aslan: Türkiye-Akdeniz Parlamenterler asamlesi üyesi CHP
Bu eski bir adet. Türkiye ile alakası yok. Dinimizle de alakası yok. Türkiye Afrika ülkesi değil.
Nur Serter: TBMM eğitim komisyonu üyesi CHP
Türkiye’yi, geri kalmış İslam ülkeleriyle eşitleme gayreti.
Daha pek çok üyenin isyanı….
Vatan Gazetesi: 20 Mayıs 2009
*** *** ***
Kadın ve erkek sünnetinin faydası olarak anılan nedenlerin tümünün, özellikle de mastürbasyonun yukarda sayılan hastalıklara sebep olduğunun yanlışlığı ispatlandı. Sonra da sünnetin gereksizliği, eksiksiz ve mükemmel yaratılmış bir bedenin bu yolla sakatlandığı, kadın ve erkeğin seks anında duyduğu hazzın büyük ölçüde azaldığı kanıtlandıktan sonra hırıstiyan hatta bazı Yahudi toplumlarında, hem kadın hem erkek sünneti yasaklandı.
Ancak sünnet, büyük miktarda gelir sağlayan bir uygulama olduğu için gizli ve aşikar olarak devam ediyor.
Kıyafetleri, sünnet düğünleri, sünnet ziyafetleri ve ameliyat, çok miktarda para ihtiyacı doğurur. Sünnet her uygulanan ülkede başlı başına bir sektördür.
ABD de sünnet derisi bir ticaret maddesidir. Özel hastaneler, kendi kestikleri sünnet derilerini, Bio-Araştırma laboratuarlarına ve ilaç şirketlerine satıyorlar.
İşlenen sünnet derileri, yanık tedavinde, deri ülserlerinde, bir çeşit nefes alabilen bandaj sanayinde kullanılıyor.
Tek bir bebeğin üst derisinden yedi yüz elli ila bin dolar kazanç elde edildiği hesaplanıyorsa ve sektörün yıllık ortalama kazancı iki milyar dolarsa sünnetin daha çok uzun yıllar devam edeceği söylenebilir..