Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
7 Şubat 2014 Pazar
MİSAFİR KALEM
Özlem K. Şirin Ünye İlçe Vaizesi / Sembolleriyle umre ibadeti

Umre; imar etmekten gelir. Umre yolculuğu, bir ibadet yolculuğudur. Kişinin manevi hayatını gözden geçirmesi ve ruhi bir yenilenme gerçekleştirebilmesi için önemli bir fırsattır.

 

Yaptığımız her ibadet, bizlere bir şeyler öğretir. Namazla sükûtu öğreniriz, sükûneti hissederiz. Bu sükûnet içerisinde Rabbimizle beraber olmanın zirvesini yaşarız. Oruçla tutmayı öğreniriz; azalarımızı tutmayı, dilimizi tutmayı, öfkemize hâkim olmayı, nefsimize hâkim olmayı… Zekat, bizlere tezkiyeyi öğretir. Bizi ve malımızı temizler zekât. Bizi günahlardan, malımızı haramlardan arındırır. Ve… Hacc ya da ‘hacc-ı asgar’ dediğimiz Umre, insanın kendi özüne dönmesidir. Dünyevi tüm bağlardan kurtulmak, dünyalıklardan soyunmaktır.

 

Umre; imar etmekten gelir. Umre yolculuğu, bir ibadet yolculuğudur. Kişinin manevi hayatını gözden geçirmesi ve ruhi bir yenilenme gerçekleştirebilmesi için önemli bir fırsattır. Ancak bu fırsatı değerlendirebilmek için başından sonuna kadar bu yolculukta ibadet bilincinin muhafaza edilmesi gerekir. Bu bilinç kaybedildiği anda yapılan yolculuk anlamını yitirir ve içi boşaltılmış bir seyahate dönüşür.

 

Şu gerçek herkesin malumudur; dünyada hiçbir yer yoktur ki giden tüm insanlar tarafından ortak bir kanaatle beğenilsin. Türkiye’nin ya da dünyanın en güzel kabul edilen bir yerine 100 kişiyi götürseniz birinin beğendiğini diğeri beğenmeyecek, tekrar tekrar gitme hususunda hepsi aynı isteği duymayacaktır. Ama Mekke- Medine için böyle mi? Milyonlarca insan gidiyor ve istisnasız hepsi tekrar tekrar gitme aşkıyla yanıp tutuşuyor. Burada yürümekte zorluk çeken amcalarımız, teyzelerimiz orada, o kutsal mekânlarda adeta kuş olup uçuyorlar.

 

Peki, nedir orayı böylesine cazip kılan şey? Mekke, K. Kerim’de “ekin bitmeyen bir vadi” (İbrahim, 37) olarak nitelendirilir. Etrafı dağlarla çevrili,  karakteristik çöl iklimi özelliği gösteren ekin bitmez bir yer. Yine baktığımızda Kâbe; taştan, kerpiçten yapılmış küp şeklinde bir bina. Ama O, artık taş olmanın çok ötesinde bir anlam taşır. “Beytullah” diyoruz, “Allah’ın evi”… Oraya giden “Dayfu’llah” yani “Allah’ın misafiri” olarak adlandırılır. Ne demek “Allah’ın misafiri” olmak?

 

 “Kime ki Kâbe nasib olsa Hüda rahmet eder,

 

Her kişi hanesine sevdiğin davet eder.”    (NAHİFİ)

 

Demek ki Cenab-ı Hak oraya sevdiğini davet ediyor ve davet ettiğine de rahmetle, merhametle ikram ediyor. O halde bu güzelliklere nasıl erişilecek, oraya gidip gelmek yeterli midir o rahmete mazhar olabilmek için? Elbette yeterli değil. Eskiden develerle yapılırdı şimdi arabalarla tavaflar yapılıyor. Eğer oraya gidip gelmek yeterli olsaydı dünün develeri, bu günün tekerlekli sandalyeleri de hacı olurdu.

 

Evet… İbadeti ibadet yapan; halisane bir niyettir, şuurdur, bilinçtir. Anlamadan bilincinde olmadan yapılan ibadet, ölü bir ibadettir. Umre ibadeti sembollerden ibarettir. İhram, tavaf, sa’y… hepsi birer sembol.

 

İhram: Allah katında iddiasızlığın, mahviyyetin bir ifadesidir. İhramla birlikte her şey terk edilir. Dünyalıklar, çoluk- çocuk, her şey. Allah’ın bize emanet verdiklerini Allah’a emanet ederiz. Eşimizi, dostumuzu, çevremizi geride bırakır, artık orada Hz. İbrahim’i, Hz. Hacer’i, Hz. İsmail’i ve Sevgili Peygamberimizi kendimize dost ediniriz.

 

Namaz için iftitah tekbiri ne ise hac için de ihram odur. Nasıl ki iftitah tekbiriyle dünyayı arkaya atarız, ihram ile de dünyayı dünyalıkları geride bırakırız.

 

Tavaf: Kâbe’nin etrafındaki dönüş. Her bir dönüş, bir şavt, yedi şavt bir dönüştür. Kâinattaki her şey tavaf halindedir. Gece ile gündüz birbirini takip ediyor, mevsimler hareket halinde, dünya dönüyor, tüm eşya tavaf ediyor. Yalnızca görünen âlem değil görünmeyen âlem de tavaf ediyor. Beytü’l Ma’mur dediğimiz Kâbe’nin yedinci kat semadaki izdüşümünü her gün yetmiş bin meleğin ziyaret ettiği ve bir kez tavaf edene ikinci kez sıra gelmediği rivayet edilir (Buhari, Müslim). Dolayısıyla tavaf etmek, arşın etrafında dönen meleklere benzemektir.

 

Sa’y: Gayret, çaba… Safa ile Merve tepeleri arasında dört gidiş, üç gelişten oluşan bir ibadet, Hacer validemizden bize kalan bir miras, teslimiyet dolu bir arayış… Hz. Hacer yönüyle su arayışı, bize bakan yönüyle en çok ihtiyaç duyduğumuz erdemlerin arayışı. Tabi çöldeki susuz insanın suya duyduğu hasretle aramak, yana yana aramak tıpkı Hacer gibi. En azından niyet ve niyazımızın bu yönde olması…

 

İşte her şeyden evvel bu sembolleri iyi okumalı, iyi anlamalıyız. Çünkü tüm bu sembollerin bir anlamı, mü’mini eğitici bir yönü vardır. Allah, umrelerimizle ömürlerimizi, amellerimizi bereketlendirsin inşallah…

 



Bu Haber 1223 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI